IMF’nin raporuna göre, Türkiye’nin dört riski var: Programa siyasi desteğin azalması ve dış kredibilite zorlukları, bankaların özkaynaklarını kaybetmesi ve bütçe açığının nasıl kapatılacağının belirsizliği
EKONOMİ SERVİSİ
IMF’nin yıllık olarak hazırladığı, Uluslararası Sermaye Piyasaları raporu, dün gece açıklandı. IMF ekonomistleri Donald J. Mathieson ve Garry J. Schinasi liderliğindeki IMF ekonomistleri tarafından hazırlanan raporda Türk bankacılık sektörü ile ilgili olarak çarpıcı testitler yapıldı.
Piyasa oyuncularının Türkiye’ye sağlanan mali desteğin, mali ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi için yapılacak işlerde bir fırsat penceresi açtığını düşündüğü belirtilen raporda, ancak oyuncuların dört risk faktörüne dikkat ettikleri belirtildi. Bu risk faktörleri ise şöyle sıralandı:
Kredibilite zorluğu
Programa verilen geniş tabanlı siyasi desteğin azalması, Merkez Bankası’nın anti enflasyon politikasının uluslararası alanda kredibilite sağlamada yaşayabileceği zorluklar, özkaynaklarını kaybetmiş özel bankalar sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin sorunlar ve bütçe açığının, özel dış kredi talebinde bulunmadan nasıl kapatılacağının bilinmemesi.
Raporda Türk bankacılık sisteminin, yüksek oranda bölünmüş olduğu, ancak, yaşanan krizin, giderilmesi ile beraber yakın vadede, sektörde konsolidasyon yaşanmasının beklendiği belirtildi.
Raporda, sektörde yaşanan krizin ana nedenlerinden biri olmamakla beraber, Türk bankalarına büyük sanayi gruplarının sahip olması önemli bir zayıflık nedeni olarak belirtildi. Gelişmekte olan ülkelerdeki bankacılık sektöründeki rekabet ortamının da değerlendirildiği raporda, diğer ülkelere göre Meksika ve Türkiye’nin bankacılık sektöründe rekabet ortamının azaldığına dikkat çekildi.
Global ortam etkiliyor
ABD ekonomisinde bu yıl sert bir iniş, yani durgunluk yaşanması halinde, Japonya’daki ekonomik problemlerin devam edeceği ve Avrupa’daki büyümenin yavaşlayacağı belirtilen raporda, bunun sonucu olarak gelişmekte olan piyasalara sermaye akışının azalacağı ifade edildi.
Bu gelişmelerin yaşanması halinde, özellikle Arjantin ve Türkiye üzerinde daha büyük ekonomik baskılar yaratacağına dikkat çekildi.
Uluslararası piyasalarda oynayanların, Arjantin ve Türkiye’de yaşananları dikkatle izlediği ifade edilen raporda, bu iki ülkedeki yaşananların diğer gelişmekte olan ülkelerin uluslararası piyasalara giriş koşullarını belirlemede önemli rol oynayacağı ifade edildi.
ABD’ye sermaye akışı var
Raporda ekonomisinde yaşanan yavaşlama sorununa rağmen ABD’nin geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da dünyada en fazla sermaye çeken ülke olduğu belirtildi. ABD’ye en fazla Japonya ve Euro bölgesi ülkelerinden sermaye girişi yaşandı. Raporda ABD’ye sermaye akışı bu ülkedeki ekonomik sorunların giderileceğine dair yatırımcı güveni olduğu şeklinde yorumlandı.
Yeni enstrümanlar aranıyor
Bu arada ABD Hazine bonolarının yeni ihrac olmaması nedeniyle, ileride ortadan kalkacak olması, uluslararası oyuncuların yeni finansal enstrümanlar arayışına ittiği ifade edildi. Uluslararası yatırımcıların zor zamanlarda ‘sigorta’ olarak gördüğü bu bonoların yerine yeni enstrümanlar gelecek olmasının, dünya sermaye piyasalarının işleyeşinde değişikliğe neden olabileceği belirtildi.