09 Ağustos 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Genelkurmay parti gibi hareket ederse...

     Ulusal güvenlik nedir, ne değildir? Günümüzde ne olmalıdır? Tarifi nasıl yapılmalı, sınırları nasıl çekilmelidir ki, Türkiye'nin ulusal çıkarları daha iyi korunabilsin?
     Evet, hassas bir tartışma konusu. Ülkemizde daha çok askerin tekelinde olduğu için öyle... Üstelik devletin tepesinde uyumsuzlukları deşen, hem koalisyon içinde, hem siville asker arasında bazı görüş ayrılıklarını gündeme getiren bir konu olduğu için de hassas...
     ANAP lideri Yılmaz'ın geçen hafta sonu 'ulusal güvenlik tabusu'nu ortaya atmasından sonra devlet düzeyinde bir tartışmanın patlaması bekleniyordu.
     Hiç gecikmedi.
     Önce Ecevit'le Bahçeli'nin, sonra Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamalarıyla siyaset sahnemiz yine karışmış oldu.
     Şaşırtıcı değil.
     Yılmaz'ın konuşmasını geçen cumartesi günü Ankara'da yapılan ANAP kongresinde dinledikten sonra ertesi günkü yazıma Mesut Yılmaz ve ulusal güvenlik başlığını koymuştum.
     Önemliydi konu!
     Yazımda demeye çalıştım ki:
     Özellikle Türkiye'nin Avrupa yolu gerçekten açılsın isteniyorsa, ulusal güvenlik gerekleri tartışma masasına yatırılmalıdır. Siville askerin paylaştığı 'diyalog zeminleri'nde konu ele alınmalıdır.
     Kıbrıs, demokratikleşme ve Avrupa ordusu gibi bazı konularda askerin ulusal güvenlikle ilgili kaygıları vardır.
     Neydi bunlar?
     
Tren kaçar yoksa...
     Demokratikleşme çerçevesinde Güneydoğu'yu ilgilendiren ana dilde eğitim, radyo - televizyon...
     
Yani Kürtçe konusu...
     İfade özgürlüğüyle ilgili anayasal ve yasal bazı değişiklikler... Örneğin TCK'nın 312. maddesi, Terörle Mücadele Yasası'nın bazı maddeleri...
     Devlet yönetiminde bütün bu açılardan askerin itirazları, rezervleri, kaygıları devam ediyordu. Ve Milli Güvenlik Kurulu ve Sekreteryası dahil değişik devlet platformlarında kendini belli eden askerin tutumuna ister istemez ulusal güvenlik gerekçesi damgasını basıyordu.
     Ancak zaman da sıkıştırıyordu.
     Kıbrıs olsun, 'Avrupa ordusu' olsun, demokratikleşme olsun bütün bu alanlarda Türkiye bir dönüm noktasına gelmek üzereydi. O yüzden askerin bazılarında haklılık payı da olan kaygılarının giderilmesi, bir yerde Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun hızlanması demekti.
     Yoksa tren kaçabilirdi.
     Pazar günkü yazımda, Yılmaz'ın konuşmasını bu açılardan isabetli bulduğumu, bazı teşhislerini desteklediğimi ve önemsenmesi gerektiğini söylemiştim.
     
Yılmaz'a sorular...
     Soruldu:
     Sırası mıydı? Konu önemli olsa da ekonomi bıçak sırtındayken böyle bir tartışma başlatmak da, zemini de yanlış değil miydi? Ya da doğru bir konuyu yanlış bir adam mı gündeme sokmuştu? Yılmaz gibi inandırıcılık açısından sorunlu bir siyaset adamının böylesine duyarlı bir konuya sahip çıkmasında hiç isabet olabilir miydi? Üstelik Yılmaz ne kadar içtenlikliydi?
     Sorulabilir bu soruların tümü.
     Soruluyor da.
     İyi güzel.
     Bu sorularda benim de paylaştığım kaygılar yok değil. Pazar günkü yazımda bazılarını belirttim.
     Ama bir noktaya lütfen dikkat!
     Bu gibi sorularla bazı gerçeklerin üstüne şal örtülmesine izin vermeyelim. Yoksa demokratik hukuk devletinin bu ülkede yerleşmesine dönük hedefimiz Kaf Dağı'nın arkasında kalır gider.
     Avrupa trenini kaçırırız
     Ya da tapon bir Ortadoğu ülkesi olabilir, küme düşeriz.
     
Soğuk savaş gözlükleri
     Nedir bu gerçekler?
     (1) Ulusal güvenlik önemli bir konudur. Özellikle soğuk savaş sonrasının gerçekleri ışığında ve artık soğuk savaş gözlükleri çıkarılarak tartışılmalıdır.
     (2) 'Bölücü terör'ün yenildiği, PKK'nın dağda belinin kırıldığı, 'şeriatçı akımlar'la mücadelede alınan mesafenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden de destek gördüğü bir dönemi yaşıyor Türkiye. Artık bu yeni dönemde üniter ve laik devlet, demokrasi içinde daha iyi nasıl korunur, toplumsal barış daha iyi nasıl kurulur sorularının ışığında ele alınmalıdır ulusal güvenlik konusu.
     (3) Asker, AB üyeliğini ve 'Avrupa ordusu'nu Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarları açısından vazgeçilmez sayıyor. Haklı! Ama o zaman bu hedefe varılmasında, ulusal güvenlik anlayışının da bazı düzeltmelere, rötuşlara tabi tutulması ister istemez gündeme gelecektir.
     (4) Askerle ilgili bazı konular, örneğin savunma bütçesi, askeri harcamalar sivil siyaset meydanlarında, tabii en başta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde artık ele alınabilmeli ve tartışılabilmelidir. Siyaset kadrolarının bu bakımdan ev ödevlerini çok daha iyi yapmalarının zamanı çoktan gelmiştir.
     (5) Ayrıca ulusal güvenlik dahil bütün bu konuların tartışma platformları yalnızca devletin dorukları değildir. Bu tartışma askerin tekelinde de olamaz. Demokrasilerde bu yoktur. Bu konuların Batı'da olduğu gibi ülkemizde de artık akademik dünyada, düşünce üretim merkezlerinde, medyada ve tabii partilerde adam gibi tartışılmasının zamanı çoktan gelmiştir.
     
Asker düşmanlığı...
     (6) Bu konuları tartışmak ya da bu açılardan askeri eleştirmek asker düşmanlığı değildir. Vatan hainliği hiç değildir. Bu konuları gündeme getiren, tartışan sivillerin yüreğinde de vatan sevgisi eksik değildir.
     (7) Sivil gibi asker de eleştirilir!
     (8) Genelkurmay Başkanlığı'nın yalnız ANAP lideri Yılmaz'ı değil, gerçekte hükümeti ve bir bakıma bütün siyaset kurumunu hedef alan salı günkü açıklaması yanlış olmuştur. Genelkurmay'ın bir siyasal parti, bir muhalefet partisi gibi tutum sergilemiş olması, yerleşik demokrasi anlayışı bakımından bir talihsizliktir.
     (9) Türkiye'de sivil - asker ilişkilerinin yerli yerine oturmasıyla demokratik hukuk devletinin bu ülkede yerleşmesi birbiriyle iç içe konular... Bu bakımdan sivil kadar askere de düşen görevler var.
     (10) Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizinden geçiyor. O yüzden sükunete ihtiyacı var. Bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Ecevit üzerlerine düşen görevi, dileriz, bu kez yerine getirirler.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Ulusal güvenlik sendromu

Melih AŞIK
Özgüven...

Fikret BİLA
Yılmaz: "Hedefim partilerdi"

Hasan CEMAL
Genelkurmay parti gibi hareket ederse...

Yılmaz ÇETİNER
Kesmece karpuzun macerası!..

Can DÜNDAR
Cevap veriyoruz: "Saddam'ın yolu!"

Sami KOHEN
Görüşler farklı ama...

Meliha OKUR
Hangi Fenerbahçeli

Tuncay Özkan
1 milyar dolar kaç ihale eder, ya da mızrak çuvala sığar mı?

Hasan PULUR
Koy gitsin rahvan!

Derya SAZAK
Ulusal güvenlik krizi

Meral TAMER
Muhatap Cumhurbaşkanı değil, kulunuz!

Tamer HEPER
Sözleşmenin feshi şarta bağlı

Güngör URAS
Merkez Bankası ’bostan korkuluğu’ mu?

Serpil YILMAZ
HSBC’nin 7 Aralık’ta işi neydi?

M. Ali Birand
Bir açıklama üzerine...

© 2001 Milliyet