
|


12 Eylül’ün minik piyanisti!
Günlerden 12 Eylül 1980, saat; 06.45. Kapı zırıl zırıl çalmakta. Polis. Ama içeride babam ve ben çoktan hazırlıklıyız bu ziyarete. 1 saattir falan, büyük bir hararetle evdeki Nazım Hikmet’ler, Marx’lar (kısacası dönemin deyimiyle: sol kitaplar) bir yerlere saklanıyor, özellikle benim duvar piyanosunun içine!
Polisler eve girer girmez arama tarama başlıyor, ama ciddi arıyorlar ha, yani parkeleri falan sökmeye uğraşıyorlar. Sıra benim piyanoya geliyor. Babam "Bizim oğlan çalıyor işte bir şeyler" diye olayı geçiştirmeye çalışıyor. "Çal bakalım yiğenim" diyor polislerden biri. Ben başlıyorum -o sırada ne çalıyorsam onu- çalmaya. Ama piyanonun sesi mübarek Amerikan avangardizminin uçuk adamı John Cage’in "Prepared Piano"su misali; içine tepiştirilmiş kitaplar yüzünden teller sıkışmış, pling plong etmekte, bazı yerlerde ise kitaplar iyice teller ile tokmakların arasına girmiş, garip takırtılar geliyor. Her neyse, ben uzun uzadıya çalıyorum.
Sonra polislerden biri hemen cıvıyor; "Biraz da mastika çal" falan diyor. Öbürü daha gergin bir tip ama, ille de pianonun içine bakmak istiyor, tam akort kapağını kaldıracak, babam "Aman ha, elektrik çarpar" diye atılıyor. Adamcağız ürkerek geri çekiliyor. Bir süre sonra ayrılıyorlar polisler.
***
Garip bir darbeydi benim hatırladığım, sürreal bir şekilde başladı; Marx, Engels, piyano, mastika, elektrik, polis, sabahın körü vs.
Aklıma sarkastik fikirler gelir hep...
Her neyse, ama hayat tezatlarla dolu...
Babam için 12 Eylül zabıtasına ağaçtan piyanoyu gösterip "Bu elektrikli" diyerek yırtmak zor olmamıştı, ama diyorum ya, hayat tezatlarla dolu. Özene bezene yetiştirdiği oğlu 3-5 aydır tek başına 4 el çalma sevdasına bilgisayara endeksli piyanosunda konserler veriyor artık. Kablolarda bir kaçak olsa, cozurt diye kömür olmak da var işin ucunda, o yüzden, ben derim ki, fazla da gülmesin bu yazdıklarıma...
PAZAR


Ferhangi birkaç anı
‘Belki de bir marjinalim’
Modada ‘kırmızı değirmen’ rüzgarı
‘Gidersem anılarımı yitiririm’
‘Havada uçmaktan bile daha heyecanlı’
Herkes kendi setinde
Singapur-Türkiye hayır işi hattı
24 saat açık sergi...
Eski çizgiler yeni dergilerde
Suuuuuuuuuuu!!!
Pembe şarap mevsimi geldi
Artık mutfaktalar
Manastre’da uluslararası parti
Sanat REHBERİ
‘Reha güçlü bir erkek’
DVD / Selim BOY
"Varlığım Hülya’nın varlığına armağan olsun"
12 Eylül’ün minik piyanisti!
Göcek’de Swissotel’in "Verandah" lokantası
"Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"
Karanlık zevkler
Türk olmak zor zenaat
Doğmak üzere olan bir bebeğe ithafen...
Seçme özgürlüğü
Bir Amerikan devi...
SAYFA BAŞI

|
|

|