
|


Havaya girdim
Köyün Delisi / BİLGİN GÖKBERK
Tarkan’ı askere çağırmıştık. Kısa dönem yetmezdi, 18 ay yapmalıydı. Hatta 36 ay. Cepheye gitmeli, en önde, en uçta durmalıydı ki ilk on telef olsun. Geride nasıl olsa çok Tarkan’lar vardı. Suçu aramızdan sıyrılmaktı. O zaman çek aşağıya. Neyse, Allah’tan Fatih Terim askerliğini yapmış. Onu aşağıya başka türlü çekeceğiz tabii. Fısıltılar başladı. "Hoca çok değişti, eski Fatih değil. Tanıyamıyoruz vallahi." Değişen Terim değil, bu lafları çıkartanlar. Daha doğrusu değişen, Terim’e bakış açıları. Eskiden sempati ile bakanlar şimdi kıskançlıkla ve nefretle bakıyorlar. Ayrıca değişebilir de hoca. Hatta değişmeli bile. O, iki Dünya takımından birinin, Milan’ın antrenörü. Ben olmuştum da, değişmedim diyen biri var mı 65 milyonluk Türkiye’de ? Kimse bilmiyor ki nasıl bir duygu Milan coachu olmak. Tek o biliyor. Sonra ben bile değiştim. Tanıyanlar söylüyor, bilmem nerem kalkmış. Doğru kalkmıştır. İlk defa bir arkadaşım, dostum Milan antrenörü oluyor. 25 senede yüzlerce, binlerce kere gittiğim İtalya’ya ilk gidişimde "Mio Amico Terim" demenin zevkini de tadacağım.
Yine Terim O Firenze’deyken Piazza Repubblica’daki 250 senelik Gilli’ye girmiştim. Kapıya tekme vurarak, "iki caffe" diye bağırmıştım. "Uno Alla Gorri, Uno Alla Terim" (Biri Gorili, biri Terim’li). Kahkahalar yükselmişti. Ve "Bravo Turco" sesleri. Barmen uyanık güneyli. Hemen bir sütlü, yumuşak, açık renkli kahve yapmıştı bir fincanda, suratını ekşiterek. Yani Gorrili. Bir de kısa, sert, koyu, dumanı tüten bomba gibi Espresso. Yani Terimli. Geçen sene Milanlılar caffe alla Zacc (Zaccheroni) içiyorlardı. Bu sene sert espressolara hazırlanıyorlar. Ligler başlasın unutmayın. Milano’ya giderseniz bir bara girin uno caffe alla Terim deyin, gerisine karışmayın.
Duyuru GALATASARAY Kulübü, basketbol ve voleybol şubelerini kapatmak istiyormuş. Tepkilerden çekiniyormuş. Listeye ekleyelim. Fatih Terim, Hakan Şükür, Emre, Okan, Taffarel, Fatih Akyel, Müfit Erkasap, Hagi, basketbol ve voleybol. Seneye de futbol. Galatasaray filminin sonu: THE END.
Milan’dan Juventus’a Juventus, Çırağan’a gelmişti. Her İtalyan futbol takımının olduğu gibi onlarında esas patronu aşçılarıydı. Tuzunu, biberini, makarnasını, suyunu, velhasıl herşeyini gelirken getirmişti. Dünya’nın en iyi otellerinden Çırağan’ı ve en iyi mutfaklarından Türk mutfağını adam yerine koymamıştı. Akşam onu Façyo’ya götürdüler. Götüren Yusuf Duru’ydu. Ve Türk mutfağıyla dövdüler. Yedikçe utandı, utandıkça yedi, yedikçe utandı, utandıkça yedi. Mahçup oldu. Hem Boğaz’a, hem yediklerine aşık olup gitti. Giderken, bir daha gelirsem bir ay önceden ağzıma hiçbir şey koymayacağım diyordu. Milan geliyor ya, aklımıza geldi. Neyse, başlarında Fatih Terim var. Aşçıyı ona bırakalım.
SERİ İLANLAR Pazartesi - Çarşamba
09.30 - 10.30
Radyo D’de, Cuma’ları ise Milliyet’teyiz (Başka şubemiz yoktur).
İmza: Köyün Delisi
Kimler yandı? Şifo gider ayak ortalığı toza dumana kattı. Futbolcu arkadaşlarından tepkiler geliyormuş, "Ne gerek vardı böyle bir jübileye" diye. Yurdun her yerinden ve Milano’dan yanık kokuları geliyor. Haklılar. Onlara kalsa jübile yaparken bile "jip jip jip !" diye bağırırlardı. "Yoksa yapmayız" derlerdi. Onlarca açgözlü arasında bir tok gözlü. Teşekkürler Mehmet Özdilek.
Korkunun ecele faydası var Zeytinburnu’ndan evde kalmış Aysel. Kocamustafapaşa’dan sevgilisi terkeden İclal. Atina’dan hasret çeken İbo. Sacramento’dan köyünü özleyen Hido. Paris’ten bitirim Mirso. Ve Detroit’ten taze damat Memo için çalıyoruz diye başlardı radyodaki dinleyici istekleri programları eskiden. Kızları kendi haline bırakalım. Altındaki delikanlılara bakalım. Bu sefer kazın ayağı başka. Tabii ben de geldim aşka. Onlar istek parçası falan istemiyorlar. Milli Takım’ı şampiyon yapmaya geliyorlar. Üç NBA’li bir eski AEK’lı. Boru mu bu ? Hedefler büyüdü. Milli Takım kurmaylarında da sivilceler çıkıyor sıkıntıdan. Yarı final, hatta final bile belki kesmeyecek bizleri. Kelle istenecek. Örs devrede, konuşuyor: "Hedefimiz Dünya Şampiyonası’na gitmek, ilk beş diyor." Kelimesi kelimesine böyle. Olur mu? Komutan beşlerde gezerse asker nasıl yarı finali, finali, hatta şampiyonluğu düşünecek ? İyi ki, genç Ömer var. Kaynıyor tabii o. En az yarı final diyor. Hakyemez daha da iddialı. Hedef ilk iki diyor. Rahatlıyoruz. Keşke ilk otelde toplandıklarında ortak bir rakamda da birleşselerdi. Hatırlayın Terim ve Galatasaraylı futbolcuları. UEFA’da final demişlerdi, kupayı alıp geldiler. Konuşurken, düşünürken korkanlar, korkarım oynatırken de korkacaklar. Milli Takım’daki tek sorun da bu zaten.
KARAN MİZAH Gençlerbirliği vermem diyor, Beroe’ye imza, Galatasaray formasıyla Grasshoppers’a gol atıyor.
Hagi Hagi’ye jübile yok. Program doluymuş. Ne diyebiliriz. A) Yuh, B) Çüş, C) Oha, D) Pes, E) Sizin de, programınızın da a.... b....... v.......
G.Saray taraftarına Hagi’ye bunu yapanlar, size kimbilir neler yapacaklar ? Ona jübile yapılana kadar maçlara gitmeyin.
Entegrasyon Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’a imza atan futbolcunun ilk demeci şu olurdu. Hala da oluyor ya. Hayalimdeki takıma geldim. Zaten doğarken oram bile Sarı - Kırmızı’ymış, veya Sarı - Lacivert. Mehmet Okur draft olunca vitesi yükseltti. Çocukluğumdan beri Detroit Pistons’da oynamayı hayal ediyorum demiş. Entegre olmak ve globalleşmek bu olsa gerek.
Beş dakika teneffüs Gazetede çıkan haberlere göre Eros Ramazzotti’ye Boğaz’daki tekne turunda İtalyan yemeği vermişler. İyi etmişler. sonra espresso ısmarlayıp alışverişe Armani, Gucci, Versace’ye götürselerdi. Olağanüstü camilerimiz dururken Beyoğlu’ndaki San Antonio Kilisesi’ni de gösterselerdi. Gece İtalyan şarabı, yemek sonrası lemoncello, hatta odasındaki televizyonda da Sophia Loren filmi oynatsalardı. Bir daha gelmezdi zaten. Yukarıdakilerin hepsini kendi ülkesinde buluyor o zaten. Hatta daha iyisini. Hep aynı aşağılık kompleksli ve örümcekli kafa. Üç sene önce Göcek’te beyaz peynirin, sucuğun ismini soran onlarca İtalyan’a ısrarla Turkish mozzarella, Turkish prosciutto diyen kafa. İtalyan, poposunu yırtıyordu, "Bu peynir bizim mozzarella’dan ve prosciutto’dan çok daha güzel, isimlerini öğretin de alalım" diye. Sonra yurt dışına siftah edenler yalandan milliyetçi duygularını sorarlar bize. Niye bizim sucuğumuz, peynirimiz Avrupa’da yok.
Bir ilave Eros ve karısı iki kişiydi. Zaten gittiler. Ama Şifo’nun jübilesine her biri bir Eros olan 20 küsür Milanlı futbolcu, yöneticisi, şusu, busu, 40’ı, 50’yi bulan bir İtalyan grubu gelecek. Üstelik bu sefer puan kaygıları da yok. Yani yarı turistik anlayacağınız. Eros’tan ders alıp bari Milanlılar’ı atlamayalım. Turizmdeki en büyük reklam kulaktan kulağadır.
Delirdim SOKAĞA çıkıp kavga etmek, küfür etmek, herkese sille tokat girişmek istiyorum. Sana yakışır mı demeyin. Ne Fransız’ım ne İngiliz, ne Alman’ım, ne de İtalyan. Ecevit - Sezer, Yılmaz - Tantan, Ulusoy - Ünlü, ...... Türk’üm, büyüklerimin izinden giderim.
SPOR


"SEVGİ İSTİYORUM"
At yarışları
Şampiyonun adı Roma
Tek başına federasyon!
Mehmet izin istiyor
Estonya sınavı
Hediye futbolcu
Rapajiç sorun oldu
Perez'e tam not
Salazar gerçeği
Hülleye FIFA darbesi
Hakemler sınıfı geçti
Haber Turu
Finalin adı Williams-Henin
Havaya girdim
SAYFA BAŞI

|
|
|