
|


"Soğuk Büfe"
Kimi deneme yazarı, çok önemli, çok derin konulara el atar. Sorunlar sergiler, çözümler önerir, bunları tarihten örneklerle, bilimsel verilerle destekler. Anlatımı çekilebilecek gibi değilse, daha ilk paragrafta fırlatır atarsınız yazıyı. Anlatım "eh işte, idare ediyorösa, konu da ilginizi çekiyorsa, okumayı sürdürürsünüz. Okutan, sadece konu olur.
Kimi yazarların ise anlatımları yakalar sizi. Bir büyüye takılıp sürüklenirsiniz. Büyük tatlar alarak, ayrıntılarda incelikler bularak mutlu bir serüven yaşarsınız. Bu arada, "hiç çaktırmadan" kafanızda sorular belirir, yanıtlar yeşerir, yeni saptamalar keşfedersiniz.
Murathan Mungan benim için bu tür bir yazardır. Önce anlatımıyla sarmıştır beni. Bana bir "yazı" değil, bir "yazar" okuduğumu düşündürmüştür hep.
***
Mungan’ın yeni kitabındaki, "Soğuk Büfe"deki yazıların çoğunu, ilk yayımlandıklarında, gazetelerde, dergilerde okumuştum. Şimdi bir arada, bir bütün olarak yeniden okuyunca, "yazının görünmeyen bilgisi"yle içimin sanki biraz daha zenginleştiğini farkettim.
Bir yazının değeri, içerdiği konunun önemiyle, büyüklüğüyle doğru orantılı olmuyor her zaman. Sıradan olaylardan, alçakgönüllü serüvenlerden dokunmuş ne yapıtlar var. Tezgah tezgahsa elbet.
Sözgelimi "Et, Vahşet ve Aile Birliği" yazısı. Yazar, "etyemez" bir arkadaşının "etobur" bir aileye gelin gitmesini, bunun yarattığı sorunları anlatıyor. Görünürde, sözü geçenlerin dışında kimseyi ilgilendirmeyecek bir konu. Ama öylesine ayrıntılarla, inceliklerle örülmüş ki, büyük tatlar alarak okuyorsunuz. Bir düzyazı antolojisi yapmaya kalksam, almak isteyeceğim ilk yazılardan biri olurdu bu.
***
Kitapta en sevdiğim yazılardan biri de "Bir Dil Gurbeti" oldu. Mungan’ın yargısına katılıyorum: "Gelenekten yararlanmak ya da geleneksel malzemeyi kullanmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Bu konuda süregelmiş kimi kötü örnekler ve bu örneklerin yaygınlaşması, ne yazık ki böyle bir yanlış genellemeye yol açmıştır. Oysa tam tersine geleneksel malzemeyle ilişki kurmak, yerine göre yenilikçi ya da önce bir şey yapmaktan çok daha büyük sorumluluklar gerektirir. (...) Geleneksel ve tarihsel her yolculuk uzun bir gurbettir. Gurbet, zamanını iyi bilen ve iyi seçen kişiye yararlı olur. Ondan ötesi turistik bir seyahattir yalnızca."
Mungan’ın Divan şiiri için söylediklerinin Halk şiiri için de geçerli olduğunu düşünüyorum.
***
"Soğuk Büfe"yi, sık sık karıştıracağım kitaplar arasına yerleştirdim. Bir kedisever olarak, özellikle "Koleksiyon" bölümüne haftada bir göz atacağım herhalde. Bizim on kiloluk Bico’muz, Hülya Avşar görününce televizyon karşısında ne zaman yerini alsa, Marilyn Monroe fotoğrafının önünde duran New York kedisini hatırlayacağım.
BİR DAKİKA ARA Mezar taşlarında şiir
Birçok mezar taşında edebiyat, özellikle şiir örneklerine rastlanır. Bu haftaki köşemizi İngiltere’den bazı örneklere ayıralım:
***
BİR ÇOCUK İÇİN
Madem ölecektim, yaş daha iki
Neden başlattılar acep bilmem ki?
BİR DİNBİLGİNİ İÇİN
Bir adam yatar burda, yıldırımla can vermiş,
Aklı fikri Tanrı’da, aydınlatmaktı onu,
Şimşek çaktıracaktı öteki dünyalara
Ne yaparsın, kısmet bu, tamamen aksi oldu.
BİR HAYDUT İÇİN
Burada doğmuş yiğit, Will Smith bunun adı
Aynı yerde büyüdü, aynı yerde asıldı.
BİR KONDOKTÖR İÇİN
Bu kötü toprakların üstünde temiz sesi
"Biletler tamam" deyip sonsuza dek kesildi.
ABERDEEN’DE
Adım Martin’di Tanrı’m, esirgeme cenneti
Sanki ben Tanrı’ymışım, sen de Martin’miş gibi.
BİR MİMAR İÇİN
İyice bastır toprak, oynatmasın kolunu
Hamal yapmıştı seni yaşarken, unuttun mu?
CİMRİ BİR ADAM İÇİN
Pek cimri bir adamdı, Timmy Wyatt’tı adı
Geceleyin öldü de kahvaltıyı kurtardı.
PAZAR


Onun Vespa’sı var...
Futbol gemisi lafla yürüyecek
Evimizde büyüdü
‘Keşfedecek çok şey var’
HARRY POTTER beyazperdede
Olaylı düğünün öteki yüzü
"Futbolu ciddiye alanların dergisi"
Esintili konserlere devam
Şimdi öldün mü çocuk?
SOHO denize indi
Üzüm üzüme baka baka güzelleşir
‘Özal döneminde önüm kesildi’
Reklamlar: "Tamamen duygusal"
Nature ve Dolce "Çiçek ve Tatlı"
Özlemin dayanılmaz yumuşaklığı
Arkadaşım eşşek... Sadakatte birinci
Nemrut’taki Hollandalı Schliemann
Bir pazar günü, turist gibi...
"Soğuk Büfe"
Mel, Nicole, Şiraz derken...
SAYFA BAŞI

|
|

|