05 Ağustos 2001 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Eylemin ardından

     Milliyet, sert güvenlik önlemlerinin alınmasına neden olan, kanlı olayların patlak verdiği G - 8 zirvesini, İtalya liman kenti Cenova’da "yerinde" izledi.
     21 Temmuz tarihli gazetede, İtalyan Polisi Kaskımı Kaptı başlığı altında sunulan haberin fotoğrafında, Milliyet muhabiri, küreselleşme karşıtı bir grup göstericinin arasında, sağ yumruğu havada slogan atarken görülüyordu.
     Spotta, "..polis..gösterilerde yaralanmamak için taşıdığım kaska el koyuyor. İlk günkü gösterilere kask olmadan katılıyorum" yazılıydı. Gelişmelerin devamı, 23 Temmuz tarihli Milliyet’te, iç sayfada, Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak başlığıyla ve "Dünyanın dört bir yanından geldiler. 300 bin kişiydiler. Eylemleriyle son üç güne damgalarını vurdular. Farklı bir dünyaya olan özlemlerini haykırdılar" alt başlığıyla aktarılmıştı.
     24 Temmuz tarihli gazetede, orta sayfadaki başlık da bir slogan gibiydi: Bu Çığlığı Susturamazlar.
     30 kadar okur, bu haberlerde "taraf tutulduğunu", "şiddetin özendirildiğini", "gazetecilik sınırlarının dışına çıkıldığını" ve "Milliyet’in saygınlığına gölge düştüğünü" yazdılar.
     Timur Türkan yazmış:
     "Muhabir eylemci mi, olayları izlemek üzere orada bulunan bir gazeteci mi? Kaskıyla pankartlar önünde sloganlar atıyor, onlarla birlikte geceliyor. Sonuncusunu görevi gereği anlıyorum, ama slogan atarak ön safta gazeteciliği anlamıyorum."
     "Bosna - Hersek iç savaşında bir Türk gazetesinin muhabiri manşetten ‘Bir Sırp vurdum’ diye eylemini duyurmuştu. Ve bu ne çok tepki çekmişti..."
     Gürkan Kılıçarslan’ın tepkisi:
     "Bence, yaşanan bu olay, yeni bir tarihsel süreç başlangıcına işaret ediyor. Böyle bir ‘dönemece’ gezginci gazeteci gözüyle bakmak ne ölçüde doğrudur?"
     Zuhal Dökmeci, bir başka noktaya işaret ediyor:
     "Gençler yeni dönemde kimlik arıyorlar, bunu anlıyorum. Ama muhabiriniz, bunlarla sokağa çıkıp sloganlar atarak insanları, özellikle de gençleri şiddete, nefrete, kırıp dökmeye ve holiganizme özendiriyor."
     Turgut Yenal:
     "Eylemlere katılmanın gazetecilikle bir ilgisi yok. Böyle bir hatayı görmek istediğim en son gazete, inanın ki Milliyet olurdu.."
     Yorum: Şikâyetlere karşı gazetedeki meslektaşlarım, "Bir sivil toplum hareketinin içine girip, onların dünyasını okura bire bir yansıtabilmek için böyle habercilik yaptık" gerekçesini öne sürüyor.
     Peki, bu gerekçe makul mü?
     "Özdeşleşme", mesleğimizin en büyük tuzaklarından biri. Habercinin bir gelişmeyi izlerken, açıkça taraf tutarak, o tarafın sözcüsü gibi davranmasını dünyada saygın hiçbir haber kuruluşu "kabul edilebilir" bulmuyor.
     Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, "özdeşleşme" başlığı altında belirtiyor:
     "Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun, gazetecidir. (Örneğin) Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi veye sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde yayın yapmamalıdır."
     Doğan Medya Grubu Meslek İlkeleri’nde, "Gazeteci, görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan uzak durur." (madde 3); "Şiddet veya zorbalığı özendirici veya kışkırtıcı.... yayın yapmaktan kaçınılır." (madde 17) deniyor.
     Bir gazeteci, kendi mesleki sorunlarıyla ilgili olanlar - tercihan yasal olanları - dışında, gösterilere veya eylemlere bir eylemci sıfatıyla katılabilir mi?
     Elbette ki hayır. Bırakınız savaşta veya eylemde aktif tutum almayı, gazeteci konuşmacı olarak katıldığı seminer türü toplantıları bile kendisi haber yapmamalı.
     Biz, haberin "öznesi" olamayız.
     Milliyet muhabiri,Türkiye’de, bir memur ya da işçi gösterisine katılsa, gazete de bunu onun kaleminden bir tür "kahramanlık öyküsü" gibi verse, bu bir sorumluluk örneği olur mu? Şiddet övülebilir mi?
     İtalyan "gazeteci" Frisuli, Güneydoğu’da - şiddet içermeyen - bir HADEP gösterisine katıldığı için, bizim basında, "Bu nasıl gazeteci?" diye kıyasıya eleştirilmedi mi?
     O eleştiriler haksız mıydı?
     Okurlar bizden serinkanlı, sağduyulu ve sorumlu gazetecilik bekliyor. Bizim işimiz, haberleri, ayrıntı ve sunuş dengesini titizlikle gözeterek, çok yönlü biçimde, onun herhangi bir tarafıyla özdeşleşmekten uzak durarak vermekten ibaret.
     




 SAYFA BAŞI 






Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi Madde 19




Okur Temsilcisi, Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır. Görüşleri kendisine aittir. Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor. Tel: (90) 212 505 68 40 fax: (90) 212 505 68 09 posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul

© 2001 Milliyet