
|


Özkan Uğur’un İstanbul’u...
‘Gidersem anılarımı yitiririm’
"İstanbul’dan ayrılırsam gençliğimi ve anılarımı yitiririm" diyen Özkan Uğur, İkinci Bahar’ın çekimlerinin yapıldığı Samatya’yı çok beğenmiş
MEHMET KENAN KAYA
İstanbul’da doğup büyüdünüz. Nerelerde oturdunuz bugüne kadar? Ben Koşuyolu’nda doğdum. Müstakil, bahçe içinde bir evimiz vardı. Daha sonra Kızıltoprak’a taşındık. Kalamış’ta Köhne diye salaş bir kahve vardı mesela, bütün gençliğimiz orada geçti. Şimdi Anadoluhisarı’nda oturuyorum.
Hep Anadolu yakasında mı yaşadınız? Avrupa yakasında da oturdum ama benim kalbim hep karşı yakadadır.
Bu düşkünlüğün nedeni ne? Burası Avrupa yakasından daha sakin bir kere. Mesela, şimdi oturduğum Anadoluhisarı, Boğaz’ın karşı yakasına göre çok daha bakir. Apartmanlardan ziyade müstakil evler var. Sayfiye yeri gibi ama şehre de çok yakın. Bir de benim İstanbul’a olan aşkım bu yakada daha çok diriliyor.
Avrupa yakası hakkında ne düşünüyorsunuz? O yakada bir karışıklık var, bu yüzden çok rahat edemiyorum. Fakat şöyle bir durum da söz konusu. Çalıştığım bütün stüdyolar Etiler, Taksim ve Levent’te olduğu için vaktimin büyük bir kısmı Avrupa yakasında geçiyor. Ama itiraf etmeliyim ki işlerimi bitirir bitirmez hemen Anadoluhisarı’na geçmek istiyorum.
Bu sakin yaşama isteği bir gün İstanbul’dan vazgeçebileceğiniz anlamına geliyor mu? Hayır, İstanbul’suz yapamam. İstanbul’dan ayrılırsam, çocukluğumu, gençliğimi yitirmiş olurum. Anılarım kaybolmuş olur. Ankara’da yaşayamam mesela.
İstanbul’da hangi semtleri seviyorsunuz en çok? Samatya’ya hayran kaldım. 2-3 sene orada İkinci Bahar’ı çektik. Oradaki sokaklar, sokak araları inanılmazdı.
Bunu İkinci Bahar’da oynayan Nurgül Yeşilçay’a da sormuştum. Dizide anlattığınız bir mahalle ortamı vardı. Bu ortam İstanbul’da var mı, yoksa siz neredeyse bir masal mı anlattınız? Ben çocukluğumda, o mahalleyi Koşuyolu’nda yaşadım. Bir Ömer Amca vardı mesela, bizi toplar 8 mm.’lik filmler gösterirdi. Bir beraberlik, bir paylaşma vardı.
O yapı bozuldu mu şimdi? Bozuldu bence. İnsan ilişkilerinde bir kopukluk var. İnsanlar birbirlerine merhaba bile demiyorlar. Kalbimizin içindeki hoşgörü, iyilikseverlik köreldi sanki. Oysa kültürümüzün en önemli parçasıydı iyilikseverlik. n
"Sweatshirt’lerimi Diesel’den alıyorum"
Spor giyinmeyi sevdiğim için tercih olanağım da fazla oluyor. Mesela, pantlonlarımı ve sweatshirt’lerimi Diesel’den, tişörtlerimi Dagi’den, ceketlerimi de Cacharel’den alıyorum. Yurtdışına çıktığım zaman da oradaki bitpazarlarına uğruyorum. Çoğunda ilginç ceketler ve pantalonlar oluyor. Evin ihtiyaçları için Gima, Carrefour ve Bauhaus’gibi büyük alışveriş merkezlerini tercih ediyorum. CD’lerimi de Maçka Oteli’nin arkasındaki Akusta’dan alıyorum. Akusta’da CD’leri dinleme şansım da olduğu için her gittiğimde üç-dört saatim orada geçiyor. Sık sık uğradığım yerlerden biri de Tünel’deki Senkron Müzik. Yıllardır gitar tellerimi oradan alıyorum. Son zamanlarda fazla kitap okuyamıyorum. En son Türk Fantastik Sineması’nı almıştım. Bir de Bütün Dünya’ya aboneyim. Bütün Dünya’nın insanın bilgi dağarcığını genişleten, saklanması gereken bir dergi olduğunu düşünüyorum.
"Hacı Abdullah’ta anneanne yemekleri yiyorum"
Türk yemekleriyle aram iyi olduğu için Borsa, Hacı Salih, Hacı Abdullah gibi lokantalara sık sık uğruyorum. Özellikle de taze fasulye, bamya gibi "anneanne yemekleri"ni tercih ediyorum. Tabii, "İkinci Baharöla birlikte hayatımda bir kebap patlaması olduğu için Samatya’daki Develi’ye ve Levent’teki Köşebaşı’na da gidiyorum. Köşebaşı’nın özellikle kuşbaşılı pidesi muhteşem. Dünya mutfağıyla da aram iyi. Çin yemekleri için Hilton’daki Dragon’u, İtalyan yemekleri için de Teşvikiye’deki Mezzaluna’yı tercih ediyorum. Zihni’nin yanındaki İtalyan lokantasının ise somon soslu makarnasını çok seviyorum. Bir de Yıldız’dan çıkarken Chef’s adında restoran var. Fiyatları biraz "heyecan verici" ama yemekleri de servisi de mükemmel. Akmerkez’deki Home Store’un da özellikle çorbaları ve hindi şişi çok güzel.
"Yılmaz Erdoğan’ın oyunlarını kaçırmıyorum"
Film izlemek için Akmerkez’e, bazen de Kavacık Boğaziçi Sinemaları’na gidiyorum. Tiyatroda oynamama rağmen bu yıl çok vakit ayıramadım. Ama genel olarak Ferhan Şensoy’un, Yılmaz Erdoğan’ın ve Ali Poyrazoğlu’nun oyunlarını kaçırmamaya çalışıyorum.
"Çırağan Kempinski’nin mimarisini beğeniyorum"
İstanbul’da en çok Çırağan Kempinski’nin ve Sultanahmet’teki Yeşil Ev’in mimarisini beğeniyorum. Mazhar Ankara’dan geldiğinde Ortaköy’deki La Maison’da kalıyor. Bazen orada birlikte yemek yiyoruz. La Maison’un hem yemekleri güzel, hem de şık, rahat bir otel.
"Sezen Aksu’nun evi çok güzel"
Bir dekorasyon dergisinde Sezen Aksu’nun Kanlıca’daki yalısının fotoğraflarını gördüm ve çok beğendim. En kısa sürede ziyaret edeceğimden de eminim.
PAZAR


Ferhangi birkaç anı
‘Belki de bir marjinalim’
Modada ‘kırmızı değirmen’ rüzgarı
‘Gidersem anılarımı yitiririm’
‘Havada uçmaktan bile daha heyecanlı’
Herkes kendi setinde
Singapur-Türkiye hayır işi hattı
24 saat açık sergi...
Eski çizgiler yeni dergilerde
Suuuuuuuuuuu!!!
Pembe şarap mevsimi geldi
Artık mutfaktalar
Manastre’da uluslararası parti
Sanat REHBERİ
‘Reha güçlü bir erkek’
DVD / Selim BOY
"Varlığım Hülya’nın varlığına armağan olsun"
12 Eylül’ün minik piyanisti!
Göcek’de Swissotel’in "Verandah" lokantası
"Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"
Karanlık zevkler
Türk olmak zor zenaat
Doğmak üzere olan bir bebeğe ithafen...
Seçme özgürlüğü
Bir Amerikan devi...
SAYFA BAŞI

|
|

|