30 Haziran 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




"Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"

İzleyen herkesin "Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"nde kendinden bir şeyler bulmasına bakılırsa, iyilik hepimizin içinde ve kimisinde uyanık, kimisinde uyuyor demek

     PARİS

     Arife "Alien / Yaratık" filmini tarife bilmem gerek var mı? Dünyada gişe rekorları kıran bu film, güncel hayatımızın içinde ne yoksa, onun filmidir. Gerçek olmayan bir dünyada gerçek olmayan bir canavar yaratıktan kurtulmaya çalışan gerçek olmayan insanların kanlı ve kabus macerasıdır. "Alien" filmini görenlerin hayatı değişti mi dersiniz? Sanmıyorum. Ama "Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"ni gören tüm Fransızların hayatı değişti, bu kesin. Film, bir aydır oynuyor sinemalarda. Bir ayda, dört buçuk milyon seyirci görmeye koştu tatlı Emilie’nin masum macerasını. Film, film olmaktan çıktı, sosyolojik bir boyut kazandı, herkes Emilie’cilik oynamaya başladı. Aşkını ilan etmeye cesaret edemeyenler, yana yakıla aşk mektupları yazdılar. Aşıklar, derhal bir çocuk yapmaya karar verdi. Komşular, birbirlerine küçük armağanlar vermeye koyuldu. Küs olanlar barıştı. Filmin çevrildiği Monmartre semtinde, turistik bir Emilie güzergahı kuruldu. Tutkunları, her gün Emilie’nin çalıştığı İki Değirmen Kahvesi’ni, Cottin çıkmazını, atlıkarıncayı tavaf ediyorlar huşuyla. Aslında var olmayan tren istasyonunu arıyorlar harıl harıl. Tüm ciddi ve siyasal gazeteler bile, örneğin Le Monde, filme gösterilen ilgiyi manşetine çıkardı. Derken, her partiden politikacılar Fransa’yı birbirine katan filmi "yeni seçmen profilini" anlayabilmek için seyretmek zorunda kaldı. "Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi", cumhurbaşkanı Chirac’a Elysee sarayında özel bir seansta izletildi. Başbakan Jospin, eşini koluna takıp kendisi gitti sinemaya.
     Şimdi diyeceksiniz ki, iyi güzel de, masum bir aşk öyküsünün, gerçeküstü korku filmi "Alienöle ne ilgisi var? Niye söze "Alien" ile başladın? Çünkü sevgili okurlar, o korkunç "Alien" ile tatlı Emilie’yi aynı Fransız yönetmen yarattı: Jean Pierre Jeunet. Öylesine taban tabana zıt iki yapıt ki, insan inanamıyor aynı kişinin böylesine geniş bir yelpaze açabilmesine hayal gücünde.
     Jeunet, ABD’de Alien’i çekerken, Paris’te doğup büyüdüğü Montmartre semtinin hasretiyle kıvranıyormuş meğerse. Canavar Alien’in salya sümüğü ve kan banyolarıyla uğraşırken, canına tak demiş ve döner dönmez, yalnız güzelliklere yer veren, aşk, iyilik, sevecenlik dolu bir film yapmak istemiş. Yüreğini ortaya koyduğu için midir nedir, gerçekten harikulade bir masal Emilie. Ama gerçek olabilecek, insanları iyi ve sevecen olmaya kışkırtan bir masal. Büyü yok, sihirli değnek yok, mucize yok. Yalnızca içtenlik var. Kahramanı Emilie (Audrey Tatou) güzel değil, şirin bir kız. Hayalleriyle baş başa yaşar ve bir kahvede garson olarak çalışırken; tam da Prenses Diana’nın öldüğü gün, oturduğu sefil evin duvarına saklı bir hazine buluyor. Hazine, yıllar önce aynı evde oturan küçük bir oğlan çocuğunun kurşun askerleri, bilyaları ve baba fotoğrafını içeren bir paslı kutu. Emilie, evin eski kiracılarının peşine düşüyor. Sonunda buluyor artık yaşlı bir adam olan küçük oğlanı ve kendisini hiç göstermeden, çocukluk hazinesine kavuşmasını sağlıyor. Yaşlı adamın sevincinde, birdenbire kendi mutluluğunu buluyor ve başkalarına yaptığı anonim, küçük iyiliklerle var olmaya başlıyor. Tabii kötülere de birbirinden gülünç cezalar vermeyi ihmal etmiyor. Derken, kendisi gibi garip, hayal dünyasında yaşayan bir delikanlıya aşık oluyor. Ötesi, muhteşem, masum, güldüren ve ağlatan eşsiz bir aşk hikayesi...
     "Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi", iyilik yapmanın insana verdiği mutluluk üzerine kurulmuş. Her seyircinin filmde kendisinden bir şeyler bulduğuna bakılırsa, iyilik hepimizin içinde ve kimisinde uyanık, kimisinde uyuyor demek. Jean Pierre Jeunet bile "iyilik" ve sadeliğin, yani Emilie’nin maceralarının; kötülük ve olağanüstülük, yani Alien kadar başarı, şöhret ve para getirmesine şaşırdığını söylüyor. Emilie’nin filmi, tüm dünyaya satıldı. Bakalım Türkiye, Emilie’yi mi seçecek, yoksa Alien’i mi yeğleyecek?
     



 PAZAR


Ferhangi birkaç anı
‘Belki de bir marjinalim’
Modada ‘kırmızı değirmen’ rüzgarı
‘Gidersem anılarımı yitiririm’
‘Havada uçmaktan bile daha heyecanlı’
Herkes kendi setinde
Singapur-Türkiye hayır işi hattı
24 saat açık sergi...
Eski çizgiler yeni dergilerde
Suuuuuuuuuuu!!!
Pembe şarap mevsimi geldi
Artık mutfaktalar
Manastre’da uluslararası parti
Sanat REHBERİ
‘Reha güçlü bir erkek’
DVD / Selim BOY
"Varlığım Hülya’nın varlığına armağan olsun"
12 Eylül’ün minik piyanisti!
Göcek’de Swissotel’in "Verandah" lokantası
"Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"
Karanlık zevkler
Türk olmak zor zenaat
Doğmak üzere olan bir bebeğe ithafen...
Seçme özgürlüğü
Bir Amerikan devi...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet