HATIRLAYACAKSINIZ E. Büyükelçi Yıldırım Keskin'in anılarında, Kıbrıs'a çıkarma yapacağımız gün, Fransız meslektaşı Henri Crepin Leblond'un, kendisine "Aldınız başınıza belayı! Yirmi yıl sonra da, seninle bu konuyu görüşeceğiz" dediğini "Başınıza Ermeni sorunu çıkar, Kürt sorunu çıkar, Avrupa başınıza bela olur!" diye eklediğini aktarmış ve bunu şöyle yorumlamıştık: "Keşke Fransız diplomat Henri kadar gerçekçi, uzak görüşlü olabilseydik." (22 Temmuz 2001/Milliyet)
* * *
E. BÜYÜKELÇİ Ecmel Barutçu, bizim bu yaklaşımımızdan şu manayı çıkarmış: "Bundan çıkan mana, keşke Türkiye Kıbrıs'a çıkarma yapmasaydı, yani, Kıbrıslı Türkleri, Rumların kesmelerine seyirci kalsaydık, tıpkı 1963 - 1957 yılları arasında, Rumların, Türk cemaatına karşı saldırılar sırasında yaptığımız gibi, demekten başka bir şey değil..."
* * * DEMEK, bizim yazımızdan çıkan mana bu!..
Sayın Ecmel Barutçu yine de insaflı, böyle diyor ama, hemen de ekliyor: "Kastınızın bu olmadığını biliyorum, sizin böyle bir düşünceniz olamaz."
* * * SAYIN Barutçu, Rumların, Sırplardan, çok daha fazla fanatik olduklarını, Bosna ve Kosova'da Müslümanlara yapılan etnik temizliğin, Kıbrıs'ta Rumlar tarafından Türklere uygulanacağından emin olduğunu belirterek özetle şöyle diyor: "Yoksa, Kıbrıs'ta işler çığırından çıktıktan sonra çıkarma yapardık, demek mi isteniyor? Böyle düşünmek çok yanlış olur. Çünkü işler zaten çığırından çıktıktan sonra çıkarma yapıldı ve yapılmasaydı, Kıbrıslı Türkleri ne gibi akıbetin beklediği biliniyordu.
Ama, yine de toplumumuzda zamanla antipatik eğilimlerin doğması kaçınılmaz oluyor. Kıbrıs çıkarmasının üzerinden 27 sene geçti. O zamanlar önemini pek idrak edemeyecek yaşta olanlar, bugün 40 yaşını aşmışlardır ve bunlar toplumumuzun en dinamik kuşağını oluşturmaktadır. Bu kuşağın bilgisizliğine, ondan eski kuşakların da beceriksizliği eklenince, Türkiye'deki uzun siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle iç ve dış sorunların hallindeki başarısızlıklar dolayısıyla yaşanılan hayal kırıklıklarından Kıbrıs meselesi de elbette nasibini almaktadır ama, bunun faturasını Kıbrıslı Türklere çıkarmak reva mı?
Bir millet, milli davalarına sahip çıkmakla ayakta durur.
Kıbrıs meselesi yüzünden, Eremeni sorunu çıktı, Kürt sorunu çıktı diye, bir milli davadan vazgeçmek daha büyük felaketler getirmez mi?
Sorunların çözümü güçlü ve kudretli olmaktan geçer, el açmaktan değil.
Onun için Kıbrıs'ı bahane edeceğimize, güçlü ve kudretli olmanın yolunu bulalım diyerek yazımı, noktalıyorum."
* * * İŞTE bizim yazımızdan çıkması gereken mana, Sayın Barutçu'nun son cümlesinde saklı değil, apaçık ortada...
Fransız diplomatı haksız çıkarmak için, güçlü ve kudretli olmak için ne yaptık?
Birbirimizi yedik ve yiyoruz.
Bakalım şu "Han - ı Yağma"dan soframızda ne kalacak?