
|


Her devrik cümle şiir olur mu?
Sahne ve sinema dünyasının ünlülerinin şiirleri bir internet sitesinde yayımlanınca bildik bir tartışma yeniden başladı: "Herkes şiir yazabilir mi?"
MEHMET KENAN KAYA
Yemek kitaplarının, şehir rehberlerinin bile şiir formunda yazıldığı, dertlerin, sevinçlerin şiirle anlatıldığı bir ülke Türkiye. Belki de bu yüzden köklü bir şiir geleneğine, birçok usta şaire sahip. Ama madalyonun başka yüzü de var: Yüzyıllardır şiirle haşır neşir yaşayan, Baki Efendi’den Şeyh Galib’e, Yahya Kemal Beyatlı’dan Oktay Rifat’a kadar birçok büyük şair yetiştiren Türk toplumu iyi şiir ile kötü şiiri birbirinden ayırabiliyor mu?
Geçen hafta netbul.com adlı internet sitesinde yer alan bir haber, daha önceki yıllarda İbrahim Sadri ve Yılmaz Erdoğan gibi isimlerin şiirleri dolayısıyla yaşanan bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi. Çünkü bu kez de sahne ve sinema dünyasının ünlüleri şiire soyunmuş ve "duygu yükü" altında şiirler yazmışlardı. Yazmışlardı yazmış olmasına da, bu işin bir kıstası, yolu yordamı, adabı yok muydu? Türk edebiyatının usta kalemlerine bu yeni şiirleri ve şairleri sorduk...
EDEBİYATÇILAR NE DİYOR? Attila İlhan (Şair-Yazar)
"Bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu"
Türk edebiyatı manzum (şiir) olarak teşekkül etmiştir. O yüzden Türk kulağı şiire çok yatkındır ve Türkler şiire düşkündür. O kadar ki, her içki sofrasında belirli bir yerden sonra herkes cebinden kendi yazdığı bir şiiri çıkarır, okur. Aziz Nesin "Her üç Türk’ten dördü şairdir" derdi. Yani bizde şiir herkesin yapabileceğini sandığı bir sanat dalıdır. Böyle bir yaygınlığı var. Bu yüzden de her kesimden insanın şiir yazmaya heves etmesi çok da şaşılacak bir şey değil. Ama yazılanların hepsi sahiden şiir midir, o ayrı bir tartışma konusu.
Hilmi Yavuz (Şair-Yazar)
"Gerçek anlamda şair olmak başka şair etkisi yaratmak başkadır. Öyle ‘Al eline kalemi, yaz başına geleni’ diye şair olunmaz "
Adı geçen kişiler sinema alanında değerleri kabul edilmiş olan insanlar. Aslında şairlik bir ustamızın dediği gibi zor zenaattır. Bu değerli sanatçıların şiir yazmayı kolay bir meslek olarak düşündükleri anlaşılıyor. Oyunculuk ya da yönetmenlik kendi alanında ne kertede bilgi ve deneyimi gerektiriyorsa şiir de belki o kadar hatta daha fazla bilgi ve deneyimi gerektirir. Nasıl herkes oyuncu ya da yönetmen olamazsa öyle kolay kolay şair de olunamaz.
Bu arada önemli bir noktayı da göz ardı etmemek gerek: Gerçek anlamda şair olmak başka, şair görünmek ya da şair etkisi yaratmak başkadır. Şiirin kolay yazılabilir olduğunu düşünenler, sanıyorum gerçek bir şair olmanın değil, kendilerine şair denilmesinin ardına düşmüş görünüyorlar. Bu arkadaşlara Rilke’nin Malte L. B.’nin Notları’ndaki, o bir dize yazmak için yaşanması gerekenleri bildiren bölümü okumalarını öneririm. Öyle "Al eline kalemi yaz başına geleni" diye şair olunmaz. Üstelik şiir her babayiğidin harcı da değildir.
Tomris Uyar (Yazar)
"Şiirimizin geleneğini bilmedikleri, özellikle de şarkıcıların şiiri şarkı sözüyle karıştırdıkları anlaşılıyor"
Çoğunun şiir okumadığı, günümüzde yazılan şiiri bir yana bırakın, şiirimizin geleneğini, geçirdiği aşamaları bilmedikleri anlaşılıyor. Ve özellikle de şarkıcılar şiiri şarkı sözüyle karıştırıyorlar. Şiirin bir matematik alanı değil, uçucu duygular ve anlamsız devrik cümleler olduğunu zannediyorlar. Bir cümleyi düz söylediğinde anlamlı oluyor ama onların fikrine göre şiir olması için devirmek gerekiyor. Cümlenin anlamı yok, ama olsun. Devrik olursa, şiir oluyor gibi bir fikre sahipler. Herhalde imla işaretlerini kullanmamak için düzyazı yerine şiir yazıyorlar. Sonuçta noktalı virgül gerekmiyor şiirde. Bir yerde virgülü unutsanız da olur. Kolaydır şiir yazmak diye düşünüyorlar.
Hulki Aktunç (Şair-Yazar)
"Şiir yazmak öyle zannedildiği gibi ‘duygulandım da oturdum yazdım’ diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir"
Herkes şiir yazmakta özgürdür. Ancak o şiirleri yazarken, "Yazmasam Türk şiiri ne kaybeder?" diye düşünmek zorundalar. Bunu becerebiliyorlarsa, buyursunlar yazsınlar. Ama beceremiyorlarsa amatör şair olarak otursunlar oturdukları yerde. Çünkü şiir yazmak zannedildiği gibi "duygulandım da oturdum yazdım" diye yapılacak bir iş değildir; zor bir iştir. Dediğim gibi eğer yazmasalar Türk şiiri ne kaybederdi bunu düşünseler çok iyi ederler. İnsanların şiir yazma merakı hoş bir şey aslında. Tabii şiire saygı göstermek koşuluyla. Eğer bu ilgi ve sevgi şiire saygı göstermeyi de içerirse, o zaman son derece iyi olur. Şu anda böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Amatör komikliklerden ibaret her şey.
ÜNLÜLERİN ŞİİRLERİ...
Pervasız gözlerin var senin
Bütün düşüncelerin belli
Işıldamıyor mu bazen onlar
Çıldırıyorum temelli
Gözlerin gibi pervasızsın sen
Gizli hislerin dilinin ucunda
Olmayacak yerde bildiriyorsun
Eminsin kendinden
Bakma gözlerime öyle
Öldürüyorsun
Yabancı değil artık hislerin
Benim olduğundan beri tanıyorum
Yalnız çek gözlerini benden
Utanıyorum
Hülya Koçyiğit
Ruhumda iklim değişir bulut bulut,
Nemli nemli
Göklerde gezinen yağmur bulutları gibi
Kuğular gibi rüyalarımda
misafirdin dün akşam
Yoksun yine bu akşam açmayacak yoncalar
Meltemin esmedikçe
uyanmayacak tomurcuklar
Denizde, gökte mavilikte yok eski ahenk
Sen çevremde yoksun diye, solmuş renkler, Renklenmeyecek
Ajda Pekkan
Saadet bir baharın dalına konan kuştu
Başıboş gönlüm gibi uçsun bırakıverdim
Neşeni yudum yudum tekrar bulduğun zaman
Yakut akşamlarının kavuştu emeline
Mavi bir gökyüzünden daha hülyalı kalbin
Döndüğün gün,
Bir kere daha yapayalnız kaldı
Tarık Akan
Kulaçlarımla açtığım bu deniz
Çığlık çığlığa bu martılar
Bana çok şey hatırlatır
Bulutlara bakıp ağlayamam
Gözyaşlarım kirpiklerimde kalır
Ediz Hun
Alkışlarla yücelse de adım
Başarım büyük olsa da gurbetteyim
Gölün maviliğinde yalnızlığı bulur
Kuğulardan dostluk umarım
Türkan Şoray
Aşk ve sevgi ne imiş bülbüllere sor
Bülbüllerin dert ortağı olan güle sor
Senin için yanan sönen garip gönlümün
Anlamını bir gel de bana sor
Bülent Ersoy
Yine dönerse bir akşam sevgilim
Saçlarında gül, incecik beyaz gül
Gelir mezarımın yanına
Mavi gözlüm, ince beyaz çiçeğim
Cüneyt Arkın
Umutsuz değilim ki,
ne kendimden ne senden
Çünkü aşk engel bilmez
sonunda gözlerimden
Gözlerini damıtacak o nasırlı kalbini
Yolculuğumuz başlar
bu sabah gözlerimden
Bir gün ahtapot olur başlar tutsaklığımız
Asırların meyvası tanrısal güzellikler
Mutlu olalım diye nasıl özlemle bekler
Ve sevgimizden kaçmak
bir hüzündür aslında
En özgür katillerdir, kendini örten gözler
Ne yapsam değişmez ki
Kalbin dinmez depremi
Filiz Akın
PAZAR


"Bir Japon ya da Çinli transfer etmeliyiz"
‘Şöhret hayatımı değiştirmedi’
Bir böceğin içinde yaşıyor
Borsa ve seks
Her devrik cümle şiir olur mu?
Nuh’un Gemisi acaba Sinop’ta mı?
Dondurulmuş fotoğraflar müzesi
Aleko’nun (ve Kemal Derviş’in) Yeri
Çetin Ceneviz
Beyaz şaraplarımızın kralı
"Tedirginlik bir gün sürdü"
İki önemli kitap
Bodrum bu, yaz yaz bitmez
... Bitmeyen aşkın tarifi (2)
Taşa gömülen sanat
Türkler göç edince ne oluyor?
Seattle People, Cenova’ya taşındı
"Gencölen" bir şairin kitabı
Bir yeraltı - yerüstü yıldızı daha kaydı
SAYFA BAŞI

|
|

|