TARIMDA üretimin çeşitlendirilmesi, özellikle gündemdeki tütün konusunda alternatif ürünlerin geliştirilmesi...
Ekonomimizdeki en önemli kara deliklerden ve siyasetin elindeki en etkili popülizm araçlarından birinin böylece yok edilmesi...
Bugünkü haliyle, zararına üretilen bir ürünü devlete yüklemek politikacıya oy, ama bütçeye açık getiriyor, borç ve faiz getiriyor...
Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'e sordum. Bazı bilgiler verdi: - Şu anda 'Alternatif Ürün Projesi' iki ürünü kapsıyor: Tütün ve fındık. İhtiyacın üstündeki üretim alanları daraltılacak, yerine başka ürünler geliştirilecek. Bunun için toplam 180 milyon dolar kaynak bulduk. Bakan'ın belirttiğine göre, Türkiye'de tütün ve fındıkta "ürün fazlası" sorunu yaşanırken, aynı anda mesela yağlı tohumlarda, yem bitkilerinde ürün açığı sıkıntısı çekiliyor!
* * * ALTERNATİF ürünler nedir? Gökalp'in cevabı: - Üretim açığımız olan ürünlerin ekimini genişleteceğiz. Başta yağlı tohumlar olmak üzere, yem bitkileri, tarla sebzeciliği ve meyvecilik yanında örtü altı tarımı, bölge şartlarına uygun tıbbi ve aromatik bitkiler... Tütün ve fındıktan başka, çay ve şekerpancarı alanlarının da daraltılarak alternatif ürünlere geçilmesi şimdilik ertelenmiş.
Türkiye'nin uzun süreli problemi: İktisadi olmayan ürünlerin alanlarını daraltarak iktisaden daha karlı alternatif ürünlere geçmek...
1993'te aynı proje gündeme geldiğinde, Rize'de yaptığı konuşmada bakın Erbakan ne demiş: - Başka işleri kalmamış gibi çay ve fındık sahalarını daraltacaklar! Neden biliyor musunuz? Çünkü İsrail bunları satacak! IMF reçetecilerinin hedefi budur! (Erbakan'ın Konuşmaları, Eylül 1993, RP Yayınları, sf. 44)
Halbuki İsrail çay ve fındık üreticisi ve satıcısı değildir!
* * * EKONOMİK kafayla değil de komplo kafasıyla bakarsak, 'İsrail' yerine 'emperyalizm' demekle bir şey değişmez! "Yurtseverlik" yaptığımızı sanarak ülkemizi geri bırakırız! Suriye gibi, Küba gibi...
Osmanlı'nın matbaada gecikmesinin sebebi, o günün nüfusu içinde 50 bin yazıcı esnafının tepkisinden korkarak sıkı "lonca" düzenini "ödünsüz" korumasıydı!
Verimsiz alanlarda geçimini sağlayanlara para akıtmak yerine, onları verimli alanlara yöneltmek şarttır.
Ekonomik gelişmenin temel yasası, kaynakların az verimli (geleneksel) alanlardan daha verimli (modern) alanlara tahsis edilmesidir.
Bizim tarihimizde de ekonomik gelişme dönemleri, kaynak tahsisinin değiştiği dönemlerdir.
Kaynakları verimli alanlara tahsis etmenin bugünkü araçları olan tarım reformu da, özelleştirmelerle kamu kesiminin küçültülmesi de mutlaka başarılmalıdır.
Politik kavgalarla, irtica paranoyasıyla yılları kaybettiğimiz gibi, şimdi de emperyalizm, çokuluslu şirketler, IMF dayatması gibi paranoyalarla yapısal reformları engellemek, Türkiye'yi Üçüncü Dünya sınıfına düşürür: Aç, kavgalı, fanatik...