01 Ağustos 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Her devrik cümle şiir olur mu?

Sahne ve sinema dünyasının ünlülerinin şiirleri bir internet sitesinde yayımlanınca bildik bir tartışma yeniden başladı: "Herkes şiir yazabilir mi?"

     MEHMET KENAN KAYA

     Yemek kitaplarının, şehir rehberlerinin bile şiir formunda yazıldığı, dertlerin, sevinçlerin şiirle anlatıldığı bir ülke Türkiye. Belki de bu yüzden köklü bir şiir geleneğine, birçok usta şaire sahip. Ama madalyonun başka yüzü de var: Yüzyıllardır şiirle haşır neşir yaşayan, Baki Efendi’den Şeyh Galib’e, Yahya Kemal Beyatlı’dan Oktay Rifat’a kadar birçok büyük şair yetiştiren Türk toplumu iyi şiir ile kötü şiiri birbirinden ayırabiliyor mu?
     Geçen hafta netbul.com adlı internet sitesinde yer alan bir haber, daha önceki yıllarda İbrahim Sadri ve Yılmaz Erdoğan gibi isimlerin şiirleri dolayısıyla yaşanan bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi. Çünkü bu kez de sahne ve sinema dünyasının ünlüleri şiire soyunmuş ve "duygu yükü" altında şiirler yazmışlardı. Yazmışlardı yazmış olmasına da, bu işin bir kıstası, yolu yordamı, adabı yok muydu? Türk edebiyatının usta kalemlerine bu yeni şiirleri ve şairleri sorduk...
     
EDEBİYATÇILAR NE DİYOR?
     Attila İlhan (Şair-Yazar)
     "Bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu"
     Türk edebiyatı manzum (şiir) olarak teşekkül etmiştir. O yüzden Türk kulağı şiire çok yatkındır ve Türkler şiire düşkündür. O kadar ki, her içki sofrasında belirli bir yerden sonra herkes cebinden kendi yazdığı bir şiiri çıkarır, okur. Aziz Nesin "Her üç Türk’ten dördü şairdir" derdi. Yani bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Böyle bir yaygınlığı var. Bu yüzden de her kesimden insanın şiir yazmaya heves etmesi çok da şaşılacak bir şey değil. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu.
     
     Hilmi Yavuz (Şair-Yazar)
     "Gerçek anlamda şair olmak başka şair etkisi yaratmak başkadır. Öyle ‘Al eline kalemi, yaz başına geleni’ diye şair olunmaz "
     Adı geçen kişiler sinema alanında değerleri kabul edilmiş olan insanlar. Aslında şairlik bir ustamızın dediği gibi zor zenaattır. Bu değerli sanatçıların şiir yazmayı kolay bir meslek olarak düşündükleri anlaşılıyor. Oyunculuk ya da yönetmenlik kendi alanında ne kertede bilgi ve deneyimi gerektiriyorsa şiir de belki o kadar hatta daha fazla bilgi ve deneyimi gerektirir. Nasıl herkes oyuncu ya da yönetmen olamazsa öyle kolay kolay şair de olunamaz.
     Bu arada önemli bir noktayı da göz ardı etmemek gerek: Gerçek anlamda şair olmak başka, şair görünmek ya da şair etkisi yaratmak başkadır. Şiirin kolay yazılabilir olduğunu düşünenler, sanıyorum gerçek bir şair olmanın değil, kendilerine şair denilmesinin ardına düşmüş görünüyorlar. Bu arkadaşlara Rilke’nin Malte L. B.’nin Notları’ndaki, o bir dize yazmak için yaşanması gerekenleri bildiren bölümü okumalarını öneririm. Öyle "Al eline kalemi yaz başına geleni" diye şair olunmaz. Üstelik şiir her babayiğidin harcı da değildir.
     
     Tomris Uyar (Yazar)
     "Şiirimizin geleneğini bilmedikleri, özellikle de şarkıcıların şiiri şarkı sözüyle karıştırdıkları anlaşılıyor"
     Çoğunun şiir okumadığı, günümüzde yazılan şiiri bir yana bırakın, şiirimizin geleneğini, geçirdiği aşamaları bilmedikleri anlaşılıyor. Ve özellikle de şarkıcılar şiiri şarkı sözüyle karıştırıyorlar. Şiirin bir matematik alanı değil, uçucu duygular ve anlamsız devrik cümleler olduğunu zannediyorlar. Bir cümleyi düz söylediğinde anlamlı oluyor ama onların fikrine göre şiir olması için devirmek gerekiyor. Cümlenin anlamı yok, ama olsun. Devrik olursa, şiir oluyor gibi bir fikre sahipler. Herhalde imla işaretlerini kullanmamak için düzyazı yerine şiir yazıyorlar. Sonuçta noktalı virgül gerekmiyor şiirde. Bir yerde virgülü unutsanız da olur. Kolaydır şiir yazmak diye düşünüyorlar.
     
     Hulki Aktunç (Şair-Yazar)
     "Şiir yazmak öyle zannedildiği gibi ‘duygulandım da oturdum yazdım’ diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir"
     Herkes şiir yazmakta özgürdür. Ancak o şiirleri yazarken, "Yazmasam Türk şiiri ne kaybeder?" diye düşünmek zorundalar. Bunu becerebiliyorlarsa, buyursunlar yazsınlar. Ama beceremiyorlarsa amatör şair olarak otursunlar oturdukları yerde. Çünkü şiir yazmak zannedildiği gibi "duygulandım da oturdum yazdım" diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir. Dediğim gibi eğer yazmasalar Türk şiiri ne kaybederdi bunu düşünseler çok iyi ederler. İnsanların şiir yazma merakı hoş bir şey aslında. Tabii şiire saygı göstermek koşuluyla. Eğer bu ilgi ve sevgi şiire saygı göstermeyi de içerirse, o zaman son derece iyi olur. Şu anda böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Amatör komikliklerden ibaret her şey.
     
     ÜNLÜLERİN ŞİİRLERİ...
     Pervasız gözlerin var senin
     Bütün düşüncelerin belli
     Işıldamıyor mu bazen onlar
     Çıldırıyorum temelli
     
     Gözlerin gibi pervasızsın sen
     Gizli hislerin dilinin ucunda
     Olmayacak yerde bildiriyorsun
     Eminsin kendinden
     
     Bakma gözlerime öyle
     Öldürüyorsun
     Yabancı değil artık hislerin
     Benim olduğundan beri tanıyorum
     Yalnız çek gözlerini benden
     Utanıyorum
      Hülya Koçyiğit
     
     
     Ruhumda iklim değişir bulut bulut,
     Nemli nemli
     Göklerde gezinen yağmur bulutları gibi
     Kuğular gibi rüyalarımda
      misafirdin dün akşam
     Yoksun yine bu akşam açmayacak yoncalar
     Meltemin esmedikçe
      uyanmayacak tomurcuklar
     Denizde, gökte mavilikte yok eski ahenk
     Sen çevremde yoksun diye, solmuş renkler, Renklenmeyecek
      Ajda Pekkan
     
     Saadet bir baharın dalına konan kuştu
     Başıboş gönlüm gibi uçsun bırakıverdim
     Neşeni yudum yudum tekrar bulduğun zaman
     Yakut akşamlarının kavuştu emeline
     Mavi bir gökyüzünden daha hülyalı kalbin
     Döndüğün gün,
     Bir kere daha yapayalnız kaldı
      Tarık Akan
     
     Kulaçlarımla açtığım bu deniz
     Çığlık çığlığa bu martılar
     Bana çok şey hatırlatır
     Bulutlara bakıp ağlayamam
     Gözyaşlarım kirpiklerimde kalır
      Ediz Hun
     
     Alkışlarla yücelse de adım
     Başarım büyük olsa da gurbetteyim
     Gölün maviliğinde yalnızlığı bulur
     Kuğulardan dostluk umarım
      Türkan Şoray
     
     Aşk ve sevgi ne imiş bülbüllere sor
     Bülbüllerin dert ortağı olan güle sor
     Senin için yanan sönen garip gönlümün
     Anlamını bir gel de bana sor
      Bülent Ersoy
     
     Yine dönerse bir akşam sevgilim
     Saçlarında gül, incecik beyaz gül
     Gelir mezarımın yanına
     Mavi gözlüm, ince beyaz çiçeğim
      Cüneyt Arkın
     
     Umutsuz değilim ki,
      ne kendimden ne senden
     Çünkü aşk engel bilmez
      sonunda gözlerimden
     Gözlerini damıtacak o nasırlı kalbini
     Yolculuğumuz başlar
      bu sabah gözlerimden
     Bir gün ahtapot olur başlar tutsaklığımız
     Asırların meyvası tanrısal güzellikler
     Mutlu olalım diye nasıl özlemle bekler
     Ve sevgimizden kaçmak
      bir hüzündür aslında
     En özgür katillerdir, kendini örten gözler
     Ne yapsam değişmez ki
     Kalbin dinmez depremi
      Filiz Akın
     



 PAZAR


"Bir Japon ya da Çinli transfer etmeliyiz"
‘Şöhret hayatımı değiştirmedi’
Bir böceğin içinde yaşıyor
Borsa ve seks
Her devrik cümle şiir olur mu?
Nuh’un Gemisi acaba Sinop’ta mı?
Dondurulmuş fotoğraflar müzesi
Aleko’nun (ve Kemal Derviş’in) Yeri
Çetin Ceneviz
Beyaz şaraplarımızın kralı
"Tedirginlik bir gün sürdü"
İki önemli kitap
Bodrum bu, yaz yaz bitmez
... Bitmeyen aşkın tarifi (2)
Taşa gömülen sanat
Türkler göç edince ne oluyor?
Seattle People, Cenova’ya taşındı
"Gencölen" bir şairin kitabı
Bir yeraltı - yerüstü yıldızı daha kaydı


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet