Uyuşturucu bağımlısı, isyankar ve depresif bir adamdı... Evlendi, baba oldu, duruldu... ‘Punk - rock’ müziğin prensi Nick Cave İstanbul’daydı ve bu değişimi anlattı...
AYŞEGÜL SÖNMEZ
Tuhaf aşk hikâyeleri, sorunlu cümleler, ağır ve yoğun bir İngilizceyle yazılmış sonu kafiyeli dizeler... Ve onun hüzünlü, üzgün hali... Onun adı Nick Cave diğer adıyla ‘punk-rock prensi’. Ve o İstanbul’da... Grubu ‘Bad Seeds’ (Kötü Tohumlar) de yanında...
Sabah 9, akşam 6
Her bir baladının ayrı bir hikâyesi, kendine özgü kahramanları var. ‘Önce söz’ diyen Cave, The Marmara’daki toplantı odasında yerini aldı. Üzerinde, kullanılmış olduğu belli ama hiçbir dönemin izini taşımayan kahverengi ceketiyle gözlüklerini hiç çıkarmadan oturdu. Bizde telaş, onda sabır, bir de işte Cave’i ‘kötü tohum’ yapan o hal vardı.
‘No More Shall We Part’ adlı son albümü için "hayatın küçük ayrıntılarını ve korkularını anlattım" diyen Cave "Yazamazsam iyi bir insan olmayacaktım. Bunu hayatımda tek anlayan insan karım oldu. Bir büro kurdum. Sabahları 09.00da büroya gidiyorum. Akşam 18.00’e kadar burada beste ve müzik yapmaya çalışıyorum" diyor.
‘Evlendim, iyi ettim’
Son 20 yılda karmaşık bir hayattan, çok daha düzenli bir hayata geçtiğini, bu yüzden büyük cümleler kurmak yerine ayrıntıların ve basit olanın üzerine gittiğini söylüyor. Zaten her halinden de belli oluyor...
Bir dergiye verdiği röportajında "evlenmek hayatımda kendim için yaptığım en iyi şeydi" diyen Cave, basın toplantısı boyunca sık sık karısından ve 4 çocuğundan bahsediyor. Bir soru üzerine kendini "önce şarkıcı, sonra sırasıyla söz yazarı, baba, koca ve oğul" olarak tanımlayan Cave, bir edebiyat öğretmeni olan babası için "Babanızı ancak baba olduğunuz zaman anlıyor ve onunla ancak o zaman yakınlaşıyorsunuz. 20 yıl önce kaybettiğim babamı şimdilerde daha iyi anlıyorum ve giderek daha çok babama benzediğimi fark ediyorum" diyor.
Her albümünün giriş parçasında albüme hâkim olan temayı anlatan Cave’in son albümünün giriş parçası ‘As I sat sadly’ (Üzgün oturduğumda)... Nick Cave, The Marmara’da ona hayran bir avuç İstanbullunun karşısında işte aynen böyle oturuyor. Üzgün, belli... Ama üzüntülü insanın üzüntüsünü bir an önce yok etmek için verdiği mücadeleden onda eser yok. Sonsuza kadar mutlu yaşamak isteyen yığınlardan biri değil o...
Açık Hava’da Cave rüzgârı
Nick Cave ile The Bad Seeds isimli grubu, haftalardır konuşulan konseriyle nihayet Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda hayranlarının karşısına çıktı. Cave, konseri boyunca, 1997 yılındaki ‘The Boatman’s Call’dan bu yana çıkartıkları ilk albüm olan ‘No More Shall We Part’dan şarkılar söyledi. 4 bin kişilik Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu Cave hayranlarınca tıklım tıklım dolduruldu.