
|


Wah Ata’m wah
Sarıkız'ın Anıları
Reha Muhtar’ı, yıllar önceki kabarık saçlı fotoğrafından başlayarak "Şhow"un haber tanıtımlarında kullanılan, daire içindeki trafik canavarı kompozisyonuna geçişini ilgiyle izlemekteyiz. Değişikliğin sadece saçlarında olmadığı kesin. Haber denen şeyin kabus olmadığını, bu bir saat içinde pekala eğlenebileceğimizi de bize ispat eden yine Sayın Muhtar’dır.
Aynı raslantısal değişimi geçirenlerden biri de sevgili Nilüfer’dir. Asık suratlı, dişlek ve haylaz kız sonuçta, hoş bir hanımefendiye dönüşmüştür. Değişmeyen tek şey inanılmaz güzellikteki sesi ve yorumudur. Artık ilişkilerine son verirken alışılagelen tavrını terk etmiştir, magazincilere daha doğrusu ana haber bültenlerine malzeme olmadan başarmaktadır. Bir başka şansı da Reha Muhtar’ın saflarında yer almasıdır.
Ama Sayın Muhtar, kendisini bekleyen felaketin farkında değildir henüz, aşk sarhoşluğu içindedir. Sessiz sakin bir final gerçekleşmediği takdirde izleyicinin intikamının korkunç olacağını da bilememektedir. Sadece izleyicinin mi? Mesela Nükhet’in, Ersin Gök’ün, Tarkan’ın ve Ercan Vuralhan’ın. Koro yapıp, ekranda tane tane "Wah Reha wah" deme sırası onlara gelecektir çünkü.
Nükhet ve Tarkan ayrıca soracaklar "Yeni kaset satışlarımız birileri için tehlike mi oluşturuyor acaba?" diye...
Fazilet Hani kadınlar sabahları kalkıp düşünürler ya "Bugün ne yemek yapayım?" diye. Bizim iş de aşağı yukarı aynıdır. Biz de "Hangi birini yazayım" şeklinde düşünürüz. Yazacak pek çok şey olduğundan ölüp gitmeden "Şunların hepsini anlatmam lazım" telaşına kapılırız. Bugün de böyle bir telaş içindeyim.
Fazilet kapandı, benim aklım da yıllar öncesine gitti. Ankara Kız Lisesi’nde okuyan çalışkan bir öğrenciydim. Ama salak olduğumdan flörtüm yoktu. İzciydim, disiplin kolu başkanıydım. Çok güzel bir kız vardı, fazlaca haylazlıklar yapardı, idareyi ve beni biraz fazla uğraştırırdı. Aradan yıllar geçti. İstanbul’da karşılaştık. Ben fotomodel olmuşum, Elidor’un kampanya kızıyım, kıçımın tepesinde etekler, Manukyan’ın kızlarına çeyrek kala bir kompozisyondayım. Kızın ise bir tek gözleri görünüyor, her yerini örtmüş. Yanlış anlaşılmasın "kapanmış" çok dostum var, örtüye mörtüye karşı değilim. Ama bu eski arkadaş karşımda, Fazilet’in kapatılma "nedeninin" özeti gibiydi. Örttüğü şey vücudu değildi, fikirleriydi. Beni dehşete düşüren fikirleri. Siyasi bir parti olduklarını iddia edip, her nedense bana Sincan’ı ve Sivas’ı hatırlatan diğer Fazilet’liler gibi. Bunu da kısa kesiyorum han duvarlarına dönüşmeden.
Şişkoluk Hayatımda ilk defa bütün diyetleri uyguluyorum ama nafile. Yaş almış başını gidiyor zaten, bu arada bir de yaz geldi çok lazımmış gibi. Aynaya her bakışta şöyle teselliler geliştiriyorum: Güzellik dediğin de nedir ki? İnsanoğlunun sosyalleştikten sonra uydurduğu bir kavram. Abuk bir açıdan bakarsak, insan vücudu kadar garip bir form var mı ki? Mesela kulaklar, mesela ayak küçük parmağı. Bir zamanlar reklamlarda sıkça kullanılan ellerime şöyle bir bakıyorum. Kalın bir et parçası geliyor geliyor, aşağıda 5 parçaya ayrılıyor parmaklar şeklinde. Bunun neresi güzel? Selin Toktay’ın da aynen öyle olduğuna göre üzülmem için bir neden yok. Vücuduma gelince, bildiğiniz bir Willendorf Venüsü’ne döndüm. Venüs dediğime bakmayın, heykelciğin adı öyle. Hatırlamayanlar için anlatayım. Şöyle 3 tane boğum boğum yuvarlaklar düşünün alt alta. Birinci boğum memeler, ikincisi göbek, üçüncüsü bacaklar. Kafa yok. ("Sende var da ne oldu?" diyenlere bişiycikler demiyorum)
Geçen gün, işte bu nedenle bir koşu bandına çıktım. Aklım sıra 10 dakikada zayıflayacağım. Ama Michael Jakson’ın "Thriller" yürüyüşü ile, Hülya Koçyiğit’in koşması arası bir tempoyla bandın üzerinde debelenirken telefon çaldı. Yaşıt arkadaşım Aynur. Bodrum’a mı gitseymişik Marmaris’e mi? Ayol bizim kaplıca yaşımız gelmiş hala neyin peşinde kadın. Sonuçta karar verdik, Perla mayoları, takunyaları filan bırakıp Kızılcahamam İçmeler’e doğru yola çıkacağız, lasonillerimizi de alıp.
CUMARTESİ


Bu kort sizi unutur mu?
Bu yaz ne okusak?
Bon Jovi’yi canlı izleme fırsatı...
Müzik Guru’su İstanbul’a geliyor
Ne var, ne yok?
Uçuyoruz...
İnter-pet siteleri
ARANIYOR...
"Açığı kapamalıyım"
E-postanın bile faydası varmış
Arabaların metal insanları
Wah Ata’m wah
İçki bahane...
SAYFA BAŞI

|
|

|