22 Temmuz 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Fransız diplomat haklı çıktı

     İKİ tarih...
     20 temmuz 1974 / 20 Temmuz 2001...
     Birincisinde, Türkiye, Cumhuriyet tarihinin, en büyük ve önemli askeri harekatını başarmış, Kıbrıs'a çıkarma yapmış...
     İkincisinde, Türkiye, bunu adeta unutmuş, ya da koşullar unutturmuş.
     Cuma günkü gazetelerde bir - iki kıytırık haber dışında, doğru dürüst bir haber bile yoktu.
     Zaman ne kadar insafsız, koşullar ne kadar acımasız.
     "20 Temmuz 1974 heyecanı"nı yaşayanların, bu sitemlerini, sanırız, siz de hoş karşılarsınız.
     İnsanlar "dün"le yaşamıyor ama, "bugün"de, "dün"ün hiç mi hiç anısı yok?
     * * *
     ACABA 20 Temmuz 1974'te, Fransa'nın Sofya büyükelçiliği müsteşarı olan Henri Crepin - Leblond, bugünlerde, ya da daha önce, Türk meslektaşı Yıldırım Keskin'i aradı mı, "Ben sana dememiş miydim?" diye sordu mu?
     Niçin arayacak, niçin soracak?
     * * *
     BÜYÜKELÇİ Yıldırım Keskin'in "Edebiyatla Karışık Diplomasi Anıları"nda bu sorunun cevabı vardır... (x)
     Yıldırım Keskin 1974 Temmuz'unda Sofya elçiliği müsteşarıdır. Sofya'daki diplomatlar arasında en çok Yugoslav Trayko Traykovsky ve Fransız Henri Crepin - Leblond yakın dostlarıdır.
     Yıldırım Keskin, Kıbrıs'a çıkarma haberini sabahın altısında Burgaz Başkonsolosu Cihat Alpan'dan alır.
     Bir an düşünür, Sofya sokakları daha uyanmamıştır ama, Kıbrıs'ta kıyamet kopmaktadır, savaş bu, bundan sonra neler olacağını düşünmek bile mümkün değildir... Birileriyle konuşmak ihtiyacı duyar önce Yugoslav dostunu uyandırır:
     "Trayko, bizimkiler, Kıbrıs'a çıkmış!"
     
Uykulu bir ses:
     "Bu iş, adanın bölünmesine gider!"
     * * *
     
SONRA Fransızı arar; müjdeyi verir, oysa aldığı karşılık Yıldırım Keskin'i kızdırır; Henri şöyle demektedir:
     "Aldınız başınıza belayı! Yirmi yıl sonra da bu konuyu seninle görüşür olacağız."
     * * *
     ÇIKARMA tamamlanmış, Cenevre görüşmeleri başlamıştır. 13 Ağustos sabahı, bu defa Henri, Yıldırım Keskin'i telefonla arar, görüşmelerin tıkandığını, buna, Türkiye'nin katı tutumunun neden olduğunu söyler.
     Yıldırım Keskin, o tarihte hepimize hakim olan duyguya sahiptir:
     "Müzakerelerde güçlü durumda olan biziz... Herkes yerini bilmeli."
     "Sonra çok canınız yanar!"
     "Hiçbir şey olmaz!"
     
Fransız diplomat duygularıyla değil, gerçek değerlendirmeyle karşılık verir:
     "Ermeni sorunu çıkar, Kürt sorunu çıkar, Avrupa başınıza bela olur."
     Yıldırım Keskin,
Nisan 2001'de yayımlanan anılarında, bu olayı anlatırken "Meğer ne denli doğru söylüyormuş Henri" der ve ekler:
     "Ama o sabah Henri'ye çok kızmıştım. Kan tepeme çıkmıştı. Doğru söylediğini bildiğim için kızıyordum. Avrupa, Fransa, İngiltere, Yunanistan aleyhine, dilimin ucuna ne geldiyse söyledim."
     * * *
     
ŞİMDİ de aynı şeyi yapmıyor muyuz?
     Keşke, Fransız diplomat Henri kadar gerçekçi, uzak görüşlü olabilseydik.
     
     -------------
     (x) Avrupa Yollarında Türkiye (Bilgi Yayınevi)
     
     h.pulur@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Melih AŞIK
Sultan Bahşiş

Fikret BİLA
Ponzi tipi kısır döngü

Hasan CEMAL
Tayyip'le ilgili soru işaretleri

Güneri CIVAOĞLU
Aslan Başkan

CAN DÜNDAR
İngilizlerin Monika'sı

Abbas GÜÇLÜ
Tercih sıralaması yaparken

Hasan PULUR
Fransız diplomat haklı çıktı

Derya SAZAK
Küresel ütopyanın sonu mu?

Meral TAMER
Zamanı yönetmede taş mı önemli, mıcır ve kum mu?

Tamer HEPER
Süre iki yıldır

Metin TOKER
Beklenen ne?

Osman ULAGAY
Küreselleşme tuhaf bir dünya yaratıyor

Güngör URAS
Turizmin kaymağını yabancılar yiyor

Serpil YILMAZ
Jet - Pa milletvekili yenilikçi olursa...

M. Ali Birand
Club Village Hebil’i rahatsız ediyor

© 2001 Milliyet