Fenerbahçe’nin mütevazı olduğu kadar ailesine düşkünlüğüyle de tanınan ve özel yaşamını medyadan uzak tutan başkanı Aziz Yıldırım ilk kez sırlarını, hobilerini, fobilerini Şenay Düdek’e itiraf etti
Tam 20 yıldır tanıyorum Yıldırım Ailesi'ni. Benim için farklı ve özel bir ailedir. Üç kardeşin de yaşamımda ayrı bir yeri var. Özelikle de Acar ve Aziz Yıldırım'ın. Acar, medyadan uzak kalmayı sever, ailesiyle olmayı tercih eder. En küçükleri Ali sevdiğim bir arkadaşım. Aziz Yıldırım ise büyüğüm, ağabeyim. Onu bu röportaja ikna etmek için 15 gün enerji harcadım. Ataerkil bir aileden gelen, özel yaşamını göz önüne çıkarmaktan çekinen, iyi bir aile reisi ve başarılı iş adamı olan Aziz Yıldırım, şampiyon Fenerbahçe’nin de özverili başkanı. Özel yaşamını ilk kez anlattı. Buyrun Aziz Yıldırım ve sevgili eşi Yıldız Hanım’la yaptığım röportaja.
ŞD-Sevgili Başkan, eğitiminiz ne?
AY-Ankara İnşaat Mühendisliği'nden mezun oldum.
ŞD-Gerçek işiniz ne? Kaç yıldan beri bu işle ilgileniyorsunuz? Fenerbahçe'nin ağır temposunda işlerinize aynı ilgiyi gösteriyor musunuz?
AY-Müteahhitlik bizim işimiz, biliyorsun. 1971'den beri de bu işteyim. Hayli yoğun bir iş tempomuz var, ama tabii ki ben artık eski ilgiyi gösteremiyorum. Çünkü Fenerbahçe uğraşısı ayrı bir özveri istiyor.
ŞD-Diyarbakırlısınız. Bugüne değin Diyarbakır ile ilgili ne yatırımlar yaptınız? Ya da bundan sonra yapmayı düşünüyor musunuz?
AY-Ne yazık ki yapmadım. Çünkü müteahhitlik alanında nerede iş alırsanız onu yaparsınız. Sadece Diyarbakır değil, doğudan hiç iş almadım. İlerde yardım anlamında yatırımlarımız olabilir tabii. Okul, cami, aşevi, yol... Bence her doğulu memleketine katkıda bulunmalı, iş olanağı sağlamalı ki Türkiye kalkınsın.
ŞD-Ben biliyorum ama, sizi sevenler de öğrensin. Kaç kardeşsiniz Başkan? Kaç çocuğunuz var, geniş bir aile olarak ilişkileriniz ne düzeyde?
AY-Üç kardeşiz. Onlarla ilişkilerimiz gayet iyi, gayet samimi. İki dayım, teyzelerim, amcalarım var. Yeğenlerimi saymadım. Sayı olarak bilmem ama bayağı kalabalık bir aileyiz. Bizim aile sistemi ataerkil. Herkes birbirine saygılı ve yardımcı. Ah, iki de kızım var; Hande ve Gülşah.
ŞD-Kaç yıllık evlisiniz? Flört mü görücü usulüyle mi oldu?
AY-Yirmi yıllık evliyim. 5 yıllık tanışıklıktan sonra flört ettik, sonra evlendik. Görücü usulü değil yani.
ŞD-Çocuklarınız ve eşinizle ilişkileriniz nasıl? Evde biraz maço olduğunuz söyleniyor, doğru mu?
AY-Gayet iyi. Tabii Fenerbahçe'den önce daha sık beraber oluyorduk. Bu durum azaldı, ama sanırım bu dönemden sonra birlikteliğimiz daha yoğun olacak. Asla maço değilim. Dedim ya, ataerkil bir aile sistemimiz var. Geleneklerimize, göreneklerimize uygun hareket ediyoruz. Zaten bu aileden gelen birşey. Ona göre oluşmuş, böyle de devam edecek. Büyüklerimizden ne gördüysek o gidiyor. Bu saygı, torunlarımızın torunlarında da devam edecek. Kalabalık bir aile olmamıza rağmen herkesin birbirine sorumluluğu vardır.
ŞD-Günün kaç saati işte, kaç saati kulüpte geçiyor? Eve, ailenize zaman ayırabiliyor musunuz? Sizin bu yoğun temponuzdan Yıldız Hanım ve kızlarınız Hande ile Gülşah hiç şikayetçi oldular mı? Ailenizle tatil yapabiliyor musunuz?
AY-Sabah geliyorum, akşama kadar işteyim. Ama Fenerbahçeden sonra iş hayatım çok azaldı. Bir-iki saati geçmiyor. Kalan tüm zamanımı Fenerbahçe için geçiriyordum. Ama artık kararlıyım, işe ve aileme daha fazla zaman ayıracağım. Neyse ki benim gece yaşamım olmadığı için eve erken gelip ailemle zaman geçirebiliyorum.
ŞD-Eğlenmeyi seviyor musunuz?
AY-Bazı önemli davet ve toplantıların dışında genelde evdeyim, özel yerlere de eşim Yıldız Hanım ile gidiyorum. Eğlenceyi pek sevmem ama ara sıra iyi bir sanatçı varsa izlemek için Günay'a gidiyoruz. Genelde evcilim.
ŞD-Günlük hayatta nasılsınız? Asabi, hırçın, sakin?.. Çalışanlarınızla aranız nasıl?
AY-Zaman zaman sinirlendiğim oluyor ama genel yapı olarak sakinimdir. Çalışanlarla diyaloğum iyidir. Bizde uzun yıllar çalışılır. Burada, yani iş yerinde de herkes aile gibidir. Tüm çalışanlarımız kendi işiymiş gibi görür.
ŞD-Başkan ne tarz giyimden hoşlanıyorsunuz? Genç olmanıza rağmen sizi hep takım elbiseli, kravatlı gördüm.
AY-Genelde klasik giyiyorum. Hem iş hayatım, hem de Fenerbahçe başkanlığımda, temsil zorunluluğum olduğu için hep klasik giyiniyorum. Fenerbahçe başkanının vermesi gereken imaja uygun giyinmeye özen gösteriyorum.
ŞD-Spor giymeyi sever misiniz? Yani sizi blue jean ile görebilecek miyiz?
AY-Tatil günlerinde spor kıyafetler tercih ederim. Gençliğimizde çok blue jean giydik tabii. Ha, geçen hafta yine bir tatil günüydü, kızımın Amerika'dan aldığı blue jean'i giydim son olarak.
ŞD-Kıyafetlerinizi kim alır, eşiniz Yıldız Hanım mı? Ne tarz renkleri tercih edersiniz? Sarı-kırmızı kravatınız oldu mu hiç?
AY-Genelde eşimle beraber alırız. Çocuklar da bazen katılırlar. Lacivert ve siyah seçerim. Yazın somon gibi açık renkler tercih ederim. Mevsime göre herkesin hoşlanacağı renkleri seçiyoruz. Modayı takip etmiyorum aslında, günün koşullarına uygun giyiyorum.
ŞD-Tercih ettiğiniz markalar yerli mi yabancı mı?
AY-Yerli, Avrupa, farketmiyor. Yurt dışına sık gittiğimiz için orada alışveriş olanağı daha fazla oluyor. Yıldız Hanım ve çocuklar benim için alışveriş yapıyorlar. Yabancı markalarda Brunni ve Ferre, yerlide ise Vakko.
ŞD-Neler dinlersiniz, hangi tür müzikten hoşlanırsınız?
AY-Ağırlık halk ve sanat müziğinde. Ama pek ayrım yapmıyorum. Pop müziği de seviyorum mesela. Yabancı, klasik, önemli olan iyiyi yakalamak. Sanatçıların hepsini severim ve dinlerim. Radyo sanatçılarını dinlemeyi gerçekten seviyorum.
ŞD-Peki dansetmeyi seviyor musunuz?
AY-Tabii. Normal dans ediyoruz. Ateş dansı değil yani (gülüyoruz). Vals, pop... Gerektiği zaman halay bile çekiyorum.
ŞD-Sizce güzellik kavramı ne? Sahne ve sinemada kimleri beğeniyorsunuz?
AY-Güzellik kavramı şekle ve ortama göre değişiyor. Güzellik, kafada yaratılan kavrama bağlıdır. Neye bakıyorsan ona göre tarif etmen lazım. İnsan güzelliği dediğin zaman fiziksel anlamda çekicilikten söz ediyor olabilirsin. Ama bunu yürekten taşan sevgi olarak da görebilirsin. Güzellik, geniş ve istenilen manaya göre değerlendirilen bir kavram. Fiziksel olarak Hülya Avşar'ı beğeniyorum, ama içini bilemem. Akıllı olduğunu yazıyorlar. Tabii bir de Sezen Aksu. Sesi, yorumu...
ŞD-Kitap okumaya, film izlemeye vakit oluyor mu? Televizyonda ne tarz programları izlersiniz?
AY-Vakit buldukça kitap okurum, dinlendiriyor beni. En son ‘Safiye Sultan' serisini okudum. Tarihi kitapları daha çok seviyorum. Sinemaya en son 3 sene önce gitmiştim. Mayadrom'da ailece bir film izlemiştik. Sinema dünyasında güncelliği kızların Amerika'dan getirdiği DVD'lerle takip ediyorum. Televizyonda fazla spor izleyemiyorum, haberleri takip ediyorum. Eğlence programlarından da uygun olanları izlerim.
ŞD-Yemek zevkiniz ne? Ne yer, ne içersiniz?
AY-Bir yıl öncesine kadar kimseyi kırmamak adına ikram edileni yiyordum. Yemeyi seviyorum zaten. Fakat bir aydır kısıtlama geldi. Şeker yüksek, kolesterol var. Şeker diyeti uygulanmaya başlandı. Bu yüzden listeye göre beslenmek zorundayım. Eskiden her maçtan sonra Develi'ye giderdik, yöneticiler isyan etti. Adana kebabını her zaman sevmişimdir. Bu sene sistemi değiştireceğiz. Sağlıklı beslenebilmek için zamanında yemek lazım. Her öğün düzenli yeme şansım olmuyor. Bazen öğün atlayıp aç kalıyorum, bazen önce yemiş oluyorum. Yemeğe göre ise viski, rakı ya da iyi bir şarap tercih ederim.
ŞD-Sağlığınız ne durumda?
AY-Biliyorsun kalpten yana bir rahatsızlığım vardı. Şu an kalbim kontrol altında. İyi gidiyor. Şeker ile kolesterolü de halledeceğiz.
ŞD-Hobileriniz, fobileriniz var mı?
AY-Fobim yok. Hobilerime gelince; tabii spor, Fenerbahçe ve at beslemek. Hayvanları, özellikle de atları çok seviyorum. Evde her çeşit hayvan besliyoruz. Kuş, köpek, güvercin. Zaten ailece hayvanlara düşkünüz.
ŞD-Kadın-erkek eşitliğine inanıyor musunuz?
AY-Çağdaşlıktan bahsediyorsak ikisine de insan olarak bakmalı. Örf ve adetleriçin de kadın ile erkeğin karşılıklı eşitliği sağlanmalı. Bizim ailede karşılıklı saygı vardır. Saygı olduğu müddetçe sevgi de, herşey de olur.
ŞD-Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz? Siyasi görüşünüz var mı?
AY-Asla. Karakterime ters bir kere. Herkesin olduğu gibi benim de görüşüm var tabii, sosyal demokratım. İnsanlara yardım etmeyi seven bir yapım var.
ŞD-Ekonomik kriz sizi etkiledi mi?
AY-Herkes kadar. Daha çok iş hayatına yönelik olarak tabii.
ŞD-Türk halkı çok mutsuz, umutsuz. Öneriniz var mı?
AY-Umudun olmadığı yerde gelecek olmaz. O geleceği elde etmenin tek şartı da Türkiye'de istikrarı sağlamak. Bu da siyasetçilere düşen bir görev. Üstlerine düşeni yaparlarsa insanlar da onlara inanacaktır. Siyasetçilere karşı bir inançsızlık var. Önce onu yenmeliler.
ŞD-İki kızınız var, Allah bağışlasın. Hande de Gülşah da yurt dışında okuyor. Ne olacaklar?
AY-Hande uluslararası ilişkiler okudu. Bitirdi, geldi. Bir yerde çalışmak istiyor. Kararı kendisi verecek, karışmıyoruz. Gülşah da halkla ilişkiler okuyor. 2 senesi kaldı. O da daha sonra karar verecek ne yapacağına.
ŞD-Sizin iş ortamınızda çalışmalarını arzu eder misiniz?
AY-Onlar benim yanıma gelmek istemiyorlar. Tercihleri, dışarda çalışmak. Ben de onlara yardımcı olmaya çalışacağım.
Yıldız Hanım’ın gözü ile kocası Aziz Yıldırım
"Çok prensiplidir. Asla taviz vermez. Kavgacı değil, uzlaşmacı, yumuşaktır. Herkes de bunu bilir. En beğendiğim yönü dürüst olmasıdır. Yardımseverdir. Dostu her zaman dostudur, sevdiği kişiye canını verir. Ama bir açığını yakaladığı zaman da siler. Çocuklarını çok sever, ama belli etmez. Demokratik bir babadır, kız olmalarına rağmen kararlarında hep serbest bırakmıştır. Zaten onlara büyük güven duyar. Anne olarak benim etkimi de bildiği için gönlünü rahat tutar. Maço değildir, fikirlerimize saygı duyar. Giyimde yıllardır seçimi ben yaptığım için rahattır. Brunni ve Ferre tercih eder. Koku olarak Calvin Klein'ın Eternity'sini kullanır. 42 numara ayakkabı giyer. İşi ve bulunduğu konum itibarıyla klasik tarzı tercih eder. Yemek seçmez, önüne konanı yer. Ailece, doğuştan fanatik Fenerliyiz. Kızlarım, maçları Amerika'da takip ederler. Yenilgilerde ailece üzülürüz, ama Aziz Bey çok müşfik bir baba ve aile reisi olduğu için bizim üzülmemizi istemez. Tek kötü yönü, Fenerbahçe'ye aşırı bağlı olması. Öyle ki Fenerbahçe hayatımıza girdi, ailemizle eşit konuma geldi.