07 Ağustos 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




AİHM, laiklik, demokrasi ve dinci partiler üzerine...

     Erbakan Hoca'nın Refah Partisi 1998 yılı başında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu kararı geçen hafta demokrasi ve hukuka uygun buldu.
     Özü nedir AİHM kararının?
     En yalın biçimde denebilir ki:
     Laiklik, demokrasinin altyapısıdır; laikliği altından çektin mi demokrasi yıkılır!
     
Bir başka deyişle:
     Laiklik olmadan demokrasi olmaz!
     
Dinle devlet işlerinin, dinle politikanın birbirinden ayrıldığı düzenin adı olabilir demokrasi ancak.
     Eğer bunları birbirinden ayıramıyorsan... Dini siyasete alet ediyorsan... Dini, devlet ve toplum düzeninin temel taşı yapmak için parti kurmuş politika yapıyorsan...
     İşte bu durumda şiddeti teşvik etmesen, kullanmasan bile, kendini demokratik sistemin dışında bulabilirsin. Çünkü demokrasinin kendini koruma hakkı vardır.
     AİHM kısaca böyle dedi.
     Gündüz Aktan'ın yorumuyla:
     "AİHM, siyasi sistemden ameliyatla önemli bir 'uzuv kesip atma' niteliğindeki kapatma kararını hukuka aykırı görmedi. 28 Şubat süreci, demokrasiye dolaylı da olsa bir dış müdahaleydi. AİHM, buna dolaylı da olsa meşruiyet kazandırabilecek bir kararı vermekten de çekinmedi. Türkiye'deki laiklik karşıtı siyasi İslam'ı Avrupa'daki ırkçılıkla bir tuttu." (Radikal, 4.8.01, sayfa 11)
     AİHM'nin kararı böyle.
     Ama aynı zamanda tartışmalı bir karar bu. Yalnızca 1 oy farkla, 3'e karşı 4 oyla alınmış. O yüzden bir sonraki aşamada bozulması ihtimali yok değil.
     Olabilir.
     Ancak karar bozulsa da, bozulmasa da bir gerçek değişmez. Avrupa'yı Avrupa yapan değerleri savunan, bir yerde Avrupa'nın vicdanı sayılan Yüksek Mahkeme'nin gözünde de laiklik, hiç kuşkusuz, demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.
     Ve Yüksek Mahkeme bu kararıyla, dünyada laik demokratik bir cumhuriyeti kurup yaşatabilen tek İslam ülkesi olarak Türkiye'nin laiklik konusundaki duyarlığını, bir bakıma özel durumunu göz önünde tutmuştur.
     Strasbourg'daki bütün yüksek yargıçların birleştikleri nokta, demin belirttiğim gibi, demokrasi açısından, hele Türkiye gibi bir ülkede laikliğin ciddiye alınmasıdır.
     Ayrıldıkları noktaya gelince...
     Laiklik, dolayısıyla demokrasi düşmanı, karşıtı akımlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda görüş farklılıkları dikkati çekiyor.
     (1) Kimi diyor ki:
     
- Nasıl ki laiklik karşıtı bir fikri savunmak demokrasiye uygunsa, bırakalım bu fikir parti olarak da örgütlensin, şiddeti dışladığı sürece faaliyetine devam etsin. Demokrasi oyununu ne kadar çok kuralına göre oynarsa, o kadar çabuk ehlileşebilir. Ama bu arada parti içinde kuralı ihlal eden, şiddete çanak tutan, yani suç işleyen olursa, cezasız kalmamalıdır.
     (2) Kimi de diyor ki:
     
- Olmaz öyle şey... Bir kişi, laiklik karşıtı olabilir, şeriat düzenini savunabilir. Ama sade fikir düzeyinde... Parti kurdu mu, işin rengi değişir. Şiddete başvurmasa, şiddeti özendirmese bile şeriatçı bir parti kapatılmalıdır. Çünkü nihai amacı, demokrasiyi sona erdirmektir böyle bir partinin...
     İki farklı görüş böyle.
     Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'yle Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Refah Partisi kararlarıyla ikinci görüşte birleştikleri söylenebilir.
     Ancak, hem bu iki yüksek mahkemede, hem Türkiye ve Avrupa'da, şeriatçı partilerle mücadele konusunda birinci görüşü savunanlar da var.
     Ben de böyle düşünüyorum.
     
Üzüldüm mü?
     Hukuken Refah'ın kapatılabileceğini, bunun demokrasiye de aykırı bir karar olmayacağını çok kez yazmıştım.
     Siyaseten de şunu savunmuştum:
     Refah'ı kapatmak yerine, parti içinde suç işleyenleri cezalandırmak, Türkiye'de rejimin olgunlaşması dahil birçok bakımdan daha akıllıca olabilirdi. Aynı görüşümü, kapatılan Fazilet Partisi için de korumuştum.
     Fakat, her iki yüksek mahkemede de ikinci görüş, yani kimilerinin deyişiyle militan demokrasi anlayışı ağır bastı. Refah kapatıldı, AİHM de kararı hukuk ve demokrasiye uygun bulundu.
     Üzüldüm mü? Hayır.
     Bu ülkede yıllardır demokrasiyi küfür nizamı sayanların, insan haklarını Hıristiyan Batı'nın uydurması olarak görenlerin peşinden gidenler inşallah bundan sonra ayılırlar.
     Ve gizli açık ya da takiyeli takiyesiz dini siyasete alet edenler de gitgide marjinalleşirler.
     İnşallah!
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Ulusal güvenlik tartışması

Melih AŞIK
Sağol Mehmet

Hasan CEMAL
AİHM, laiklik, demokrasi ve dinci partiler üzerine...

CAN DÜNDAR
Kırmızı kitap

Abbas GÜÇLÜ
Geleceğin meslekleri hangileri?

Sami KOHEN
Tartışa tartışa...

Meliha OKUR
Bozburun jübilesi...

Tuncay Özkan
Niçin sadece Amerika'da müthiş Türk olunuyor?

Derya SAZAK
ANAP'ta ne değişti?

Meral TAMER
Geleceği hatırlamak!

Tamer HEPER
Bildiğiniz gibi yapın

Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem faiz ile döviz arasına sıkıştı

Serpil YILMAZ
Şifo‘ nun jübilesi halkın ideali

M. Ali Birand
Mesut Yılmaz, şimdi sözünde duracak mı?

© 2001 Milliyet