Rahmetli Barış’ın ağabeyi Savaş Manço Belçika’da yaşar. Geçenlerde altıncı çocuğu Atlantik doğdu. (Adından da anlaşılmadığı gibi, bir kız...) İkizleri Altay ve Ural’dan tam 26 yıl, büyük kızı Zeynep’ten de 39 yıl sonra!
Dostlarına çektiği "müjde e-postasında" hem 60’ında baba olmanın tadını anlatıyor, hem de haline gülmekten geri kalmıyordu: "Karısı adamın yarısıdır derler ya, Ebru da 30’una geldi zaten..."
Bu arada, Liège’de yayımlanan La Meuse gazetesinin bir kupürünü de göndermiş. 9 Haziran tarihli gazetede, Tchantches adlı köşenin kahramanı, Savaş Manço imiş. Gazete, babalar gününü Savaş Manço’nun 60’ından sonra altıncı kez baba olacağını duyurarak kutluyor ve ekliyor:
"Çocuklarımızın korunması Savaş’ınki gibi iyi ellerde ve güvende!"
Savaş Bey "Belçika Ana-Baba Eşitliği Derneği"nin aktif üyesidir de!
BOŞUNA SEVİNDİ
Haslet Soyöz’ün cep telefonunu çaldılar.
Çok bozuldu. İnanılır gibi değil. "Parası mühim değil, ama çok ağırıma gitti" diye, bütün gün söylendi durdu. Derken, akşam üzeri bir telefon:
-Haslet Bey? Beyefendi, ben Ahmet Filanca. Uzunköprü’den arıyorum. Sizin cep telefonunuz çalındı mı?
Bir çığlık duyuldu, Milliyet’in ikinci katında:
-Evet! Bulundu mu?
-Evet... Biri bana satmaya kalktı. Ben elektronik teknisyeniyim. Şifreyi kırıp numaranızı buldum, Turkcell’den de adınızı öğrendim.
Haslet çok sevindi. Hırsızı yakalatmak için Milliyet Haber Araştırma Müdürü Tunca Bengin’den yardım istedi. Tam Edirne Emniyeti’ni arayacaklardı ki, akıllarına " bir bit yeniği olmasın" sorusu geldi.
-Haslet, dedi Tunca, bu gene abimizin bir şakası olmasın?
Biraz sıkıştırınca, abimiz itiraf etti:
-Evet, biz şaka yaptık. Kızmadın değil mi?
Hasan Pulur, Allah selamet versin, sevdiklerine böyle şaka yapmayı çok sever.
Haslet’e takıldım: "Eh, sen de altında kalmazsın herhalde!"
-Nerdee Berrin Abla, dedi Haslet. Hasan Abi ‘Sen de bana şaka yap’ der her zaman ‘... ama benim seviyemde yap!’ İlahi Hasan Abi, ben senin seviyene nasıl ulaşırım! Bu senin dediğin "Sen de şaka yap, ama ben hariç herkese..." anlamına gelir.
Demirel ve g-string
Özelleştirme İdaresi ‘erkeklerin aklını çelebilir’ gerekçesiyle yasaklayınca, o ipten ibaret mayolar ve külotlar büsbütün moda oldu. Vücudu ve cesareti elveren giyiyor.
Salim Koçak’ın yazdığı, Demirel’le Bir Başka Boyut kitabında okuduğum, Demirel’in bir sözünü hatırladım:
-Politika değişim ister. Politika değiştiği sürece, (sen) değişmediğin takdirde çağdışı kalırsın. Eğer bugün politika, bir politikacının bikiniyle Taksim Meydanı’nda koşmasını gerektirirse, ben de politika adamı olduğum sürece, koşmak mecburiyetindeyim...
Aman Allah!
Örnek olsun derken
Laila adlı kulübün yöneticilerindenmiş. Adını bilemiyorum. Bir arkadaşına dert yanarken kulak misafiri oldum.
-Bizim müşterilerimizin her biri "özel." Hepsi kendini "özel muameleye layık" görüyor. Haklı olabilirler, ama bir kural varsa, onu istisnasız herkese uygulamak zorundayız. 18 yaşından küçükler giremez, bunun için herkese kimlik sorulur, eşofmanla girilmez, silahla girilmez...
Meğer, bardağı taşıran Laila’ya geçenlerde eşiyle gelen işadamı ve eski milletvekili Cefi Kamhi olmuş. Silahını teslim etmek istememiş
Biz de "Milletvekillerimiz silaha, fiyakaya düşkündür. İşadamları, ünlü ailelerin iyi yetişmiş çocukları siyasete girsin; iyi örnek olurlar..." diyorduk.