10 Ağustos 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Üzüm üzüme baka baka güzelleşir

Tek bir üzümden yapılan şaraplar moda olunca, farklı üzümlerin karışımıyla yapılan "kupaj şarapları" gölgede kalmaya başladı. Oysa bunlar da dengeli, nefis şaraplar...

     Mehmet Yalçın / ŞİŞEDEKİ BALIK

     Bundan üç-dört ay önceydi. Şarap Dostları Derneği’nin Divan Oteli’ndeki aylık tadımlarından birinde, İspanyol şaraplarını tadıyorduk. İspanya’nın Parellada, Tempranillo gibi ünlü üzümlerinden yapılan birbirinden güzel bir düzineye yakın şarabı tattık. Sıra, sonuncuya geldi. Torres firmasının Grans Murales’iydi son şarap. Tadımdaki en eski ve en iddialı şarap olduğu için, onu sona saklamıştık. Kadehlerimize önce resmen siyah bir şarap döküldü. Kıvamı son derece yoğundu. Böğürtlen ve kuşüzümü aromaları burna çalıyor, ardından da katransı, yanık bir vahşi koku geliyordu. Dakikalar içinde şarapta daha başka ince nüanslar, vanilya, karanfil ve hatta kekik gibi baharatların tatları da ortaya çıkıyordu. Gerçekten nefis bir şaraptı Grans Murales...
     Şarabın sırrı ise kupajındaydı (harmanlama). Yerel İspanyol üzümlerinin dışında bir dolu ünlü dünya üzümünü de bağlarına eken ve bunlardan kaliteli şaraplar yapan İspanyol şarapçılığının devi, bunlarla yetinmemiş, 320 dönümlük özel bir bağda Garnacha, Garro, Samso, Monastrell, Carinena gibi bir kısmı neredeyse unutulmaya yüz tutmuş geleneksel üzümleri yetiştirerek bunların birbirleriyle karışımlarından özel bir şarap denemişti. Ve ortaya bu şaheser çıkmıştı...
     Sadece bu örnek mi? Dünyaca tanınmış birçok "büyük" Bordeaux şarabı da birer kupaj şaheseri. Şatolarda üretilen ve şişesi yüzlerce dolara satılan ünlü Bordeaux kırmızılarının büyük bölümü; Cabernet Sauvignon, Merlot, Cabernet Franc ve Petite Verdot gibi üzümlerden yapılıyor. Cabernet tek başına pek vahşi, sert bir şarap verdiğinden Merlot’nun kadifemsi yumuşaklığıyla hafifletiliyor, az miktarda Cabernet Franc ve Petite Verdot ile de şaraba son rötuşlar yapılıyor. Farklı üzümlerin şarapları, birbirlerinin sivriliklerini törpülüyor, ortak ve daha dengeli bir tat oluşturuyor.
     Markalara -ve etiketlere- aldanmayın; üzerlerinde tek bir üzümün ismi marka imişçesine yazılan şarapların da büyük bölümü aslında kupaj ürünü. Birçok ülkede üzerinde bir üzümün ismi yazan şaraba, başka bir üzüm çeşidinden yüzde 15 ila 25 karıştırılmasına da izin veriliyor. Ancak işin perde gerisini pek bilmeyen şarap tüketicisi, üzümün ismini bir kalite sembolü gibi görüp etiketinde tek üzümün adının yazdığı şaraba yöneliyor.
     
Kalecik Karası örneği
     Bizde de son zamanlarda üzüm isimleri neredeyse birer marka oldu. Hele Kalecik Karası konusunda neredeyse bir "fetişizm" yaşandı. Kalecik Karası iyi bir üzüm, şarapları da güzel. Ama geçenlerde bir tadımda, içine bir miktar Cabernet Sauvignon katılmış Kalecik Karası şarabının, tek başına bu üzümden yapılmış şaraplardan çok daha güzel olduğunu da gördük...
     Kıssadan hisse, mesele şarabın bir üzümden yapılmış olması değil. Bir şarapsever, daima sonuca bakmalı. Kadehindeki şarap güzelse, onu mutlu ediyorsa, bu tür detaylara, imajlara çok takılmamalı. Bir şarap üreticisi de illa
     o üzümün tadını yansıtacağım diye, sivri, tekdüze ya da fazla zayıf şaraplar yapmaktan kaçınmalı. Tamam, Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerimiz ayrı ayrı da güzel şaraplar veriyorlar ama, bir arada işlendiklerinde ortaya çıkan enfes kırmızı şaraplarımız, onlardaki baharatsılık ve meyvemsilik dengesi nasıl gözden kaçırılabilir?
     Alın piyasaya en yeni çıkan kupaj şarabımızı, Kavaklıdere’nin kırmızı Angora’sını... Trakya bölgesinin tek başına biraz zayıf, bazen de ekşimsi şaraplar veren Papazkarası üzümleriyle, biraz düz şaraplar veren Cinsault (Senso)’sundan yapılan bu şarap, Papazkarası’ndan aldığı siyah kiraz tadını çağrıştıran meyvemsiliği ve Cinsault’nun verdiği bibersi, baharlı lezzetlerle, iyi bir kupaj şarabı örneği... Kupajın tılsımı, ortaya çıkan şarabın et yemeklerine olduğu kadar tavuklara, hatta pizzalara ve makarnalara da iyi uyabilmesini sağlamasında. Ama kupaj sayesinde şarabı daha hoş içimli kılmak da yetmiyor doğrusu. Zira farklı üzüm şaraplarını karıştırarak, çok daha yüksekten uçulabilir. "Türkiye yüzlerce yöresel üzüm çeşidiyle dünyanın dördüncü büyük bağcı ülkesi. Bizim niye unutulmuş üzümlerden yapılmış bir ‘Grans Murales’ benzeri büyük şarabımız yok?" diye sorabilirsiniz ki, bence haklısınız...
     



 PAZAR


Onun Vespa’sı var...
Futbol gemisi lafla yürüyecek
Evimizde büyüdü
‘Keşfedecek çok şey var’
HARRY POTTER beyazperdede
Olaylı düğünün öteki yüzü
"Futbolu ciddiye alanların dergisi"
Esintili konserlere devam
Şimdi öldün mü çocuk?
SOHO denize indi
Üzüm üzüme baka baka güzelleşir
‘Özal döneminde önüm kesildi’
Reklamlar: "Tamamen duygusal"
Nature ve Dolce "Çiçek ve Tatlı"
Özlemin dayanılmaz yumuşaklığı
Arkadaşım eşşek... Sadakatte birinci
Nemrut’taki Hollandalı Schliemann
Bir pazar günü, turist gibi...
"Soğuk Büfe"
Mel, Nicole, Şiraz derken...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet