18 Temmuz 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Ağrı affetmez

"Solo zirve yapan ilk kişi olmak niyetindeydi. Vazgeç bu sevdadan demekten başka çarem yoktu. Ama bir türlü hemfikir olamadık!.."

     UĞUR ULUOCAK (ATLAS DERGİSİ EDİTÖRÜ)

     Mayıs'ın 15'iydi. Tanımadığım bir bayandan bir telefon aldım. İzmir'den arıyor ve Ağrı Dağı'nın kuzey rotasıyla ilgili bilgi isteniyordu. Son dönemde, önemli yüksek irtifa olanağı sunan Ağrı'ya ilgi arttığı için, kuzey rotasında son bir yılda iki tırmanış yapan bir kişi olarak bu tür taleplere alıştım. Ancak, beni arayan kişi dağcı değildi ve bu bilgiyi başka birine iletmek üzere istiyordu. Üstelik bu dağcı tırmanışı tek başına gerçekleştirecekmiş ve yeterince buzul deneyimi yokmuş.
     
     En az iki kişilik rota
     "Hemen vazgeçsin bu sevdadan" demekten başka seçenek yoktu. Tırmanışı yapacak kişinin bizzat aramasının daha doğru olduğunu belirttim. Sertaç'ı kendisinin ikna etmesinin mümkün olmadığını, bunu ancak benim yapabileceğimi söyledi. Her şey ayarlanmış, televizyonlara ve gazetelere demeçler verilmiş, valiyle görüşülmüş, kişi zaten Iğdır'daymış ve ertesi gün tırmanışa geçecekmiş. Bir süre sonra Sertaç beni aradı. Tırmanış boyunca sürecek olan İstanbul, İzmir, Iğdır telefon üçgeni böylelikle oluştu. Ne yazık ki Sertaç'ı ikna etmek mümkün değildi. Rotayı tarif ettim. Özel zorluklarını tek tek anlattım. Uygulayabileceği teknikleri de anlattım. Ancak, Ağrı'nın kuzey rotasındaki zorluklar en az iki kişilik bir tırmanışı gerektiriyordu.
     
     Kafasına koymuştu bir kere
     Ağrı'nın kuzey rotası çok zor değildir. Fakat çok sayıda buzul çatlağı içerir. Mayıs ayında hâlâ üzeri karla örtülmüş olan bu çatlaklara düşülmesi durumunda, düşüşü frenleyecek veya düşene yardım edecek bir kişinin yokluğu, en ufak kazayı ölümcül hale getirebilir. Bunun intihar olduğunu söylemek çok anlam ifade etmiyordu. Sertaç'ın niyeti Ağrı'nın kuzeyinden ilk solo yapan insan olmaktı. "En azından, ufak bir tereddütle veya kötü hava olasılığıyla karşılaştığında, hemen geri dön" sözleriyle bir şeyleri kurtarabilir miydim?
     Ertesi gece geç vakit yine İzmir'den telefon geldi. Sertaç son kampa varamamış, rota üzerinde bir yerde ise yanındaki kişi dağ hastalığına yakalanmıştı. Ne yapmalılardı? Tarif ettim. Derin nefes seansları, bol sıcak sıvı, bisküvi ve başında nöbet beklemek, belirtileri izlemek... Telefonda başka neler söylenebilir? İzmir'den Ağrı'ya bilgiler iletildi. İki gün sonra yine aynı çekingen ses İzmir'den arıyordu. Sertaç bu kez 4 bin 200 kampındaymış ve yolun devamını soruyormuş. Sertaç'ın bizzat araması gerektiğini, bu yöntemle devam etmenin mümkün olmadığını söyledim.
     
     Telefonda son uyarı...
     Tırmanış zirvesiz sonuçlandıktan ve Sertaç normal irtifaya döndükten sonra aradı. Yaklaşık 15 dakikalık bir görüşmemiz oldu. İnsanın tanımadığı bir kişiye tatlı sert kızgınlığını ifade etmesinin dolambaçlı yollarını denediğim bir konuşmaydı. Görünüşte hak veriyordu Sertaç. Konuşmasının sonunda böyle bir solonun çok anlamlı olmadığı, herhangi bir kaza durumunda, kurtarma amacıyla oraya gidecek onlarca insanı zor duruma sokma sorumluluğunun ağırlığı gibi konularda hemfikirdi.
     Hemfikir değilmişiz meğer. Sonrasında bir başka görüşmemiz veya konuşmamız olmadı Sertaç'la. Kazayı gazetelerden öğrendim. Çivilerle dolu yolda son sürat araba kullanan birinin kaza haberini okuyunca ne kadar şaşırılırsa o kadar şaşırdım.
     
     Dağcının son yolculuğu
     Ağrı Dağı'na tek başına tırmanan ve zirve dönüşünde düştüğü buzul çukurunda donarak ölen Sertaç Tümerdem'in cenazesi, Diyarbakır'da toprağa verildi. Iğdır'dan karayoluyla Diyarbakır'a getirilen Tümerdem'in cenazesi, Ulucami'de kılınan namazdan sonra Mardinkapı Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenaze toprağa verilirken, anne Suzan Tümerdem fenalık geçirerek bayıldı. Dağcı Tümerdem, Ağrı Dağı'na rehberiyle birlikte çıkmış, ancak 4 bin 500 metreden sonra tek başına devam etmişti. Zirveye çıkmayı başaran, ancak dönüşte buzul çukuruna düşerek donan Tümerdem'in cenazesi, AKUT Başkanı Nasuh Mahruki'nin de aralarında bulunduğu ekip tarafından bulunarak dağdan indirilmişti.
     



 GÜNCEL


Ağrı affetmez
‘Hızır’ gibi yetisti
TELE-KAZIK
Yurtdışı harcına ‘özel’ düzenleme
Devekuşu anahtarı, Mustafa Bey hapı yuttu!
Uyuşturucu baronuna Susurluk kalkanı
Tecimer’in aşk yuvası...
Sıcaklık artacak yağmur gelecek
Fast food ürünler sağlığa zararlı mı?
Maskeli ödül töreni
Avrupa sallandı: İtalya’da 1 ölü


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet