Müzelik Demirel'in müzesine katkılar başlıklı yazımın yayımlandığı gün, tesadüfe bakın ki nefis bir müzenin açılışına davetliydim. Rahmi Koç'a ne kadar teşekkür etsek azdır, kendisinin ve birkaç dostunun koleksiyonlarını, Rahmi Koç Sanayi Müzesi'nin devasa ikinci bölümünü de açarak İstanbullularla paylaştığı için... Rahmi Bey'in müzesi çok etkileyici. Ama bizim bugünkü konumuz başka.
Dünkü gazetelerde görmüşsünüzdür. Müzenin açılışında siyasetçilerden yüksek bürokratlara, iş dünyasının kremasından Koç ailesi ve Koç Grubu mensuplarına, eski ve yeni bakanlara çok geniş bir yelpazede davetli grubu vardı. Bu grup içinde 70'li yaş civarındaki politikacı, emekli yüksek bürokrat ve banka genel müdürlerinden bana takılanlar oldu:
"Bugünkü yazında Demirel ve çevresinin 1990 sonrası icraatını hatırlatmışsın. Biraz da 1965 - 90 arası dönemi kurcalasana... Bak neler neler bulacaksın!"
Zaten okurlarımız da günlerden beri beni yine Demirel'le ilgili e - posta, faks ve telefon bombardımanına tuttular. Bir yandan desteklerini iletirken, diğer yandan da müthiş hatırlatmalar yaparak konuyu gündemde tutmamı istiyorlar.
Tekrar mahkemelerde sürünmek istemediğim için okur mektuplarını yayımlamaktan bu kez imtina ediyorum. Buna karşılık Milliyet'in zengin arşivinden arşiv yetkilimiz Bülent Ağaoğlu ve ekibinin bizden hiç esirgemedikleri yardımlarıyla, kasımda Isparta'da açılacak Demirel Müzesi'ne aşağıdaki armağanları gönderiyorum!
1959'da DSİ Genel Müdürü'yken kardeşlere usulsüz ihale
Arşivi karıştırdığımda, Amca Bey'in henüz siyasete atılmadığı 1959 yılı bile çıkıverdi karşıma. 11.11.1971 günkü Akşam gazetesindeki ana haberin başlıkları şöyle:
"Süleyman Demirel'in DSİ Genel Müdürü olarak kardeşlerine usulsüz ihaleler verdiği, yapılan soruşturma sonunda tesbit edilmişti." Demirel'i suçlu bulan müfettiş raporunu da yayımlayan gazetenin "1963'te Demirel ile ilgili muameleyi af durdurdu" diye manşet atmış.
Haberden küçük bir kesiti sizlere aynen aktarıyorum:
"(...)Çeşitli yolsuzluk iddiaları yüzünden büyük bir ün kazanmış olan Demirel kardeşlere ait Terakki Kollektif Şirketi'nin usulsüzlüğünün 1959 yılında başlamış olduğu ve Süleyman Demirel'in nüfuzunu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yaptığı sırada da kardeşlerine kazanç sağlamak için kullandığı, Bayındırlık Bakanlığı müfettişleri tarafından 1961 ve 1962 yıllarında yapılan soruşturma sonucunda sabit görülmüştür. Ancak suçun işlendiği 1959 yılından sonra Af Kanunu çıkmış olması yüzünden, kanuni takibata girişilememiştir(...)"
60'lı yıllar: Demirel başbakan, Ziraat kardeşlerin emrinde
2 Kasım 1971 tarihli Akşam'ın manşeti: "Ziraat Bankası kaynakları, amacı dışında kullandırıldı" Ve hemen yanında Millet Meclisi Başkanlığı'na Demirel ile ilgili soruşturma önergesi veren bağımsız Konya milletvekili Ethem Kılıçoğlu'nun şu sözleri: "Demirel için tek çıkar yol, Yüce Divan'a gitmektir"
Ve üst başlıkta yer alan habere ilişkin ayrıntılar:
"Demirel'ler ve Şellefyan'ın usulsüz kredileriyle ilgili raporun tam metnini açıklıyoruz. Hacı Ali Demirel, Şellefyan, Türk kardeşler ve Nebil Sar'a açılan krediler ele alındı. Kredilerde Bankalar Kanunu'na aykırı davranıldığı, büyük plasmanlar kullanıldığı bildiriliyor. Hatır senetlerinin teminat mektubu gibi gösterildiği, karşılıksız olarak çekler ödendiği açıklandı."
Haberin ayrıntısında ise Demirel'in ilk başbakanlığı sırasında kardeşi Hacı Ali Demirel tarafından düzenlenen karşılıksız çeklerin, Ziraat Bankası'nın Isparta şubesince, Ankara Yenişehir şubesinden provizyon sormadan ödendiğini öğreniyoruz. Haberde ayrıca Hacı Ali Demirel'in o dönemde sahibi bulunduğu Yükseliş Koleji ve Özel Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu ile diğer kardeş Şevket Demirel'in sahibi bulunduğu Orma orman ürünleri şirketine Ziraat Bankası'ndan usulüne uygun olmayan deplasmanların yapıldığı belirtiliyor.