30 Haziran 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Bu kort sizi unutur mu?

Wimbledon’ı kazanmak başka şey, efsane olmak başka. İşte En prestijli tenis turnuvasının unutulmaz isimleri...

     Geleneksel Wimbledon’cıları yerinden zıplatacak bir sürü yenilik var bu sene. Örneğin turnuvanın kendine has seribaşı belirleme sistemi tenisçilerden gelen boykot tehditleri sonucu biraz değişti. Wimbledon, dünya tenisinin patronu ATP’nin koyduğu standartların dışına çıkarak, seribaşı olacak sporcuları çim kortta gösterdiği performansa göre seçiyordu. Ama bu sene toprak kortta başarılı olan tenisçiler isyan etti. Bunun üzerine seribaşı sayısı 16’dan 32’ye çıkarıldı. Ama sistem aşağı yukarı aynı kaldı ve sıralamada ilk 20’de bile bulunmayan Pete Sampras 1 numaralı seribaşı oldu.
     Bu yıl ayrıca kadın tenisçiler erkeklerle aynı miktarda para ödülü istediler. Ama Wimbledon buna da ı-ıh dedi. Bir orta yol bulundu ve erkeklerde yüzde 4,7 artan toplam para ödülü kadınlarda yüzde 6,5 artırıldı. Yani 6 milyon dolara 5,1 milyon dolarlık erkek üstünlüğü devam ediyor. Yetmez; 80 yıldır merkez kort ve 1 numaralı kortta oynanan maçlar saat 14.00’te başlardı, artık bir saat erken başlayacak. Böylece ani yağmurun gazabından kurtulmak planlanıyor.
     Tüm bu değişimlerin yarışmanın ruhuna sirayet etmesi uzun sürebilir. Hem geleceği değiştirmek mümkün ama geçmişe müdahale imkansız tabii. Özellikle de Wimbledon’ı en prestijli Grand Slam turnuvası yapan şampiyonları. Şimdilerde herkes Andre Agassi’den, Kuerten’den, Martina Hingis’ten ve Williams kardeşlerden söz ediyor. Ama bu turnuvayı beş yıl üst üste kazanan Bjorn Borg’u ve 13 yılda dokuz kez şampiyon olan Martina Navratilova’yı da şöyle bir hatırlatmak gerek...
     
     STEFFI GRAF
     Uğruna rakibi bıçaklandı
     Wimbledon’ı 1988-89, 91-93 ve 95-96’da olmak üzere yedi kez kazandı. 87 ve 99’da finalde kaybetti. 1987’de zirveye çıktı ve 374 hafta boyunca orada kaldı. Her Grand Slam turnuvasını kazanan ilk kadın tenisçi oldu (daha sonra her birini en az dört kez kazanan tek isim olacaktı), buna Olimpiyat madalyasını da ekledi. Bir hayranı 1993’te Graf’ın rakibi Seles’i "Graf’a rakip olmasın diye" bıçakladı.
     
     BORIS BECKER
     17 yaşında şampiyon
     22 Kasım 1967’de Leimen, Almanya’da doğdu. Wimbledon’ı 1985, 86 ve 89’da kazandı; 88, 90, 91 ve 95’te finalde kaybetti. 17 yaşında adı hiç duyulmamış bir tenisçiyken şampiyon olduğunda turnuvanın rekorlar bölümü yeniden yazıldı. Çünkü Wimbledon’ı kazanan en genç oyuncu, seribaşı olmayan ilk oyuncu ve ilk Alman oyuncuydu. Ona "Boom Boom" lakabını kazandıran sert servisleri ve uçan voleleri ile tüm dünyada bir gençlik idolü haline geldi.
     
     JIMMY CONNORS
     "Aslan ruhlu katil"
     2 Eylül 1952’de Illionis, ABD’de doğdu. Wimbledon’ı 1974 ve 82’de kazandı; 75, 77, 78 ve 84’te finalde kaybetti. "Jimbo" rakipleri kadar yetenekli olmasa da mücadeleyi asla bırakmayan bir yapıya sahipti. 21 yaşında ilk Wimbledon zaferinden sonra antrenörü Connors için "Bir aslanın kalbine sahip gerçek bir katil" demişti. 82’de, rakipleri eski güçlerinden düşmüşken o bir Wimbledon daha kazanacak kadar hırslı ve güçlüydü.
     
     CHRIS EVERT
     7 yıl boyunca zirvede
     21 Aralık 1954’te Florida, ABD’de doğdu. Wimbledon’ı 1974, 76 ve 81’de kazandı; 73, 78, 79, 80, 82, 84 ve 85’te final oynadı. Merkez Kort izleyicilerinin favori oyuncularından biriydi. Her yıl en az bir Grand Slam turnuvası kazandı ve 1975-82 arasında dünya tenisinin bir numarası oldu. 74’te Evert ve o zamanki nişanlısı Jimmy Connors çift el backhand’lerle Wimbledon şampiyonu oldu. Bu vuruş stili daha sonra tüm dünyada benimsenen bir trend haline geldi.
     
     PETE SAMPRAS
     "Tenis tarihinin en iyisi"
     12 Ağustos 1971’de Maryland, ABD’de doğdu. Wimbledon’ı 1993-95 ve 97-2000’de yedi kez kazandı. Bu sene de bir numaralı seribaşı. Oysa bu turnuvaya katıldığı ilk üç yılda sadece bir maç alabilmişti. Teker teker bakıldığında hiçbir teknik özelliği dünyada bir numara değil, unutulmaz maçı da çok yok ama toplamda herkesten iyi ve daha istikrarlı. Belki de bu yüzden en çok Grand Slam turnuvası kazanan tenisçi ve belki de bu yüzden ATP ona "Tenis tarihinin en iyi oyuncusu" ödülünü verdi.
     
     MARTINA NAVRATILOVA
     Rekor hala onda
     18 Ekim 1956’da Prag, Çekoslavakya’da doğdu. Wimbledon’ı 1978-79, 82-87 ve 90’da kazandı; 88-89 ve 94’te finalde kaybetti. Altısı art arda (rekor), toplam 9 kez şampiyon oldu (bu da rekor). "Wimbledon uyuşturucu gibi. Bir kez kazanınca hep kazanmak gerektiğini hissediyorsunuz" diyordu solak raket. Bu turnuvada oynadığı 279 maçla da rekor kırdı.
     
     JOHN McENROE
     En tartışmalı isim
     Wimbledon’ı 1981, 83 ve ve 84’te kazandı; 80 ve 82’de finalde kaybetti. "Supermac" o güne kadar görülmüş en iyi oyuncuydu. Jimmy Connors’ı 3-0 yendiği 84 finali hâlâ "en iyi tenis gösterisi" olarak hatırlanıyor. Ama tenisinden çok siniriyle akıllarda.
     
     BJÖRN BORG
     25 yaşında bıraktı
     Wimbledon’ı 1976-80’de beş kez kazandı, 81’de finalde kaybetti. Seri şampiyonluklar aldığı dönemde üst üste 41 maç kazanarak rekor kırdı. 81’de finalde McEnroe’ya yenildi ve 25 yaşında tenisi bıraktı. O güne kadar çim kortta başarı getiren formüller olarak nitelenen her şeyin aksini yaparak kazandı. Geliştirdiği oyun stili bugün hâlâ birçok ünlü tenisçi tarafından kullanılıyor.
     
Mini test
     1) Boris Becker 1985’te Wimbledon’da tek erkekler şampiyonu olduğunda kaç yaşındaydı?
     a) 17
     b) 18
     c) 19
     
     2) Wimbledon’da kaç kort vardır?
     a) 18
     b) 19
     c) 20
     
     3) Cliff Richard hangi yıl Merkez Kort’ta yağmur altında şarkı söylemişti?
     a) 1995
     b) 1996
     c) 1997
     
     4) 1980’de,
     66 yıl sonra Wimbledon’ı kazanan ilk anne kimdi?
     a) Evonne Cawley
     b) Chris Lloyd
     c) Billie-Jean King
     
     5) Wimbledon’la özdeşleşen meşhur tatlı nedir?
     a) Ravent ve krem karamel
     b) Çilek ve krema
     c) Elmalı tart ve dondurma
     
     Cevaplar: 1) a, 2) c 3) b, 4) a 5) b
     
     



 CUMARTESİ


Bu kort sizi unutur mu?
Bu yaz ne okusak?
Bon Jovi’yi canlı izleme fırsatı...
Müzik Guru’su İstanbul’a geliyor
Ne var, ne yok?
Uçuyoruz...
İnter-pet siteleri
ARANIYOR...
"Açığı kapamalıyım"
E-postanın bile faydası varmış
Arabaların metal insanları
Wah Ata’m wah
İçki bahane...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet