ECEVİT haklı, döviz ve faizin bu kadar yükselmesi için hiçbir ekonomik sebep yok... Sebep, Ecevit'in de dediği gibi "psikolojik ve siyasi"dir.
Çözülmesi için de hükümetin "psikolojik ve siyasi" tedbirler alması gerekiyor. Tıkanma buradadır.
Başbakan Ecevit piyasalardaki istikrarsızlığın vahim sonuçlar doğurabileceğini öngörerek üst üste kısa basın toplantıları yapıyor. Hükümette uyum olduğunu söylüyor, "bize güvenin" diyor.
Ama olmuyor...
Çünkü güvensizlik uzunca süreli bir birikimin eseridir.
Tek başına önemsiz sayılan ufak siyasi kavgalar, programdan 'ufak' sapmalar, yasalardaki gecikmeler, kurumlar üzerine yapılan itişip kakışmalar birike birike, güvensizliği artıra artıra bugüne geldi.
* * * ŞUBAT krizinden hemen sonra yeni programın siyaseten güçlü olması için bütün ekonomi çevreleri "kabinede revizyon" istemişti. Programa titizlik göstermeyen bakanın görevde kalamayacağı, hükümetin bu işi çok sıkı tutacağı yönünde kuvvetli bir gösterge olacaktı bu!
Revizyon yapılmadı...
Tek olumlu örnek ANAP'lı Yüksel Yalova'nın hükümetten ayrılıp Yılmaz Karakoyunlu'nun atanması oldu. Bu kararlılıktan piyasalar olumlu etkilendi ama birkaç gün sonra koalisyon eski havasında devam etti, piyasalar da istikrarsızlık yolunda mesafeler kaydetti!
Siyasete güveni sarsan "ufak" tartışmalar, kavgalar, itişip kakışmalar sürüp gitti...
Son "ufak" vak'a, Bahçeli'nin Kemal Derviş'i istemediği, buna karşılık DSP'ye Telekom'u önerdiği yolundaki haberler...
* * * KOALİSYONUN ikinci büyük ortağı MHP, Kemal Derviş'i kabinede görmek istemiyorsa, konuşmuyorsa o program yürür mü?
24 Ocak kararlarını düşünün! Başarısının en önemli sebebi, 'teknisyen' Özal'a verilen kesin siyasi destekti.
Başbakan Demirel herkese talimat vermişti: - Turgut ne derse, yapın! Ve bakanlar bile 'kararlar'ı sadece imza için önlerine geldiğinde görmüşlerdi. "Kriz yönetimi"nin olmazsa olmaz üç şartı vardır: Tek elden yönetilecektir, yönetim disiplini sağlanacaktır, uygulama süratli yapılacaktır!
Oluyor mu bunlar?! Onun için Ecevit'in deyimiyle "psikolojik ve siyasal" güvensizlik var. Kamuoyunda oluşan MHP - Derviş gerilimi tablosu, güvensizliği artırıyor.
MHP haksız suçlandığını düşünse bile, madem böyle bir "psikolojik ve siyasal" tablo oluşmuştur, bunu gidermek için harekete geçmek, öncelikle MHP'nin sorumluluğundadır.
MHP bunu yaptığı halde piyasalar oturmazsa, o zaman "ekonomik sebepler"i aranır, ona göre tedbir alınır; MHP'nin kendisi de eleştirilmekten kurtulur.
Bu hükümetin "kriz yönetimi"ni gereğince yapması için kamuoyu baskısının artırılması gerekiyor. "Ara rejim" olmaz, olmamalı.
Uzunca vadede düşünmemiz gereken şey, denemediğimiz koalisyon kalmadığına göre, Yarı Başkanlık sistemine geçerek "iki kanatlı demokrasi" yoluyla etkin bir yönetim yapısı kurmaktır.
NOT: Enis Öksüz onurlu bir davranışla istifa etti. Böylece şahsıyla ilgili spekülasyonlar yapılmasını önlediği gibi, bu spekülasyonların ekonomik programa zarar vermesinin de önüne geçmiş oldu. Hayırlı olsun.