Askerde de var, sivilde de. İnce siyaset yapıyorlar. Hatta buna takiye de denebilir. Bunların hedefi, Türkiye'ye yolunu şaşırtmaktır.
Nedir Türkiye'nin yolu?
Avrupa yolu!
Yani Atatürk'ün çağdaş uygarlık ya da kendi deyişiyle muasır medeniyet diye tarif ettiği yol...
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın geçen yılki bir konuşmasında dediği gibi: "Avrupa Birliği'ne giriş, ulu önder Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin gerçekleşmesinde jeostratejik ve jeopolitik bir zorunluluktur. Bunda hiç kimsenin kuşkusu yoktur." Genelkurmay aynı nedenle Türkiye'nin 'Avrupa ordusu'nun dışında kalmasını da çok sakıncalı görüyor. 'Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası' (AGSP) adıyla çekirdeği atılan bu orduda Türkiye'nin yer almasını ulusal güvenliğin kolay vazgeçilemeyecek bir parçası diye niteliyor.
Ecevit hükümeti de farklı değil.
1999 sonundaki AB Helsinki zirvesi kararları ve bu yıl kabul ettiği Ulusal Program'la AB üyeliğinin gerektirdiği 'Kopenhag kriterleri'nin altına imzasını attı koalisyon hükümeti de.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tepesinde benimsenmiş olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne de girdi 'Avrupa yolu.' Bu belgede, "Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefi korunmalıdır!" diye yazar.
Yazar ama ülkemizi yine de bu yoldan saptırmak isteyenler, demin belirttiğim gibi hem askeriyenin saflarında, hem sivil siyaset sahnesinde öteden beri faaliyet gösterirler. Üstelik çoğunluğu 'Avrupa yolu'ndan yanaymış gibi yürütür bu işi.
Yani takiye yaparlar!
Kimi sinsi sinsi çalışır.
Kimileri köylü kurnazıdır.
Saman altından su yürüteni de, soğuk savaş yıllarından beri Türkiye'nin Avrupa'yla, Batı'yla yolunu kesmek için kuytuluklarda oyun kurmaya bayılanı da vardır.
Kimileri ustadır!
Nerede, hangi topa, nasıl vurulacağını bilirler. İşlerini hep eski deyişle sureti haktan görünerek yaparlar. Kıbrıs'ta vururlar topa... AGSP'de vururlar. Güneydoğu'yu severler. Demokratikleşmenin ana dili ayağında, yani Kürtçe'de, yani ana dilinde radyo, televizyon ve eğitimde vururlar topa... Yerel yönetimler reformu, bir başka alandır top koşturdukları...
İfade özgürlüğü vardır bir de. Ceza Yasası'nın 312'nci, 159'uncu maddeleri, Terörle Mücadele Yasası'nın 8'inci maddesi gibi. Buralarda da top çevirmeyi severler.
En sevdikleri şey, sürekli korku pompalamaktır. Düşmanlık kültürü yaymaktır. Korku bezirganlarıdır bunu yapanlar.
Uyanık olalım.
Ama oyuna gelmeyelim.
Türkiye ne bölünür.
Ne parçalanır.
Ne de ortaçağ çukuruna düşer.
Kendimize güvenelim. Türkiye bu tuzakları boşa çıkaracak kadar güçlüdür. Tarihsel bilinç ve deneyimi zengindir. Gelişmiş ve büyük bir ülkedir. Üniter ve laik devletin bundan sonra korunması ancak demokrasinin aydınlığında ve özgür tartışmanın şeffaflığında mümkündür.
Onun içindir ki:
Avrupa yolunda takiye yapanlara, yani Avrupa'dan yanaymış gibi görünerek Türkiye'yi yolundan saptırmak isteyenlere kanmayın! Bugün hala askeri yönetim kışkışçılığı yapabilen egzantriklere ise hiç kulak asmayın!