18 Temmuz 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Çare aranacaksa, işe kabine revizyonuyla başlanmalı!

     Başbakan Ecevit iki gün üst üste basının, televizyon kameralarının karşısına çıktı. Açıklama yaptı, soruları yanıtladı.
     Amacı, piyasaları rahatlatmaktı.
     Panik havasını önlemekti.
     Tabii daha önemlisi:
     Hükümete güven uyandırmaktı.
     Ama tam tersi oldu.
     Borsa düştü.
     Faiz yükseldi.
     Dolar fırladı.
     Sayın Ecevit, en halisane niyetlerle yatıştırmak istediği piyasaları daha beter huzursuz kıldı.
     Niçin?
     Bir tek yanıtı var:
     Hükümete güven yok da ondan...
     Program bu yüzden dikiş tutmuyor. Sanki öylesine bir süreç işlemeye başladı ki, bu hükümet ağzıyla kuş tutsa olmuyor.
     
Peki ne olacak?
     Ekonomik programı yürütmekle sorumlu teknisyenleri aşan bir durum söz konusu. Teknisyenlerin çok fazla yapabilecekleri bir şey yok. Çünkü gerçek sorun siyasal nitelik taşıyor.
     Şöyle denebilir:
     Bu hükümetle bu program kayalıklara doğru sürükleniyor. Koalisyon hükümetinin bugünkü yapısıyla bu işin yürümesi artık olanaksız.
     Çünkü güven vermiyor bu hükümet.

     Çünkü inandırıcı olamıyor.
     Başbakan Ecevit, hükümetin uyum içinde çalıştığını, ekonomide olumlu işlerin yapıldığını, tünelin ucundaki ışığın gözüktüğünü söylüyor ama piyasalar kulak asmıyor.
     Başbakan Ecevit, 'düzen değişikliği'nden çıkarı bozulanlara faturayı çıkarıyor ama piyasalar tınmıyor.
     Sebep malum:
     İnandırıcı olamıyor.
     Çünkü küresel ekonominin gerçeklerini yalnız söylemle, yani lafla etkilemek artık imkansız. "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!" diyor piyasalar...
     İşleri kötüye gidiyor!
     Kaotik bir durum var.
     Evet, 'ara rejim' çare değil.
     
Bugün için seçim de çare değil.
     İlginç:
     Bu hükümete git de diyemiyorum, kal da... Doğru dürüst muhalefeti, yani siyasal alternatifi olmayan demokratik bir rejim olur mu? Belki de Türkiye'nin asıl çıkmazı burada düğümleniyor.
     
Peki ya çare nedir?
     Öncelik hükümet revizyonunda...
     Hükümette bir an önce değişikliğe gidilmesinin doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum. Bu değişikliğin çok daha önce yapılmasıydı doğru olan.
     Olmadı.
     Ancak bundan sonra hala bir güven tazelemesi isteniyorsa, bugün 35 sandalyeden oluşan Bakanlar Kurulu'nu, bakan sayısını azaltarak - Kemal Derviş'i koruyarak - yeniden oluşturmaktır isabetli tercih...
     MHP buna yanaşır mı? Yine yanaşmazsa, hükümet dışı bırakılabilir mi?
     Uzun lafın kısası:
     Bu hükümetle bu programın gidebileceği yerin kalmadığı anlaşılıyor. Tümüyle kayalara bindirmek istemiyorsak, kabine revizyonu şart.
     Bunu bugün göze alamayan koalisyon ortakları, yarın Türkiye'yi çok daha güç tercihlerle karşı karşıya bırakabilirler.
     Son söz:
     Enis Öksüz'ün istifası üzerine...
     Ne diye en baştan yapılacak şeyleri bu kadar gecikerek yapıyoruz ki?..
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Koalisyon!

Melih AŞIK
Refe - dans!

Fikret BİLA
Öksüz'ün istifası

Hasan CEMAL
Çare aranacaksa, işe kabine revizyonuyla başlanmalı!

Güneri CIVAOĞLU
Pansuman... Ameliyat...

Abbas GÜÇLÜ
Eylülde sınav hakkı

Hurşit GÜNEŞ
Kur panik yaratmamalı

Nail GÜRELİ
Postmodern Lale Devri

Sami KOHEN
Aman, bunaldık...

Meliha OKUR
Konuşmak ve konuşmak...

Tuncay Özkan
Kadri Baba, çooookk kan akıtacak, çoooookkk!..

Hasan PULUR
Eğitim sisteminden kim memnun?

Meral TAMER
Nazmiye Hanım, taa 1969'da söylemiş!

Güngör URAS
Piyasa laf ile yatışmıyor "eylem" bekliyor

M. Ali Birand
Hükümet istenen kelleyi verdi

© 2001 Milliyet