Madem yapacaktın, niye baştan yapmadın? Ne diye bu kadar bekledin? Piyasaları bu kadar dalgalandırmanın, içte ve dışta piyasaların Türkiye'ye dönük güvensizlik duygusunu bu kadar keskinleştirmenin ne alemi vardı?
Sözde milliyetçi efelenmenin Türk ekonomisine özellikle son bir hafta on günlük maliyetini hiç mi akla getirmedin? Yoksa bütün bunlar ilgi alanınızda değil mi?
Böylesi kaygılarınız yok mu?
Bu işleri çocuk oyuncağı mı sanıyorsunuz? Türkiye'nin kaderiyle, aş ve iş sorunuyla bu kadar yakından ilgili konuları nasıl bu kadar hafife alabiliyorsunuz?
Yoksa bir başka bir gezegende mi yaşıyorsunuz?
Dünyalarımız bu kadar ayrı mı?
MHP'li Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun Dünya gazetesinin manşetinde dün çıkan açıklamalarını hayretle okuyorum. "MHP'siz bir hükümete 10 milyar dolar vaat edenler var" diyor ciddi ciddi. "Kadrolaşmakla suçlanıyoruz, tabii kadrolaşacağız" diyor açık açık.
Daha neler neler.
Sanal bir alemdeler sanki!
Soruların muhatabı en başta MHP'li Sayın bakanlar.
Özellikle Enis Öksüz... Konuysa malum: Telekom. İyi niyetli uyarılara daha işin başında kulak verilmiş olsaydı, Türk ekonomisi bir darbe daha yer miydi?
Ama koalisyonun MHP kanadı bunu hep yapıyor. Uyarıları, telkinleri, eleştirileri kös dinliyor.
Bunu milliyetçilik mi sanıyor?
Bu böyle nasıl gidecek?
Bu hep böyle gidecekse, ikide bir krizler çıkacaksa, piyasalarda Ecevit hükümetine güven nasıl duyulacak? Güven duyulmazsa, Türkiye nasıl para bulacak?
Faizleri nasıl indirecek?
İç borçlarını nasıl çevirecek?
Çeviremezse, krizden nasıl çıkacak?
MHP'li sayın bakanlar!
Herhalde farkındasınız. Türkiye hala krizde. Krizden çıkmış değil. Ekmek aslanın ağzında yani.
Önce ağustos ayında krizden çıkış bekleniyordu. Şimdiki beklentiler ekim ayına kaymış durumda.
Çünkü hükümete güven yok!
Bu güvensizliğin beslenmesindeyse, MHP'nin hükümet içinde oynadığı rol ağırlıklı yer tutuyor.
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in son Londra ve Washington ziyaretlerinde, örneğin IMF Başkanı Köhler'le görüşmesinde MHP'den şikayet vardı. Derviş'e Londra'da görüştüğü yabancı bankacılar, Ankara'ya güven beslenmediğini açıkça söylediler.
Yurtdışındaki özel finans piyasaları, güven konusunda önce IMF gibi kuruluşlardan işaret bekler.
Bu birinci aşamadır.
İkinci aşamada, yurtiçine bakarlar. Yerli yatırımcılar ne kadar güven duyuyor hükümete diye. Bu da olumluysa piyasaya girmeye, Türkiye'ye para yatırmaya, borç vermeye başlarlar.
Biz hala işin başındayız.
IMF'yi henüz ikna edebilmiş değiliz. Bunu başarmak zorundayız. Kemal Derviş'in Washington'da Amerikan yönetimiyle temaslarında IMF'nin önemi bir kez öne çıktı.
Derviş'in gerek ABD Hazine Bakanı O'Neil, gerekse Amerikan Dışişleri'yle görüşmelerinde hep aynı noktaya dikkat çekildi: Ankara'nın muhatabı IMF'dir! Oyun böyle oynanıyor.
İkinci dilim kredi önümüzdeki günlerde çıkabilir. Sırada, yine 1.5 milyar dolarlık üçüncü dilim kredi var. Üstelik uzak bir tarihte değil:
25 Temmuz'da.
Sayın MHP'li bakanlar!
Dileriz, bu kez oyun kuralına göre oynanır. Krizlerden ne ülkemize ne size bir fayda var. İnşallah tadında bırakırsınız.