Canlarım, sevgili okurlarım... Ne olur bana tüketici köşesi şikâyetlerinizi göndermeyin. Özellikle yaşlı ve yalnız hanımlardan, emeklilerden, genç kızlar ve delikanlılardan gelen yardım isteklerine cevap verememek beni kahrediyor.
Mesela N.G. benden, Ankara’daki yaşlı annesine ait bir arsa için emlakçı soruyor. M.H. çalıştığı SSK hastanesindeki amirini arayıp izin koparmamı bekliyor. C. okuduğu gazetedeki çıplak kadın fotoğraflarından şikâyetçi, ama gazetesini değiştireceğine bana yazıyor. Bir diğer okurum Turkcell faturasına taksit yaptırabilir miyim diye soruyor... Yapmayın ne olur, beni çok üzüyorsunuz.
Mektubunuza "Ablacığım", "Berrin Hanım Kızım" yahut "Size güvenebileceğimi biliyorum" diye başlayarak beni onurlandırıyorsunuz, ama elimden bir şey gelmeyince, her birinize tek tek cevap yazamayınca, dertleniyorum. Ne olur!..
Şirket kültürü
Edirne yönüne giden bir şehirlerarası otobüs.
Bir yanında kocaman "Ailenizin otobüsü" yazıyor, öbür yanında da "Önce güvenlik!.."
Demek ki şirketin sloganları bunlar... Şoför de fikrini otobüsün arkasında söylemiş:
"Rahmetli de solladıydı – Titanik Necmi".
Kılavuzu karga olanın
Fransa’da bir hadise cereyan eder... Ne bileyim medenî kanunda bir değişiklik yapılır, emeklilik yaşı yükseltilir, meşhur bir şarkıcının eşcinsel olduğu öğrenilir... gazeteler açar, halkın bu konuda ne söyleyeceğini merak ettiği insanlardan görüş alır. Mesela Fransa’nın Orhan Pamuk’una, Fazıl Hüsnü Dağlarca’sına, Bülent Tanör’üne, Nilüfer Göle’sine, eski bir Kültür Bakanı’na, toplumsal sorumluluk bilinci olan bir işadamına, ne bileyim bir İshak Alaton’a görüşünü sorar.
Ama hiçbir gazetecinin aklına manken Laetitia Casta’ya, futbolcu Anelka’ya, rapçı NTM grubuna yahut da sosyete gülü Régine’e açıp "Emeklilik yaşı hakkında ne düşünüyorsun?" demek... gelmez bile. Sorsa da, "Delirdin mi kardeşim sen?" derler adama.
Topluma referans olarak bunları göstereceksin, sonra da "Nasıl seyrediyor insanlar bu Reha’yı?" numaralarına yatacaksın...
Kel alaka
Uzun süredir, Doğu’da kovanlar yaylalara götürülemiyordu; PKK çökertilince yeniden başlamış" diye okuyunca Gözlüklü Martı’nın bir sorusu aklıma geldi:
"Arılar bal yaparken, üç yüz tür ağaca ve çiçeğe konarmış... Ağacını, çiçeğini yok edersen, tabii ki bal arısı eşek arası haline gelir; kabahat kimde?".
Çizgisini tanıyorum, ama karikatüristin adını çıkaramadım. Haslet de yok ki, sorayım.
İnternet’ten gelen bir karikatürde "olması gereken - bizde olan" denilmiş. Bizim her işimiz böyledir. Biri kazar, dört belediye memuru fikir söyler. Anne çalışır, babayla çocuklar "Ne zaman yiyeceğiz, acıktık!" diye hesap sorarlar... Ama bu karikatür Ankara’yı da hatırlatıyor.
Üç buçuk lider konuşuyor. Kemal Derviş ha babam kürek çekiyor.