30 Haziran 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Yöneten demokrasi?

     TELEKOM için 'Öksüz kontenjanı'ndan seçilen yöneticiler tam profesyonel nitelikte isimler... 'Partizan' demek haksızlık olur... Siyasi sempatileri olabilir ama görevin gerektirdiği niteliklere de sahipler...
     Tekrar genel müdür seçilen İbrahim Hakkı Alptürk'ün yönetiminde Telekom'un kârını bir yılda ikiye katlamış olması, ciddi bir profesyonel başarı örneğidir.
     Derviş ve Ecevit tarafından atanan öteki üyeler de kaliteli isimler. Telekom için gerçekten 'profesyonel' bir Yönetim Kurulu oluşturuldu.
     Benim üzerinde durmak istediğim husus işin siyasi yönü... Enis Öksüz, satrancı iyi oynadı, istediğini sonuçlandırdı. DSP ve ANAP, hükümet içinde MHP ile bozuşmaktansa, MHP'yi tatmin edecek bir çözümü Derviş'e kabul ettirmeyi daha pratik buldular. Telekom krizini aştık!
     Aslında bu koalisyon nice krizler aştı: Cumhurbaşkanlığı konusunda 5 + 5 krizi, Beyaz Enerji krizi, taban fiyatları krizi, tütün krizi... Hepsi aşıldı ama bu kadar kriz iyi değil!
     * * *
     KOALİSYON hükümetlerinde "kriz yönetimi" kavramının gerektirdiği disiplin, sürat ve iç tutarlılık olmaz!
     Yapısal değişimi öngören, yani basit bir kemer sıkma politikasından daha zor ve kapsamlı olan "ekonomik program"ı hükümetin ne ölçüde uygulayabileceği konusundaki kuşkuların sebebi de bu...
     İşte, ikide bir kriz çıkınca ikide bir dışarıdan "sakın ha! parayı vermeyiz" diye kulağımızı çekiyorlar!
     Hem milli onurumuz bakımından fevkalade rencide edici, utandırıcı...
     Hem "kendini yönetemeyen Türkiye" görüntüsü yüzünden ekonomik program gereken hızla yürümüyor, iç ve dış piyasalarda tam güven oluşmuyor, yatırımlar açılmıyor...
     Türkiye, yüzde 40 civarında oy almış bir iktidarı sandıktan çıkaracak bir siyasi sisteme geçmedikçe, "yönetemeyen demokrasi"nin bu sorunları sürecektir.
     * * *
     ŞİMDİ hayalimizde Yarı Başkanlık gibi yeni bir siyasi sistem veya yeni bir siyasi partiyi kuralım: En az yüzde 40 oy alacak!
     Hangi özelliklerdeki vatandaşlara hitap ederek yüzde 40 oy alınabilir?!
     1950'lerde Menderes, 1965'te Demirel, 1977'de Ecevit, 1980'lerde Özal hangi farklılıkları bir çatı altında toplayarak yüzde 40, hatta sağda yüzde 50 oy almışlardı?!
     MGK'nın siyaset üzerindeki vesayeti ve Anayasa Mahkemesi'nin siyasal katılmayı daraltan içtihatları sürdükçe, bir parti hangi kesimlere seslenerek "yüzde 40"ı toparlayabilir?
     Muhafazakar oyları alamayan bir sağ, kültürel farklılıkları temsil edemeyen bir sol olur mu?
     Temsil etmeden sisteme entegre edebilir misiniz?
     Büyük partiler içinde 'kanat' olabilecek 'alt kültür'ler ve sosyal kategoriler ayrı ayrı politize olur, sistem böyle parçalanır!
     Türkiye, demokrasinin 'temsil' işlevini genişletmeli... Aynı zamanda parçaları toparlayarak ve farklı seçmen katmanlarından büyük ortak politikalar çıkararak "yöneten demokrasi" ya da "iki kanatlı demokrasi" sistemlerinden birini gerçekleştirmek zorundadır.
     
     t.akyol@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yöneten demokrasi?

Melih AŞIK
Bakan yanıtı...

Fikret BİLA
Krize altın anahtar!

Berrin Cankat
Derviş tutkalına su katacak

Hasan CEMAL
İnsanlık adına niye mi seviniyorum?

Güneri CIVAOĞLU
Kökler

CAN DÜNDAR
Küçük vedalar

Abbas GÜÇLÜ
Sınıfta kalanların durumu

Nail GÜRELİ
Siyanür, altın ve aşk

Sami KOHEN
Dış etken olmasa...

Meliha OKUR
Banka testi!

Hasan PULUR
"Republic of Turkey" üzerine...

Derya SAZAK
Lahey'deki suçlu Miloşeviç

Meral TAMER
Rekabet gücünü çevreyle artırmak

Güngör URAS
Güher ve Süher Pekinel ‘festival’ için çaldı

M. Ali Birand
Ya program ya da koalisyon çökecek

© 2001 Milliyet