08 Ağustos 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




TEK YOL PROGRAM

     Milliyet gazetesinin düzenlediği, ‘Krizin neresindeyiz?’ başlıklı tartışmaya katılan üç ünlü yazar Osman Ulagay, Güngör Uras ve Prof. Dr. Hurşit Güneş, sütunlarındaki tartışmayı, yüzlerce önemli konuk önünde yaptı. Güngör Uras, özellikle üretim ve insan faktörünü ihmal eden bir programın başarılı olamayacağını vurguladı. ‘Hâlâ bıçak sırtındayız’ diyen Ulagay ise siyasilerin, kritik durumu kavramadıkları kanaatini ifade etti. Hurşit Güneş ise ‘iç borçların çevrilemezliği’ konusundaki yargıları ‘hurafe’ olarak niteledi. Tartışmada farklı görüşlerini dile getiren her üç yazar da, krizden çıkış için bu programı uygulamaktan başka çare olmadığında birleşti.
     
Eczacıbaşı: Reçete isteriz
     Toplantıyı yöneten Bülent Eczacıbaşı, tartışma öncesi kısa bir konuşma yaptı. "Ekonomide önümüzü göremiyoruz feryatları var. Art arda iki kriz yaşandı.
     Tedirginlik sürüyor, acaba dolar ne olacak, borçlar çevrilebilecek mi gibi sorular hepimizin aklında" diyen Eczacıbaşı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     Bu günlere nasıl geldiğimiz konusunda uzun bir özet yapmak istemiyorum. Cumhuriyet’in en ağır krizini yaşadığımız konusunda fikir birliği var.
     
     Kriz dibi gördü
     Bazı iyimser gelişmeler oldu, krizin dip noktayı geçtiği ve artık iyileşmelerin beklenmesi gerektiğine ilişkin beklentiler Stanley Fischer tarafından da dile getirildi. Ödemeler dengesi ve ihracatta iyi gelişmeler oldu. Fakat üretim ve istihdamda büyük sorunlar var. Nisan rakamlarına göre sanayi genelinde gerileme yüzde 10.5, imalat sanayinde yüzde 12. Yüzbinlerce hatta bazı tahminlere göre milyonlarca kişi işini kaybetti. Ben yazarlarımızdan reçete isteyeceğim. Biz Eczacıbaşı’yız, bütün eczacılar gibi hekimlerden reçete isteriz. Hekimlerin teşhis koymasını ama tedavi önermemelerini yeterli görmeyiz.
     İktisatçılar hakkında pek çok hikaye anlatılır: Gerçek dışı konularla uğraştıkları, hiç anlaşamadıkları söylenir. Bugünkü toplantıdan da bir fikir birliği içinde çıkılmasını beklemeyelim. İktisat öyle bir bilim ki birbirinin zıttı iki görüşü savunan her iki iktisatçı da Nobel’i kazanabilir. Dileyelim ki her üçü de Nobel’i kazansın.
     
Güneş: 13.5 milyar dolar girecek
     Prof. Dr. Hurşit Güneş, tartışmada özellikle iç borçların çevrilebilirliği üzerinde durdu ve buradan üretilen kriz senaryolarının artniyetli olabileceğini söyledi. Güneş, şu görüşleri dile getirdi:
     "Önceki program siyasetle ilgili iyimserlik ve yapısal reformaların aksaması yüzünden başarısız oldu. Yıllardır döviz kurumuzu enflasyona ayarlı yapıyoruz. Bu programla ilk defa kur, döviz gelir giderine bağlandı.
     
     Hedef faizlerdir
     Bu program, kuru korumak yerine faizi indirmeyi hedef aldı. 2000 sonunda iç borcumuz 76 milyar dolarsa bugün 70 milyar dolar. İç borçla ilgili bir hurafe daha var. İç borçta olağanüstü bir sorun gözükmüyor. Bugün 4.5 milyar dolar cari işlemler fazlası olacak. Banka satın almaları ve diğer girişlerden 2 milyar dolar yabancı sermaye gelir. Artı 7 milyar dolar da IMF parası gelecek. Demek ki 13,5 milyar doları bu piyasaya sokacağız. Bu dövizin ne kadarının alınacağını bilmiyoruz. Ama 35 milyar dolar tasarrufun dövize dönmesi bile sıkıntı olmaz. Repoların tamamı dövize geçse bile döviz fazla gelecektir. Kriz senaryoları, aşırı karamsarlık, belki de bir art niyettir.
     Devlet borçlanırken bankalara pozisyon açma diyoruz. Ama mevduatlarının önemli kısmı döviz. Biraz da döviz vermen gerekiyor diyorlar. Piyasalar döviz istiyorsa, siz onlara zorla TL satamazsınız. Hazine piyasalarla uyum içinde borçlanma stratejisini göstermeli. Şu anda TL’de de reel faiz yüzde 44. Döviz çok daha ucuz. Döviz cinsinden borçlanan Hazine kâr bile edebilir."
     
Ulagay: Siyasiler hâlâ kavramadı
     Ulagay, krizin sorumluluğunu komplolara, dış mihraklara bağlayarak üzerimizden atamayacağımızı belirterek "Krizin asıl sorumlusu biziz" dedi. Ulagay, bu belirsiz ortamda kimsenin ‘döviz ne olacak, faizler düşecek mi’ gibi sorulara yanıt veremeyeceğini, verilen yanıtların spekülasyon olacağını belirtti. Ulagay, tartışmada şu görüşleri dile getirdi:
     
     Sihirli reçete yok
     "Ne Stanley Fischer ne de Türkiye’de hiçkimse, birkaç gün sonra bile neler olacağını bilemez. Ekonomide sihirli reçeteler, mucize çözümler yoktur. Yapılacak ilk iş adım adım güveni inşa etmek, sıkıntılı bir programı uygulayarak düzlüğe çıkmaktır. Ancak ben siyasiylerin durumu kavradıklarına inanmıyorum. Krizin temelinde yerli ya da yabancı yatırımcıların, güvensizlik nedeniyle sisteme hızlı girip çıkmaları, sürü psikolojisi ile hareket etmeleri yatıyor. Dövize yatırım yapanların parasının bir kısmı yastık altında. İkinci boyutta paralarını ülke dışına çıkartanlar var. Vadesi gelen sendikasyonların üçte biri yenilenmekte. Özel sektörü besleyen kaynaklarda azalma ve Türk tahvillerinden kaçış var. En az 20 milyar dolar civarında bir paranın sistemin dışına çıktığını düşünüyorum. Bütün mesele bunu geri çevirmek. Anahtar burada. Programın hiç aksamaması gerekiyor. Telekom krizi nedeniyle IMF’ye efelenme provaları yapmasaydık bugün bulunduğumuz noktadan daha ileride olacaktık."
     
Uras: İnsan ihmal edilmemeli
     Krizi atlatacağız ama en iyi uygulamalarla bile bu zaman ister. Çocuk bile dokuz ayda doğuyor diyen Güngör Uras, tartışmada özetle şu görüşleri dile getirdi:
     "Yıl sonuna kadar sabretmemiz gerekiyor. Alternatifi bulunmadığına göre biz programı sonuna kadar uygulamalıyız. İşleri daha da rezil edebilecek konuları gündeme getirmemeliyiz. Krizi dolar kuruna göre ölçer olduk. Halbuki krizin ölçüsü milli gelirdir. Milli gelirdeki daralma en abartılı haliyle yüzde 6 civarında olacak. Fakirleşmemizin göstergesi dövizin yüzde 100 artması değil, bu küçülmedir. Eğer 2002’de de küçülürsek bu felaket getirir.
     
     İşçiyi, çiftçiyi unutursak...
     Güvensizlik, kişi ve kurumların para harcamalarını önlüyor. İçinde insan faktörü olmayan, işçiyi, çiftçiyi, tarımı unutan bir program ile başarı sağlamalıyız. Yoksullarla ilgilenmek zorundayız. Bu konuda geç kalmamak zorundayız. Anadolu insanını unutuyoruz. Kamunun Anadolu’da yol, hastane, okul yapması hareket getirir. Kamyoncuya, kahvehaneciye, lokantacıya iş çıkarır.
     Son zamanlarda halk dolara döndü, bu yetmiyormuş gibi Hazine dolarizasyonu teşvik ediyor. Bu piyasadaki döviz miktarının artması demektir. Döviz artarsa Merkez Bankası’nın bankacılık yapma imkanı kalmaz. Bu çok önemli bir tehlike. Politik kadrolarımız dünyada ‘yiyici’ portresi kazandı. Biz yiyicilik ile ün salmış politikacılarla bu dar boğazı geçemeyiz."
     



 EKONOMİ


TEK YOL PROGRAM
İKİ DEVİN ACI İTİRAFI
Tartışmaya büyük ilgi
100 katrilyonluk bütçe geliyor
Akbank’tan 205 trilyon kâr
Milli Takım’a Garanti desteği
Uzanlar Meclis gündeminde
Önce uzlaşma sonra hedef
Hazine’den umut veren borçlanma
Bankacıların hepsi basketçi
Soros’un danışmanı Garanti Yatırım
Osmanlı’nın yeni yönetimi belirlendi
Aycell 22 Ağustos’ta faaliyete başlıyor
Demirbank Romania’ya Avrupa’dan iki talip var
Benzine yüzde 1.6 zam geldi
Transtürk’ün iştiraki Arçelik’e devredildi


 SAYFA BAŞI 




© 2001 Milliyet