Motorola olayının büyüklüğünü ve önemini ne kamuoyu, ne de hükümet görebiliyor.
Başta Dışişleri ve Hazine olmak üzere bürokrasinin bir bölümü olayın içinde yaşadıklarından dolayı son derece rahatsızlar. Zira tepkilere bire bir muhatap oluyorlar.
Bürokrasinin büyük bölümü ve kamuoyu, sanki bu tip olaylar çok doğalmış gibi fazla ciddiye almıyor.
Kimileri de, Fatih Altaylı ile Uzan grubu arasındaki bir kan davası, hatta Galatasaray Kulübü başkanlık mücadelesinin bir parçası şeklinde görüyorlar. Medyanın çoğunluğu, her duyduğunu yazan internet siteleri garip biçimde suskun. Adeta, Fatih Altaylı’ya vekalet verip sözcü tutmuşlar gibi bir halleri var. Korkularından ağızlarını açamıyorlar. Fatih Altaylı da tehlikeli biçimde müthiş bir çarpışma tehlikesi gösteren buzdağı ile ilgili uyarılarda bulunmaya çalışıyor. Ancak, sesi bu kadar duyulabiliyor.
Motorola şu sıralarda uluslararası kamuoyunda en çok konuşulan olaylardan biri durumuna giriyor. Önümüzdeki aylarda çözüm bulunamadığı taktirde, işin boyutları daha da büyüyecek.
Motorola, ABD’nin altın hisselerine adını veren bir şirket. Binlerce ABD vatandaşı Motorola hisselerine sahiptir.
Bugün bu firmanın hisse değeri yerle bir olmuş ve abartılı sayılsa dahi, gerekçelerinden birinin de, Uzan grubunun Motorola’ya 2 milyar dolar takması gösterilmektedir.
Uzan grubunun bu iddiaları temelinden reddetmesine ve Motorola’yı suçlamasına rağmen, uluslararası basın ve özellikle Washington’dan çıkan sesler bu olayı "Batakçı bir ülkenin batakçı bir firmasının tutumu nedeniyle, Motorola güç duruma düşüyor ve hisseleri değer kaybediyor" şeklinde taktim ediyorlar.
Türkiye darbe alıyor...
Motorola’nın Türkiye’de bir yatırıma girip 2 milyar dolarını Anadolu’ya gömmesinin bu şirket üstündeki etkileri, hissedarlarını ve yöneticilerini ilgilendirir, diyebilirsiniz.
Türkiye’de ortak olarak başkalarını seçseydi önerisinde bulunabilir, hatta "Kim bilir onlar da neler yapmışlardır" diye kuşkulu bakabilirsiniz.
Ancak Motorola olayının Türkiye’yi giderek artan biçimde lekelemesini görmezden gelemezsiniz.
Financial Times’ından Wall Street Journal’ına kadar, ekonomi dünyasını etkileyen devler sürekli bu konuyu işliyorlar.
Bütün büyük bankalar, uluslararası dev şirketler ve elinde para olup yatıracak yer arayan gruplar Motorola’yı konuşuyorlar.
Ne yazık ki olay, dönüp dolaşıp Türkiye’ye bağlanıyor.
Türkiye bataklığı, dolandırıcı Türk firmaları, yabancı yatırımcıyı yok eden Türk ortaklar...
Hep bu cümleler yazılıyor.
Türkiye, zaten çok az kalan kredibilitesini, Motorola ile gereksiz biçimde daha da bitiriyor.
Washington’da üst düzeyden bakan, Türkiye’yi çok iyi tanıyan ve seven bir ABD’li yetkilinin, geçen haftaki mektubu durumun vehametini ve ülkeye verdiği zararı göstermeye yeter:
"... Bugünlerde Washington’da günün konusu Motorola olayı. Türkiye şu sıralarda böyle bir durumla karşılaşmamalıydı. En kısa sürede çözüm bulunması şarttır..."
Kendinden izin alamadığım için adını açıklayamadığım bu üst düzey ABD yetkilisinin yanısıra, Washigton’dan gelen mesajlar, Motorola hissedarlarının kanlarının yerde bırakılamayacağı(!) şeklinde.
Hem Türkiye’de 2 milyar doları batıran Motorola yöneticilerine, hem de Türk firmaya bunun ödetileceği sık sık tekrarlanıyor.
Kendi aralarında ne yaparlarsa yapsınlar, ancak Motorola olayı Türkiye’yi, hele böylesine duyarlı bir dönemde zedelememeli.
Bir an önce bir çözüm bulunmalıdır.
Hiçbir firma veya grubun, Türkiye’yi en zayıf gününde böylesine örselemeye hakkı olmamalıdır.
Türk hükümeti de bu olayda üç maymunu oynamaktan vazgeçip, durum daha da vahimleşmeden olaya el koymalıdır.