01 Ağustos 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Türkler göç edince ne oluyor?

Göç ederken bavulları dışında her şeyi bırakan bir ırkız. Bir kavim göç eder ama kimliğini bırakmak sağlıklı değil ve bu konuda sınıf, gelir, bölge farkı olmaksızın aynı kusuru işliyoruz

     Pazartesi gecesi Kanal D’de "Türkler göç ediyor mu?" diye bir program seyrettik. Fatih Altaylı halk tribünü ve uzmanlar tribününü yönetiyor. Program sürükleyiciydi. Uzmanlar tribününden Almanya görmüş bir bey, Almanya’nın beş senede değiştiğini, ırkçılık falan kalmadığını söylüyor; aksini söyleyen Nur Vergin’i dinlemeye tahammülü yok, yüzü geriliyor, dudaklarını ısırıyor, Almanlar’dan bile böyle sıkı patriot çıkmaz. Nur Vergin, Kanada’da hem de üst düzeyde davetli olduğu bir kongreye gittiğinde havaalanında yedi saat nasıl tutulduğunu anlatıyor, öbür uzman ise Kanada’nın Türk cenneti olduğunu iddia ediyor, herkes göçmeliymiş. Göç müracaatı, ilgili bürolara bin dolar verilerek gerekli evrak dolduruluyormuş, yoksa çok zor işmiş. Halk tribününden bir hanım çocuklarını eğitim için ABD’ye yolladığını, iki yıldır orada olduklarını, çok memnun olduğunu söylüyor, bütün velilere tavsiye ediyor. Bütün veliler aynı şeyi yapmaya kalksa, köşebaşlarında birbirimizi soymak gerekir. Bizden çok daha zengin ülkelerin medyasında dahi böyle sloganlar atılmaz.
     Gerçi giden yurttaş gider. Göçün muhtelif sebepleri var. Genç insanlar adaletten emin değil ve ülkelerini iyi tanımıyorlar. Tabii Türkiye bu ülkeler için insan deposunun en uygunu; beğenin veya beğenmeyin bizim eğitimden geçen, Amerika ve Kanada’da toplumla daha kolay bütünleşiyor. Türkiye gümrah bir göç ülkesi... Parasız eğitim diye bağrışan gençlerin kulakları çınlasın, aslında parasız okuyoruz, burslu okuyoruz. (YÖK’ün şahane burslarıyla master, doktora yapıp geri gelmiyoruz; bizim Siyasal Bilgiler’deki asistanlardan dahi gidip gelmeyenler var. Kefiliniz endişe etmesin, ikide bir af çıkıp borçlar sıfırlanıyor.)
     Benim üstünde duracağım nokta bu değil. Kültürel uyum safhası önemli; Türkler gittikleri yerde geldikleri yeri yaşayan bir kesim. Kültürel bütünleşme hırsımız Çek ve Alman göçmenler gibi değil; fakat öte yandan geldiğimiz yerin kültürünü ikinci kuşağa devretme kabiliyetimiz pek düşük bir kavimiz. Uzunca dışarıda kalmış aydın (diplomat, tüccar, bilgin, sanatı) sınıfın çocuğu da, işçi sınıfının gençleri de kırık dökük Türkçe konuşur, hiç Türkçe yazamaz, Türkiye’yi tanımaz. Bunun istisnası pek azdır. İranlılar ve Ruslar gibi göçmen kavimlere bakınca maalesef asil ve necip milletimizin bir "Kulturvolk" yani özgün kültürümüzü her şart ve durumda koruyabilen ve geliştiren bir halk olduğumuzu söylemek pek zordur.
     Altı milyon İranlı, Humeyni’den beri ülkeyi terk etti. Mücadeleci değiller, kaçmak kolaylarına geliyor. Lakin, kültürlerini yurtları kadar kolay terk etmiyorlar. Kuşaktan kuşağa nefis Farsça’yı ve edebiyatını aktarıyorlar. Gurbette Farsça konuşamayan İranlı çocuk pek azdır. Alexander Jevakhoff, Çarlık amirallerinden Jevakhoff’un torunudur. Sürgünde doğdu, büyüdü, Fransız İçişleri Bakanlığı’nda önemli bir amir, "Atatürk" üzerine yazdığı bir kitapla tanınıyor, Rusça’sı nefis, telaffuzu düzgün, yazımı düzgün. Irene Melikoff, St. Petersburg’da doğdu, birkaç ay içinde ailesi Fransa’ya göçtü, uzun yıllar oraya dönemedi. Rusça’sı konuşması ve yazmasıyla nefis, üstelik kızlarına da öğretti, babaları Türk olduğu için kızlarının Türkçe’yi bellemelerini de sağladı. Prof. A. Benningsen, eşi ve çocuklarının hiçbiri Rusya’yı göremeden ömürlerini Rus münevverleri olarak sürdürdüler. Prof. Şahovski öyle, Prof. Omelyan Pritsak öyle (o Ukraynalı).
     Haydi bunların hepsi aristokrat ve
     münevver, ABD’de Rusya ve Ukraynalı işçi aileler de büyüyüp, 1989’dan sonra vatanına dönüp mükemmel Rusça, Ukraynaca konuşanlar biliyorum... Ama ünlü bir
     aileden geldiği halde büyük dedesinin
     kim olduğu öğretilemeyen Amerikan
     Türk’ü gençleri gördüm...
     Göç ederken bavulları dışında her şeyi bırakan bir ırkız. Bir kavim göç eder ama kimliğini bırakmak sağlıklı değil ve bu konuda sınıf, gelir, bölge farkı olmaksızın aynı kusuru işliyoruz. Türkler’in hepsinin göç etmesi mümkün değil, göç edenlerin de hepsinin yerini bulup mutlu olması... Zikrettiğim TV programında Nur Vergin tek başına bunu anlatmaya çalıştı, her şeye rağmen ilginç olan programda Nur’la meseleleri aynı platformda tartışacak başka kimse yoktu. Maalesef gelişmeler endişelerimizi doğruluyor, ihtiyarlayan ulusların işgücü açığını bizim hem de eğitimli işgücümüz karşılamaya başladı. Üstelik göçenlerin o ortama sağlıklı bir kültürel temsille yerleşmeleri mümkün görünmüyor. Bizim yaşlanan Avrupa’yı nüfusla desteklemek gibi bir yükümlülüğümüz yok... Yakın gelecekte biz nüfus sıkıntısı çekeceğiz ve en büyük avantajımızı heder ediyoruz. Göçü önlemek de Türkiye’de başlıca politika olmak gerekirken, politikacılar dahi bunu olumlu bir gelişme gibi gösteriyorlar. Hayatımda unutamadığım en dehşetli bir gevezeliği 1970’lerde İtalya’daki ikinci mevki tren seyahatlerinden birinde yapmıştım: İhtiyar İtalyan teyze bana, "Ne olmuş yani, Mussolini zamanında kimse iş için dışarı gitmedi" diyordu. Bazı milli felaketler kapıyı çalıyor, ne olduğunu anlamıyoruz, getireceği sonuçları hiç tahmin edemiyoruz. Bu ülkede gençleri ve orta yaşlıları yurtta tutacak adaleti sağlamalıyız, hiç de zor değil bu... Mutluluğun da bu yurtta yaratılacağını bilmemiz gerekir.
     



 PAZAR


"Bir Japon ya da Çinli transfer etmeliyiz"
‘Şöhret hayatımı değiştirmedi’
Bir böceğin içinde yaşıyor
Borsa ve seks
Her devrik cümle şiir olur mu?
Nuh’un Gemisi acaba Sinop’ta mı?
Dondurulmuş fotoğraflar müzesi
Aleko’nun (ve Kemal Derviş’in) Yeri
Çetin Ceneviz
Beyaz şaraplarımızın kralı
"Tedirginlik bir gün sürdü"
İki önemli kitap
Bodrum bu, yaz yaz bitmez
... Bitmeyen aşkın tarifi (2)
Taşa gömülen sanat
Türkler göç edince ne oluyor?
Seattle People, Cenova’ya taşındı
"Gencölen" bir şairin kitabı
Bir yeraltı - yerüstü yıldızı daha kaydı


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet