Özal selamıyla kürsüye çıkıyor, Mesut Yılmaz. Lirik tarih gösterisinin ardından AB geleceğine uyarlanmış Türkiye programıyla delegeye sesleniyor.
Salonu süsleyen dev arıların ortasına ISO 9002 belgesi asılmış.
Kongrenin yapıldığı ASKİ Spor Salonu'na giden yol Karşıyaka Mezarlığı'ndan geçiyor olmasa, Mesut Bey'in 10 yıllık liderlik bilançosunu özetleyen "ANAP'ın ölüsü bile barajı geçer" sözlerini akla bile getirmeyeceğiz. Kentin dışında kongre düzenlemek moda oldu. Zaten halkla ilişkiler sorunu olan partiler gözden uzakta biraz daha soyutlanıyor.
Mesajlar, televizyondan kitleye veriliyor, delegeler de birkaç gün Ankara'da ağırlanmaktan mesut, illerine dönüyor.
Son dönemde gözlediğimiz bir yenilik de kongrelerin siyasi mücadele ruhundan uzak, sanatsal etkinlik ve gösterilerle "show business" haline dönüştürülmesidir. CHP'nin ünlü, Ricky Martin kurultayını DSP'nin bahardaki "Oy Nurcanım" şenliği izlemişti. Sema Pişkinsüt olayı kurultaya damgasını vururken, delege davul zurnayla coşturuluyordu. ANAP da bu geleneği bozmadı, siyasi tansiyon daha başlangıçta "Lirik tarih gösterisiyle" düşürüldü.Parti değil, "bayiler toplantısı" yapılıyor gibiydi.
Mesut Yılmaz'ın rakiplerinden Lütfullah Kayalar dışındaki adayların salona girişi fark edilmedi. Zaten delege masaları orta alanı kapatmıştı. Necla Akben sıraların arasında dolaşmaya çalışırken ANAP liderinin Berna Hanım'la salona girmesiyle gözler kürsüye çevrildi.
Lütfullah Kayalar'ın Mesut Yılmaz'la öpüştükten sonra Taşar'ın yanına oturması da kongredeki "birlik beraberlik" ruhuna uygundu.
83 ruhunun sürpriz gösterisi ise Yılmaz'ın yaptığı "Özal selamı"ydı.
Mesut Yılmaz kongre konuşmasını da "değişim" ve "yenileşme" üzerine kurmuştu. ANAP'ın "modern muhafazakarlık" diye tanımladığı dünya görüşünü AB vizyonuna bağlayarak, "Türkiye'nin önünde iki yol var, ya BAAS tipi Ortadoğu kümesine düşeceğiz ya da demokrasi çıtasını yükselterek çağ atlayacağız" diye konuştu. Değişimin önünde engel diye gördüğü "ulusal güvenlik tabusu"nu ise tartışmaya açtı. Üniter ve laik devletten ödün verilmeden demokratik hak ve özgürlükler genişletilmeliydi.
Yılmaz, ANAP'ı kuşatan yolsuzlukların, Tantan'ı kastederek tepki gösterdiği "hırsız polis" oyununun ve halkın çektiği sıkıntıların "sivil siyaseti" güçsüzleştirdiğini anlattı.
Ancak "takiyeci"liğe dayalı yeni bir maceraya Türkiye'nin tahammülü olmadığını belirterek Tayyip Erdoğan hareketini eleştirdi.
Belli ki, ANAP yoluna bu düşüncelerle devam edecek.
Baraj riski nasıl aşılacak?
Yüzde 5'e düşürülerek!