ERBAKAN'IN kızının düğünü hakkındaki yazım çok ilgi gördü. Olumluların yanında ateş püskürenler de az değildi:
Erbakan, Batılılar gibi, kızını koluna takıp nikah salonuna girmekle, "takiyye" yapıyordu!.. Çigan müziği bir "riya" idi! Türban asla şık olamazdı! Madem herkes istediği gibi yaşasın diyordum, öyleyse düğünde içki ikram edilmemesini niye eleştirmemiştim?..
Demek ki, ben "gizli şeriatçı" idim!
Ak - kara! Hayatın çeşitli renkleri yok!
Bu eleştirilerde özel bir "çağdaşlık" anlayışı var: Belirli tek tip bir 'çağdaş yaşam' şeklini modernleşmeyle özdeşleştiriyor. Değişik modernleşme şekillerinin olabileceğini kabul etmiyor, aksine kötü, hatta iç düşman sayıyor.
Bu, Tek Parti devrinde değişik modern fikirlere bile izin verilmemiş ve çağdaşlıkla 6 Ok'un aynı şey sayılmış olmasından kaynaklanan tek boyutlu, dar bir modernlik anlayışının günümüzdeki devamıdır.
* * * MODERNLEŞME deyince dünya ne anlıyor? İşte, Fontana'nın Modern Düşünce Sözlüğü'ndeki modernleşme maddesi: "Zamanımızda özellikle Eisenstadt ve Rostow gibi sosyal bilimciler tarafından, toplumlarda sanayileşme ve mekanizasyon süreçlerini izleyen gelişmelerin tamamı için kullanılan bir terim. Sosyal sınıflar arasındaki sınırların yumuşaması, sosyal hareketliliğin artması, eğitimin yaygınlaşması, endüstriyel ilişkilerde yeni müzakere süreçlerinin gelişmesi, genel oy hakkının yayılması, sosyal hizmetlerin gelişmesi gibi süreçler buna dahildir." Peki, bizde resmi ideoloji, 'çağdaşlaşma'yı anlatırken bu sosyolojik faktörlerden hangilerine ne ölçüde önem veriyor?!
Hatta Osman Ulagay'a göre, bizde "çağdaşlaşma" adına sosyal hareketlilik engellenmiş, köylü köyünde tutulmak istenmiştir. Çünkü bizde modernleşmenin "köylü / tarım toplumundan, şehirli / sanayi toplumuna geçiş" özü kavranmamıştır.
İşte onun için de hala "şekil"e takılıp kalabiliyoruz; türbanlı kızlara modern eğitimi yasaklıyoruz!
* * * AMERİKAN Sanatlar ve Bilimler Akademisi'nin bilimsel dergisi Deadalus'un Kış 2000 sayısının konusu "çeşitli modernleşmeler" (multiple modernities) idi.
Koca bir cilt olan derginin 'başyazı'sında sosyolog Eisenstadt, "kentleşme, modern eğitim, kitle iletişimi ve bireysel yönelişlerin oluşması" gibi toplumsal dinamiklerin "çeşitli modernleşmeler"e yol açtığını, tek tip modernleşme anlayışının eskidiğini anlatıyor.
'Türlü çeşitli' modernleşmelerin ortak yönü, birey'in ortaya çıkmasıdır, kültürel çeşitliliğin gelişmesi, resmi 'merkez' ile toplumsal 'kenar' farkının azalması ve demokrasi taleplerinin artmasıdır.
Resmi ideolojiler, kurumsal din anlayışları, gelenekler, zaten bin çeşidi olan laiklikler aynı şekilde 'çeşitleniyor' ve "melez desenler" oluşuyor: Türbanlı feministler, çigan müzikli içkisiz düğünler, Osmanlı'yı kutlayan Cumhuriyetçiler... ve de direnen eski tip pozitivistler...
İşte İran'da da, Çin'de de, bunlara göre daha demokratik olan Türkiye'de de sistemleri liberalleşmeye zorlayan sosyolojik dinamik...
Eski gözlüklerle görülmüyor ama, şu bir gerçektir ki, "muasır medeniyet" bugün 'çeşitli'dir, liberal ve bireyseldir.