10 Ağustos 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Nature ve Dolce "Çiçek ve Tatlı"

     Nature ve Dolce’nin hikayesi, "iş yapmak isteyen, işini iyi yapan" iki genç kadının başarıda nerelere tırmanabileceğinin hikayesidir.
     Nilgün Bego bundan on beş yıl önce, beş yaşında bir oğlu olan bir genç kadının İstanbul’da nasıl para kazanabileceğini düşünmüş. Para kazanmak için başkalarından farklı bir şey yapmanın gerektiğini görmüş. "Ben başkalarından farklı ne yapabilirim?" diye araştırmış... Görmüş ki, İstanbul’da çok sayıda çiçekçi var. Çiçekçiler genellikle erkek. Çiçekleri demet yaparak müşteriye veriyor. Müşteri evinde demeti çözerek çiçeği düzenlemeye çalışıyor. "Ben öyle çiçek satayım ki..." diye yola çıkmış, "İnsanlar evlerinde bu çiçeği olduğu gibi bir köşeye koyabilsinler... Yeniden düzenlemeye gerek görmesinler... Benim düzenlemem de çiçeğin tabii halini sergileyecek bir düzenleme olsun ki, her zevke, her çevreye uysun..."
     Nilgün Bego, İstanbul’da Arnavutköy’de
     bir apartmanın bodrum katında bu çizgide bir küçücük çiçekçi dükkanı açmış. "Nature" (tabii) adını koyduğu dükkan farklı çizgisi nedeniyle ilgi görmüş. Çiçek düzenlemelerini beğenen müşterileri, Nilgün Bego’dan davetlerindeki çiçek düzenlemelerine de yardımcı olmasını istemişler. Çiçek düzenlemesinden iş masa düzenlemesine atlamış.
     Nilgün Bego farklı şeyler yapma arayışında ya... Fark etmiş ki... Bir yere çiçek götüren, bir davet için çiçek alan, çiçeğin yanında "tatlı" da arıyor: Pasta, çikolata da çiçek kadar özel ilgi isteyen konular.
     Birlikte iş yapma önerisini kabul ederek Yonca Bagana ile çiçek yanında "tatlı" işine de adım atmış.
     "Dolce" (tatlı) adı altında pasta işinde iki hanımın ortaklığı başlamış.
     Davetleri, düğünleri için çiçek ve pasta alanlar, bu defa hanımlara "Neden davetleri, düğünleri düzenleme sorumluluğunu üstlenmiyorsunuz?" diye sual eylemeye başlamış.
     Buradan da iki hanım düğün, dernek düzenleme işine bulaşmış. Düğün ve davetin tasarımından, davetiye hazırlanmasına, yer ve masa düzenlemesinden, düğün ve davetin sonuçlandırılmasına her sorumluluğu üstlenmiş.
     Bitmedi... Arnavutköy’deki yerleri dar gelince Kuruçeşme’ye geçmişler. Parkın karşısında güzel bir binada geniş bir mekana yerleşmişler. Bu yeni yerde bir iş daha başlatmışlar: Pastane...
     İki hanım mutfak zevklerini bu pastanede tatmin ediyorlar. Sabah erken saatlerden akşam üzeri 18.00’e kadar açık olan pastanede çay, kahve, pasta yanında, hafif yemekler, salatalar, özel sandviçler var. Sabah kahvaltıları, öğle yemekleri için farklı bir yer...
     Devam ediyoruz... Sandviç denilince, akla Fransızlar’ın "baget" ekmeği geliyor. Bizde uzun ekmek baget diye satılıyor ama, tadı, kıtırı farklı. Bunun için bir fırın kurmuşlar. Şimdi Fransız baget ekmeği ile İtalyan çipati ekmeği yapıyorlar.
     Kurçeşme’de Nature ve Dolce’ye uğrayınız. Beş yaşındaki kız annesi Yonca Bagana ile yirmi bir yaşındaki erkek annesi Nilgün Bego her zaman işlerinin başında...
     (Telefon: (0 212) 257 72 99 / 257 49 37
     
Tarabya’daki Fransız Konsolosluğu bahçesinde "Nature" işi düğün
     Savay ve Breves, büyükelçi olarak Fransa’yı temsil ederken (1589-1606) Pera’da geniş ve ağaçlıklı bir arazi satın almış. Burada bir elçilik binası yaptırmış. Bu arazide 1774 yılında Baron de Tott’un planlarına göre yapılan görkemli elçilik binası 1831 Beyoğlu yangınında yandıktan sonra bugün Fransız Sarayı olarak bilinen bina 1847 yılında tamamlanmış.
     Fransızlar yaz aylarında Pera’dan uzaklaşmak için Tarabya’da geniş bir arazi üzerinde yazlık bir elçilik binası yaptırmış. Bu yazlık elçilik binası o kadar görkemli imiş ki, 1831 Beyoğlu yangınında Pera’daki bina yanınca yeni bina yapılıncaya kadar elçiler Tarabya’da oturmuş.
     Fransızlar, Tarabya’daki eski yazlık elçilik bahçesi ve binasının yol üzerindeki bölümünü Marmara Üniversitesi’nin Fransızca eğitim veren Kamu İdaresi Bölümü’ne verdi. Yolun üzerinde kalan ağaçlıklı bahçe ise, "Union Français"e tahsis edildi.
     "Union Français"e tahsis edilen, iki yüz yıl önce Fransız sefirlerinin dolaştıkları, yaşadıkları bahçenin bitişiğindeki bir evde yaşayan hanım, oğlu evlenirken ne ister? Hele aylardan yaz ise... Tabii ki düğünün bu bahçede yapılmasını ister. İster de... Bahçe iki yüz yılın yorgunluğu ile ihtiyarlamış... Perişan... Damadın annesi isteğini Nature-Dolce’nin iki hanımı Nilgün Bego ve Yonca Bagana’ya iletince, "Biz bu bahçede düğün yaparız... Hem de çok güzel olur" cevabını almış.
     Bunun üzerine düğün sahipleri Fransız Konsolosluğu ile temasa geçmiş. Bahçeyi temizleyip, düzenleme şartı ile konsolosluktan düğünde kullanmalarına izin verilmiş.
     Eski yazlık sefaretin üst bahçesi dev çam ağaçlarıyla çevrilmiş beş dönüm bahçe... Nilgün Bego ve Yonca Bagana, iki ay önce işe bahçeyi temizlemekle başlamış. Bahçede yürüyüş yolları betonlanmış. Diğer alanlar çimlenmiş. Çimlerin sulanması için su altyapısı, bahçenin aydınlatılması için elektrik altyapısı yapılmış.
     Dokuz yüz kişilik düğün düzenleniyor. Yemekler masada yenilecek. Nature ve Dolce’nin sorumluluğu düğünün organizasyonu ve mekanın düzenlenmesi... Yemeği bir başka kuruluş, bahçenin bir köşesinde "seyyar mutfak kurarak hazırlama sorumluluğu" üstlenmiş.
     Nature ve Dolce davetiye basımından nikah şekerine, misafir karşılamadan güvenliğe tüm sorumluluğu taşıyor. Düğün gecesi için ağaçlara 650 elektrikli fener, yerlerdeki yürüyüş yollarının iki yanına 240 fener konulmuş. Onar kişilik 90 masanın her birinin üzerinde yirmişer mumlu şamdan. Yirmisi de düğün boyunca 5 saat yanacak ve masaları aydınlatacak güçte... Kolalı masa örtüleri, kolalı peçeteler, her yerde ortancalar...
     Yıllardır kullanılmayan, Fransızlar’ın yazlık bahçesi düğün gecesi bir masal bahçesine dönüştürülmüş.
     Dokuz yüz kişiyi en az dört saat misafir etmek, isimleri ile her birini oturacağı masaya oturtmak, müziği ile, "seyyar tuvaletleri" ile (seyyar tuvalet, otobüs içine yerleştirilmiş beş tuvalet, üç lavabodan oluşuyor) misafirleri ağırlamak, büyük bir organizasyon işi...
     Filmlerde görürüz. ABD gibi ülkelerde "düğün organizasyon kuruluşları" vardır. Dokuz yüz kişilik bir düğünü organize etmek de herhalde işte böyle bir iş...
     



 PAZAR


Onun Vespa’sı var...
Futbol gemisi lafla yürüyecek
Evimizde büyüdü
‘Keşfedecek çok şey var’
HARRY POTTER beyazperdede
Olaylı düğünün öteki yüzü
"Futbolu ciddiye alanların dergisi"
Esintili konserlere devam
Şimdi öldün mü çocuk?
SOHO denize indi
Üzüm üzüme baka baka güzelleşir
‘Özal döneminde önüm kesildi’
Reklamlar: "Tamamen duygusal"
Nature ve Dolce "Çiçek ve Tatlı"
Özlemin dayanılmaz yumuşaklığı
Arkadaşım eşşek... Sadakatte birinci
Nemrut’taki Hollandalı Schliemann
Bir pazar günü, turist gibi...
"Soğuk Büfe"
Mel, Nicole, Şiraz derken...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet