Bankalar bir bir fona devredilirken insan anımsıyor: Yirmilerinin sonunda, otuzlarının başında olanlar hatırlarlar mı acaba? Eskiden çocuklar banka "tutardı". Takım tutar gibi yani. Tuttuğunuz banka elbette babanızın para yatırdığı banka idi, ama bir çocuğu gerçek bir taraftar yapan esas neden kumbaralardı. Zamanın birinci ligi, Yapı Kredi, İş Bankası, Emlak Bankası'ndan ibaretti. Emlak Bankası'nın ev kumbaraları çocuklar arasında büyük sükse yapmıştı. İş Bankası'nın sefer tası kılıklı kumbarası da daha çok erkek çocuklarınca kabul görürdü. Şahsen, ördek kumbara yüzünden "Yapı Kredici" olduğumu hatırlarım mesela. Banka yöneticilerinin çocukların bu acayip durumundan haberleri var mıydı acaba? Çocukların kafasına sızıp, "zenginlik" bilgisini erkenden kazandırmakla büyük bir başarıya imza attıklarını mı düşünüyorlardı yoksa? Her ne ise... Zaten sonra, bu kumbaralar kimilerine, ne olursa olsun daha çok para kazanmayı, kimilerine de "Neden kapıcı çocuklarının kumbarası yok?" diye sormayı öğretti. Tebrikler, çocukluk ülkesi artık bölünmüştü!
İnsani banka var mı?
Banka reklamlarının farkındasınız değil mi? "Süper para kazandıracağız" netliğinden vazgeçildi. Şimdi tuhaf bir "insaniyet namına" havası, Münir Özkul naifliği, "Şubemize uğrayın. Sarıp sarmalarız sizi" atmosferi var. Prof. Dr. Arman Kırım, (kendisi iş dünyasının akıl hocalarındandır) "Beyaz Türk'ün Krizle imtihanı" yazı dizisi için yaptığımız röportajda "Bankalar bundan sonra CRM yapacak" demişti. Efendim CRM (Customer Relations Management), aşağı yukarı "bire-bir pazarlama" oluyor. Kırım, "Ukala yuppie bankacılar gidecek. Artık, müşterisinin doğum gününü bilen, onunla dertleşen, insani ilişki kuran bankacılar önemli olacak" demiş idi. Ürkütücü değil mi? Biri sizinle paranız için "insani" ilişki kuruyor. Doğum gününüzü paranız için hatırlıyor. Siz de gitgide yalnızlaşan millenium insanı olarak bu haince operasyonu yutuyorsunuz. İnsanın aklı da karışıyor? Artık daha insani görünen bir sisteme muhalefet nasıl yapılır?
Bire bir muhalefet
Naomi Klein, 3 Mayıs 2001'de The Guardian'da globalleşme karşıtı gösteriler için bir yazı yazdı. Post Ekspres dergisi de bu yazının Türkçe'sini yayınladı. Klein, anti-kapitalist gösterileri eleştiriyor, soyut ekonomik fikirlere karşı muhalefetin nasıl yapılacağını tartışıyordu. Misal, pazarlama için insani ilişkileri kullanma fikrine nasıl karşı çıkacaksınız? Klein şöyle diyor:
"Bazen radikallik polisle göğüs göğüse gelmek anlamına gelir, ama daha çok, komşunla konuşmak demektir."
Azımsayanlar varsa sakın yanılmasınlar, en zoru budur. Sizden olanlarla birlikte Mc Donald's'a taş fırlatmak daha kolaydır; dilinizden, kavramlarınızdan anlamayan komşuya Mc Donald's'ın neden kötü olduğunu anlatmaktan. Hiç değilse daha çok zeka ve zaman gerektirir. O vakit, yapılacak olan CRM muhalefettir! Birebir... Yoksa komşunuzla dertleşmek size pek mi bayağı geliyor? Bankacılara gelmiyor ama...