TÜRKİYE'DE yaygın görüş, matbaanın "dini bağnazlık" yüzünden "gavur icadı, din elden gidiyor" diye engellendiğidir.
Atatürk, 1925'te Ankara Hukuk Fakültesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, "ulema" denilen din hukukçularını sorumlu tutar.
Gazi'nin kafasında bugün de önemini koruyan dev bir soru vardır: "Bütün bir cihana karşı İstanbul'u ebediyen Türk camiasına mal etmiş olan kuvvet ve kudret" aşağı yukarı aynı yıllarda icat edilen matbaayı neden Türkiye'ye getirmedi?
Çünkü "köhne hukukun... uğursuz kuvvetini kırmaya muktedir olamadı." (Bkz. Söylev ve Demeçler, II, sf.251)
Atatürk, kendi zamanındaki bilgilerle, meseleyi "hukuk sistemi"ne bağlayarak izah ediyor.
Son araştırmalar gösteriyor ki, evet bu bir sistem meselesiydi. Ama hukuk sistemi değil, 'korporatif' (lonca) ekonomik sistem.
* * * SOSYAL bilimci Niyazi Berkes'e göre: "Kitap basımının şeriata aykırı olduğu iddiasıyla basımevi açılmasına ulemanın karşı geldiği yollu yaygın bir inanç vardır... Gerçekte ise, ulemadan böyle bir direnme geldiğini gösteren hiçbir delil yoktur. Şeyhülislam Abdullah Efendi (matbaa açılması için) fetvayı hemen vermiş, ulemadan on bir kişi ilk kitabın başına konan 'takriz'ler yazmıştır... Şeyhülislam, İbrahim Müteferrika'ya basılmasını gerekli gördüğü iki kitabı salık vermiştir. Matbaanın tashih işlerine bakmak üzere de ulemadan üçü kad, biri Mevlevi şeyhi dört kişi memur edilmiştir." (Türkiye'de Çağdaşlaşma, sf.188 - 189)
Matbaanın "gedik" denilen devlet izni ve lonca imtiyazı yoluyla geldiğini hatırlatan Berkes'e göre, engel "şeriattan değil, Osmanlı devlet sistemine özgü lonca sınırlamalarından gelmiştir..." Tarihçi İsmail Hami Bey'e göre, İstanbul'daki (hattat) (yazıcılar) loncasının 90 bin üyesi, matbaa yüzünden işsiz kalacaktı! Sosyal patlamalar korkutmuştur! Avrupa'da basılmış Arapça ve Türkçe eserlerin satışı 16. yüzyılda serbest bırakıldığına göre, matbaanın gecikmesinin sebebi din taassubu değil, ekonomik ve sosyal yapıdır. (Kronoloji, cilt 4, sf.16)
Tarihçi İbrahim Olgun, hattatların yazı takımlarını tabuta koyarak matbaaya karşı yürüyüş yaptıklarını yazar. (Belleten, Kasım 1988, sf.921 vd.)
* * * AVRUP'DA (ve Osmanlı'da) kapitalizm - öncesi iktisat düzeninde ticari anlaşma ve teknik uygulamalar bireyler değil, loncalar tarafından yapılır, piyasa şartları değil, gelenekler esas alınırdı. Avrupa, loncaları kıran bir ekonomik dinamikle teknolojik yenilenmenin yolunu açmıştır ki, Avrupa'da da matbaanın daha önce değil, 15. yüzyılda devreye girmesinin sebebi budur. (Bkz. L. Birdzell, Batı Nasıl Zengin Oldu, sf.55 - 56)
Fabrikasyon ürünler el üretimini çökertip sosyal sorun yaratıyor diye sanayileşmeye karşı çıkmak, işsizlik yaratıyor diye özelleştirmeye karşı çıkmak neyse, bizde matbaa öyle gecikmiştir.
Hamam tellağı Patrona Halil'in temsil ettiği 'sosyal patlama'da(!) matbaanın kapanması, Yahya Kemal'e göre, büyük toprak kayıplarından çok daha feci idi, çünkü bizi "bir asırlık karanlığa" gömmüştü. (Edebiyata Dair, sf.188 - 189)
Bugün için ders: Piyasa ekonomisi ve teknolojik yenilenme, milletler için bir hayat memat meselesidir.