İslami hareketin hem gelenekçi hem de yenilikçi partileri, ülkemizin yeni dünya düzenine uyumunda Kemal Derviş'e rakip mi olacaklar?
Fazilet Partisi kapatıldığı takdirde gelenekçi kesimin kuracağı yeni partinin liderliği için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın adının geçtiğini duyunca müthiş umutlandım ve zihinsel sıçramalarla epey mesafe aldım.
Trafikte Ortak Akıl Platformu TRAP vesilesiyle tanıma fırsatı bulduğum ve o tarihten bu yana TV ekranlarında ve basında her karşıma çıktığında içimi ısıtan, bende olumlu izlenim bırakan Gürtuna'nın islami hareketin gelenekçi kanadının başına geçmesi, Türk siyaseti için şanstır. Tıpkı Tayyip Erdoğan'ın islami hareketin yenilikçi kanadının başına geçmesi gibi... Tıpkı siyaset sahnemize gökten zembille inen, Hürriyet yazarı Fatih Altaylı'nın deyimiyle "full aksesuar" (mükemmel, dört dörtlük anlamına) Kemal Derviş gibi...
İslami hareketi yıllardır izleyen uzman gazeteci Ruşen Çakır dün NTV'de "Tayyip Erdoğan, globalizmin en kararlı ve ısrarlı savunucusudur. Hatta Kemal Derviş Türk siyaset sahnesinde görünene kadar bu kararlılıktaki tek siyasetçiydi," diyordu.
Ali Müfit Gürtuna'nın da yeni dünya düzenine ayak uydurma ve Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda Derviş ve Erdoğan'dan pek farklı düşünmediğini biliyorum. Zaten artık sadece Türkiye'de değil, dünyada da islami hareket radikal islamcı söylemlerle bir yere varamayacağını anlamış durumda. Merkeze yaklaşıp yeni dünya düzenine ayak uydurarak siyasette varolmanın yollarını arıyorlar.
Dövize talebi körükleyen ne?
Pazar günkü takas operasyonunun bu yana gazetede çalışırken hep bir gözüm cnbc - e'de. 1 milyon 300 bin liraya dayanan dolar ve borsadaki düşüşün seyrini merakla izliyorum.
Arada da bu işten anlayan uzmanları telefonla arayıp, "Hani takas gelecek dertler bitecekti?" diye kendi çapımda hesap sormayı ihmal etmiyorum. 4 gün boyunca aldığım yanıtları merak ediyor musunuz?
* Pazartesi sabahı, piyasalarda rahatlama beklenirken aniden gelen şokun şaşkınlığı yaşanıyordu. Fazilet Partisi tedirginliği dendi. Önümüzdeki 2 ayda kapatılması gereken sendikasyon kredilerinin fazla oluşu dendi. Dolar kurunun yükselmesi, 30 Haziran'daki yarı yıl bilançolarını daha şık hale getirmek isteyen bankaların işine yarar dendi. Telekom Genel Kurulu'nun ertelenmesinin etkili olabileceğinden söz edildi.
* Salı gününe geldiğimizde kamu bankalarının yeni patronu Vural Akışık'ın istifa ihtimali de yukarıdaki gerekçelere eklenmişti.
* Çarşamba günü, Yapı Kredi'nin takasa katılmadığını ve 2 hafta sonra 450 milyon dolarlık sendikasyon kredisinin geri ödemesi olduğu için piyasadan dolar topluyor olabileceğini öğrendim. Yapı Kredi'nin takasa neden katılmadığına ilişkin soruma verilen yanıt ise "elinde takas edebileceği fazla Hazine Bonosu yoktu herhalde. Yüzde 16 - 17'den aşağı net dolar faiziyle ilgilenmedi" oldu.
* Perşembeye geldiğimizde ithalat ödemeleri için dolar toplayanlar olabileceğine işaret edildi. Hafta başında dolar istikrar kazansın diye birkaç gün beklemiş, hafta sona ererken mecburen yüksek kurdan alıma geçmiş olabilirlerdi. Gözlerini Reuters'den ayırmayan bankacılar ise dolara en yüksek fiyatı Citibank, HBN - Amro ve HSBC'nin verdiğine dikkat çekiyorlardı. Söz konusu bankaların doları kendilerinde tutmak için almadıkları, Türkiye'den çıkmak isteyen bıyıklı - bıyıksız yabancı yatırımcıya sattıkları da hatırlatılıyordu.
Sendikasyon kredileri geri ödeme takvimi (Milyon dolar/ Eylül sonuna kadar)