10 Temmuz 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Parayı veren, düdüğü çalar...

     Kendi kendimizi aldatmayalım ve içinde bulunduğumuz durumu gerçekçi şekilde görelim.
     Türkiye, IMF kapanına girmiştir.
     Hem de kendi beceriksizliğimiz, yıllara dayanan yanlış politikalarımız, devlet bütçesindeki parayı har vurup harman savurarak bu noktaya geldik.
     İflas ettik ve IMF’nin (yani, başta ABD olmak üzere batılı zenginler klübünün) kapısını çalıp, para vermelerini istedik. Onlar da, hangi koşullarda yeni borç sağlayacaklarını bize bildirdiler.
     Kabul ettik.
     Yazılı istediler.
     Yazıp verdik.
     "Yetmez, üçlü koalisyonun ortağı liderler imzalamalı" dediler.
     Üç lider imzalayıp, anlaşmayı yolladı.
     Şimdi bu saatten sonra, istediğimiz kadar verilen niyet mektubunu, Osmanlı dönemindeki kapitülasyonlara benzetelim, batının bizi haciz altına aldığını, bağımsızlığımızın elden gittiğini iddia edelim ve kenarından köşesinden direnip siyasi show yapmaya çalışalım.
     Gerçekler değişmiyor.
     Türkiye, artık önümüzdeki en az 2-3 yıl IMF’nin denetiminde yaşayacaktır.
     
Parayı veren düdüğü çalar
     Halk arasında bir deyiş vardır. "Parayı veren düdüğü çalar".
     Durumumuz aynen budur.
     IMF parayı vermektedir ve biz ne kadar debelenip erkeklik gösterisi yaparsak yapalım, düdüğü çalacaktır.
     Peki bağımsızlığımızı geri alma pahasına, IMF’den vazgeçebilir miyiz?
     Hayır.
     Artık çok geç. Geçen kasım krizinden hemen sonra imkan vardı. Anlaşma bozulur ve Türkiye kendi kemerlerini kendi sıkıp, kendi programını uygulamaya sokabilirdi. Durum müsaitti. Ancak Ankara’ya öylesine bir güvensizlik vardı ki, iç ve dış piyasalar üçlü koalisyonun verdiği sözlere inanıp kredilerini açmayacaklar ve bekleyeceklerdi. Zaten hükümette bunu bildiği için, IMF ile tekrar anlaşma yoluna girdi. Kendini fonun denetimine sokarak, iç ve dış piyasalara güvence sağlayıp, yeni borçlanmayı hızlandırma yolunu seçti.
     Yani kapana girdi.
     Bundan sonra, Milliyetçilik ve Türklük onuru adına anlaşmayı bozup kapandan kurtulmaya çalışmak, Türk ekonomisini çok daha ağır şekilde yaralar. Elini kolunu parçalar. Krizi hem derinleştirir, hem de insanlarımızın inanılmaz fakirleşmesine yol açar.
     Açıkçası, ülkeye ihanet etmek olur.
     
Ne yapmak gerekiyor?
     Kendimizi bu noktaya getirdikten sonra, yapılmaması gereken şey, durumumuzu daha da ağırlaştıracak tutumlar almaktır. Politika yapma uğruna, dengeleri bozacak piyasaları tedirgin edecek tutumlardan kaçınmaktır. Seçmene şirin gözükme pahasına kahramanlık demeçleri vermemektir.
     Zira bu tip yaklaşımlar hem hiçbir şeyi değiştirmemekte, IMF’yi korkutmamakta, hem de krizin derinleşmesine yol açmaktadır.
     Gerçekçi ve akıllı olma günü gelmiştir.
     Ülkeyi biran önce ayakları üstüne dikebilmek için, ideolojilerimizi, parti politikalarını bir süre askıya almayılız.
     Debelenip, suları daha beter bulandırmak yerine, içimiz istemese dahi, gözümüzü kapatıp programı tam anlamıyla desteklediğimiz izlenimini veren tutumlar takınalım.
     Türk siyaseti takkiyeye çok alışkandır(!)
     Midesinden konuşan insanlar ülkesiyizdir.
     Bir defa da, iflastan kurtulmak için yapalım.
     Ne kadar inandırıcı olursak, IMF kapanından az yaralı şekilde kurtulma süremiz de o kadar kısalacaktır.
     Ekonomi ayaklar üstüne dikildikten sonra, yine herkes serbest atışa geçebilir. Bayrak, bölünmez vatan, onur, bağımsızlık adına isteyen istediğini söyleyebilir.
     Ancak, Allah aşkına önümüzdeki dönemde şu ülkeyi gerçekten sevdiğimizi, bu fedakarlıkları yaparak gösterelim. Kendimizi IMF ile yaşamaya alıştıralım.
     Gerçek vatan sevgisi, gerçek milliyetçilik bunu gerektiriyor.
     Bugün, Türkiye’yi bataktan kurtarma günüdür. İdeolojilerin, politikaların, seçmene yönelik oyunların günü değildir.
     Unutmayalım, kendi düşen ağlamaz.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
MHP'nin kaygıları

Melih AŞIK
İstifa vakti

Berrin Cankat
60’ında altıncı çocuk

Hasan CEMAL
Madem yapacaktın, ne diye baştan yapmadın?..

Güneri CIVAOĞLU
Kerhen olmasın

CAN DÜNDAR
Vicdan ile cüzdan

Abbas GÜÇLÜ
Ne halleri varsa görsünler diyemezsiniz

Sami KOHEN
Hep düşman kalınmaz

Meliha OKUR
Oyun planı!

Tuncay Özkan
Değişim şimdi ama kimin için

Derya SAZAK
Acı tütün

Meral TAMER
Müzelik Demirel'in müzesine katkılar!

Tamer HEPER
Eviniz de satılmış

Güngör URAS
Borçta sorun hem stok, hem faizin artması

Serpil YILMAZ
MHP’li Doğan ihaleyi alamadı

M. Ali Birand
Parayı veren, düdüğü çalar...

© 2001 Milliyet