22 Haziran 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Fazilet kapanmamalı...

     Dilerim bu yazıyı Anayasa Mahkemesi yargıçları da okurlar. Zira bu yazının amacı, yargıçlara farklı bir görüş getirebilmek.
     Anayasa Mahkemesi üyeleri sadece hukukun ne dediğine bakmazlar. Söz edilen maddeyi yorumlarken, ülkenin durumunu, siyaseti, iç ve dış dengeleri de değerlendirirler. Dünyanın her yerinde de aynı tip kararlar böyle alınır.
     Eminim, Anayasa yargıçları gazeteleri okuyor, siyasetçisinden askerine kadar herkesin nabzını yokluyorlardır. İstemeseler dahi, taraflar görüşlerini yargıçlara iletme olanağını bulmuşlardır.
     ***
     Ben, Fazilet’in ideolojisini benimsemeyen, onların dünyasını paylaşmayan bir insanım. Laikliğin, Türkiye’nin ve demokratik sistemin temel unsuru olduğuna inanırım.
     Dinin siyaset ve devlet işleri dışında tutulmasını şiddetle savunurum.
     Ben, liberal görüşlü, katıksız bir demokratım.
     Anayasa yargıçları hukuk açısından ne karar verecekler, bilmiyorum. Ben siyasi ve sosyal açıdan bakıyorum.
     Fazilet’in kapatılmasının , ülkeye hiçbir yarar getirmeyeceğinden, aksine gereksiz bir gerilim yaratıp, Türkiye’yi yaralayacağından da eminim.
     Hele, bugünkü gibi, TBMM’de parti kapatmayı zorlaştıran Anayasa maddeleri tartışılırken, Avrupa Mahkemesi eski Refah’ın kapatılması konusunda karar almanın arifesindeyken, yangından mal kaçırır gibi, koşturmanın ne anlamı olabilir? Bu acelecilik kolay kolay anlaşılamaz.
     
Kapanırsa ne olur?
     Fazilet’in mutlaka kapanmasını isteyen güçler, bu şekilde köktendinci akımların korkutulacağını ve susturulacağını vurguluyorlar. Faziletçiler’e gözdağı verilmiş olacağını, partinin kendini yeniden toparlayana kadar kan kaybedeceğine inanıyorlar. Bu şekilde, Erbakan dahil, militan dincilere unutmayacakları bir ders verileceğini savunuyorlar.
     Oysa, büyük yanılgı içindeler.
     1. Fazilet kapandığı taktirde, tam aksine militanlar daha güçlenecek, mağdur duruma sokulacak olan kadrolarda fanatikler egemen olacaklar.
     2. Bu olanaktan yararlanarak, hem taraftarlarını harekete geçirip gerilim yaratacaklar, hem de doğacak sempati çemberini kullanıp daha sert bir politikaya kayacaklardır.
     3. Hemen yeni bir parti kuracaklar ve içlerindeki ılımlı çevrelerin sesini kısacaklardır.
     4. Gerilim piyasalara olumsuz yansıyacak, dolar değer kazanacak ve Türkiye belki de seçime gitmek zorunda kalacaktır. Bu da ekonomik programın bozulması, yani
     3. krizin yakınlaşması anlamına gelecektir.
     5. Türkiye, batı tarafından yerden yere vurulacak, Avrupa Mahkemesi tarafından cezalandırılacak ve demokraside sınıfta kaldığımız (haklı olarak) ilan edilecektir. Zaten kötü olan imaj, daha da kötüleşecektir.
     
Bunca derde değer mi?
     Sorarım size, bunca derde değer mi?
     Fazilet’i kapatarak siyasi İslam’ın kökünü mü kazıyacağımızı sanıyoruz? Köktendinciliği mi bitireceğiz?
     Hayır.
     Kapansa da kapanmasa da, Türkiye’de ne siyasi İslam biter, ne de köktendincilik. Önemli olan bu hareketleri küçültebilmek ve kontrol altında tutabilmektir.
     Fazilet’i kapatıp dövmek, bu hareketlerin üstüne benzin dökmek, yani alevlenmelerini sağlamak olacaktır.
     Akıllı politika, artık üstlerine gidilmemesini gerektirir.
     Zira, Fazilet kadroları 28 Şubat’tan gereken dersi almışlardır. Eski söylev ve tutumlarla, Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olamayacaklarını anlamışlardır. Sistemin bir parçası olmak için değişmeleri gerektiğini görmüşlerdir.
     Görenler, bütün bu nedenlerle ayrılıp yeni bir parti kuracaklardır. Erbakan ile devam edemeyeceklerine inandıkları için, yollarını değiştireceklerdir.
     Yani, Fazilet kapanmasa dahi, bu parti bölünecektir. Dolayısıyla "kapatalım" diyenlerin istediği, Fazilet kapanmadığı taktirde de gerçekleşecektir.
     O zaman tekrar sorayım:
     Kapatmaya ne gerek var?
     Kapatma kararı, Türkiye’nin kendi kendini ayağından vurması anlamına gelecektir.
     Biz bu kadar da mazoşist bir toplum muyuz?
     PS: Bu yazıyı okuduktan sonra, lütfen bana "hukukun üstünlüğü", "adaletin tarafsızlığı" veya "yargıya kimse karışamaz" gibi gerekçelerle e-mail göndermeyin. Zira, aksi ispat edilene kadar, ben Türk yargı sisteminde "hukukun üstünlüğü", "tarafsızlık" veya "yargıya kimse karışamaz" gibi kavramlara inanmıyorum. Yarıgıyı herkes etkiliyor. Özür dilerim.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Çağdaşlaşma?

Melih AŞIK
Enayi füzesi!

Fikret BİLA
Gül: 'Partimiz hazır'

Berrin Cankat
Okur istekleri

Hasan CEMAL
Fazilet, HADEP ve parti kapatmak...

Güneri CIVAOĞLU
Ekonomi... Nereye?

Abbas GÜÇLÜ
Bilimsel araştırmaya paydos mu?

Hurşit GÜNEŞ
Üçüncü kriz şişirmesi

Sami KOHEN
Kim daha şanslı?

Meliha OKUR
İşlem yok, senaryo çok...

Tuncay Özkan
Süpermen, hukuka karşı

Hasan PULUR
Avrupa onu yapmış, bunu yapmış...

Derya SAZAK
Krizde 1 milyon işsiz

Meral TAMER
Gürtuna adıyla umutlandım

Ece Temelkuran
Kıyıdan... Kıyıda...

Tamer HEPER
Turizm beldesine cezaevi olur mu?

Güngör URAS
Çimentocular "üzgün"

M. Ali Birand
Fazilet kapanmamalı...

© 2001 Milliyet