30 Haziran 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Türk olmak zor zenaat

Haritada Türkiye’nin yerini bilmeyen orta sınıf insanları, uyuşturucunun ağına düşen çocuğunun vebalini Türkiye’de arıyor; zaten o Türkler Ermeniler’i soykırıma uğratan kötü adamlar...

     Türkiye’de yaşamak zor; bu ifadeyi yarım asırdır duyuyorum. Genelde Türkler dışarı kaçmak ister... Bu kaçış Akdeniz ülkelerindeki göçe benzemiyor; iyi tahsil görmüş, paralı veya er geç refaha erecek insanlar, listenin başında yer alıyor. Gençler gibi yaşlılar da var; altmışından sonra ölmek için oraya buraya gidiyorlar. Türkiye’yi, itiraf etmesem bile güzelliğin ve renkliliğin merkezi olarak görenlerden biri olduğumdan benim anlayamayacağım bir duygu; bu nedenle ülkemizin iten ve çeken taraflarının muhasebesini yapmakla meşgulüm.
     Dışarıdaki Türkler, ev sahibi açısından sorun çıkarmayan bir kesim; siz bakmayın başörtüsünden şikayet eden Almanlar’a. Adli istatistiklerde Türkler, kapalı ve eğitimsiz bir işçi sınıfında rastlanmayacak kadar düşük göstergeler arz ediyor. Bayramda kurbanlık koyun kesme olaylarının abartılmasını da bırakın; Türkler’in yaşadığı işçi mahalleleri mezbelelik değil; sağlık ve temizlik sorunları asgaride, hatta olabileceğinden iyi. Millet çalışıyor, biriktiriyor ama toplumla bütünleşmiyor. Ne var ki bütünleşmeyenin inadı kadar, bütünleştiremeyenin dar kafalılığını ve tersliğini de hesaba katıp konuşalım. Birisi için kapalı Anadolu insanı diyorsunuz, öbürünün Hollandalı ve İngiliz komşularının aksine dünyaya kapalı bir köylü ve kasabalı bir millet olduğunu niye unutuyorsunuz? İş ABD’ye gelince durum adamakıllı değişiyor. Okutup, yetiştirip, donatıp gönderdiğimiz insanlardan oluşan bir sınıf bu. Professional lobby (meslek sahibi grup) diyorlar. Ülkesinin kırsal kesimlerinden kopup gelen Sicilyalı’dan, Yunanlı’dan hele Meksikalılar’dan çok farklılar. Hatta II. Dünya Savaşı öncesi gelen Doğu Avrupa Yahudileri’nden de çok daha eğitimliler. ABD’deki Türkler, ilk günden çalışan kazanan, üst düzeyde tüketmeye başlayan insanlar. Sık sık inanılmaz başarılarıyla toplumun üst taraflarında gezinenleri duyarız. Doğrusu ABD de milliyetlerin dışlanmadığı, kabiliyetsiz ve tembellerin ezildiği yer diye bilinir; Türkler bu cangılda hep üstte ve huzurlu idi. Ta ki zincirleme, uyuşturucu sorunu, Kıbrıs-Yunan propagandası ve Ermeni propagandası birbirini izleyene kadar.
     Haritada Türkiye’nin yerini bilmeyen mustarip orta sınıf insanları, uyuşturucunun ağına düşen çocuğunun vebalini Türkiye’de arıyor; zaten o Türkler Kıbrıs’ı yağmalayan(!), Ermeniler’i soykırıma uğratan(!) kötü adamlar değil mi? Bulunduğu yerde uslu uslu çalışan, vergi veren Türk’ün okuldaki çocuğu, dedesinin Ermeni kestiği gerekçesiyle diğer çocuklar tarafından tacize uğruyor. Şimdi bir de önündeki kitaptan böyle şeyleri okumak zorunda kalacak. Dışarıda etnik hassasiyeti artan Türk, her yerde ülkesi aleyhindeki propagandayla karşılaşır; Türkiye’ye karşı acil yaptırımlar uygulanmasını isteyen Rum ve Ermeniler "Biz Amerikan vergi mükellefiyiz" diye bağırırlar. ABD’de yaşayan bir dostumun dediği gibi; sanki suçladıkları ve okulda "Türklerin kasaplığını" öğrenmek zorunda kalan çocukların ebeveyni vergi mükellefi değilmiş gibi... Son hafta kendilerini dinlediğim ATAA (Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu) üyeleri, ABD’deki başarılı hayatlarına ve dünyaya açık konumlarına rağmen, bu baskıları yoğun olarak hisseden bir kitleyi temsil ediyorlar.
     Şu anda Almanya’da Sosyalist ve Yeşilci gruplar ve devlet görevlisi yazarlardan oluşan garip bir koalisyon anti-Türk nutuklar atıyor. Bu nutuklarda sağlıklı muhakeme (audi alteram partem-diğer tarafı dinle) ilkesi yok. Nazi Reich’indeki babanın ve amcanın benzerini başka yerlerde ve Türk tarihinde arıyorlar. Altı milyon Yahudi’yi, bir milyon Çingene’yi, Kızıl Ordu’nun esir askerlerini fırınlayanlara ortak aranıyor ki; tarihteki suç yayılsın ve kokusu azalsın. Fransızlar; vatanı işgal edenlerle işbirliği yaparak, Yahudiler’i kampa yollayan Fransa’nın tarihini temizlemek için; tarihi dramımızı soykırıma çeviriyor ve oralarda yaşayan Türkler suni öfke ve teatral suçlamalara göğüs germek zorunda. Bence herkes göğüs germeli. Ataletten kurtularak tarihi öğrenmeli, tartışmalı, ısrarla tezlerini savunmalı. İçerde de dışarıda da olsak; Türk olmak zor zenaat... Kolay tarafından yaşamak mümkün değil...
     



 PAZAR


Ferhangi birkaç anı
‘Belki de bir marjinalim’
Modada ‘kırmızı değirmen’ rüzgarı
‘Gidersem anılarımı yitiririm’
‘Havada uçmaktan bile daha heyecanlı’
Herkes kendi setinde
Singapur-Türkiye hayır işi hattı
24 saat açık sergi...
Eski çizgiler yeni dergilerde
Suuuuuuuuuuu!!!
Pembe şarap mevsimi geldi
Artık mutfaktalar
Manastre’da uluslararası parti
Sanat REHBERİ
‘Reha güçlü bir erkek’
DVD / Selim BOY
"Varlığım Hülya’nın varlığına armağan olsun"
12 Eylül’ün minik piyanisti!
Göcek’de Swissotel’in "Verandah" lokantası
"Emilie Poulain’in Harikulade Kaderi"
Karanlık zevkler
Türk olmak zor zenaat
Doğmak üzere olan bir bebeğe ithafen...
Seçme özgürlüğü
Bir Amerikan devi...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet