Senem Betil'in mesajını e - postamda bulalı 3 hafta kadar oluyor:
"Yaklaşık 18 ay önce kurduğum özel pasta üretim işimde özenli, kaliteli işler yapmaya çalışıyorum. Başımdan geçen bir olayı sizinle paylaşmak istedim.
Nişanlarını Anadoluhisari'nda Lacivert isimli restoranda verecekleri akşam yemeği ile kutlamaya karar veren genç çift nişan pastalarını bana ısmarladı. Genç çiftin isteklerine uygun olarak bol çiçekli, özenli bir dekorasyonla yaklaşık 70 kişilik bu davet için özel bir pasta yapıp Lacivert'e kendim teslim ettim.
Nişandan sonra beni arayan çift, 'Pastanın tadı çok güzeldi, ancak dekorunu beğenmedik' dediler. O kadar özenmiş ve özellikle çiftin isteğine uygun bol çiçekli bir dekor yapmıştım ki, bu telefonu garipsedim.
Genç çift pastanın parasını ödemeye geldiğinde, pastayı Lacivert'e göndermeden önce çekmiş olduğum fotoğrafı kendilerine gösterdim ve 'Dekorun nesini beğenmediniz?' diye sordum.
Nişanlı çift şaşkınlık içinde 'Bize gelen pasta bu değildi ki' dediler. Çıkarıp kendi nişan törenlerinde çekilen fotoğraflar arasından bir pasta fotoğrafı gösterdiler.
Pasta benim yaptığım pastaydı. Ancak büyük özenle yaptığım dekordan çiçekler sökülmüş, pastanın yüzeyi bozulmuş, çıkartılan çiçeklerin etrafına 9 adet mum konmuştu. Birlikte Lacivert'e gittik. Durumu anlattık. Benim ticari itibarımı zedeleyebilecek bu olay nedeniyle davetlilere özür mektubu yazarak gerçek durumu anlatmalarını istedim(...)"
Gerisini kısaca ben anlatayım:
Parayı Lacivert ödedi, ama...
Lacivert, nişan pastasının 190 milyon liralık ücretini genç çifte ödetmeyip Senem Betil'e kendileri ödemişler. Ancak özür mektubunun metninde anlaşamadıkları için, Senem'in tüm davetlilerden özür dilennesi talebi gerçekleşmemiş.
Bunun üzerine bana yazma gereği duyan Senem Betil, e - posta mesajını çok zor bir soruyla noktalamış: "Böyle bir şey sizin başınıza gelse ne yapardınız?"
Senem'in en az 2 katı yaşında olduğum halde mükemmelliyetçilikten bir türlü taviz veremediğim için herhalde çılgına dönerdim.
Bu olayı yazmak için neden 3 hafta beklediğime gelince... Konuyu kafamda iyice evirip - çevirme gereği duydum. Kimseye haksızlık etmek istemedim. Lacivert'in işletme müdürü Şerare hanımla hem asistanım İlkay Özcan, hem de ben görüştüm. Nişanlanan Nilüfer'le görüştüm. Senem'le görüştüm. Asistanım da aynı kişilerle birer - ikişer tur yaptı. Pastanın önceki ve sonraki halinin fotoğraflarını istedik. Nişan ya da düğün pastasında olmaması gereken mumları hayretle gördük.
Dikilen mumların izahı yok
Sonunda vardığımız kanaat şu: Lacivert'in garsonlarından biri ya da birkaçı ya merak saikiyle, ya da doğum günü kutlandığını sanarak, (ya da daha önce bu tür pastalar kendi mutfaklarında yapıldığı için küçük bir ihtimal dahi olsa rakip geliyor psikolojisiyle) pastadaki çiçek buketlerinin bir bölümünü çıkartmışlar. Çiçekleri mum dikmek için çıkarttılar desek, mumların dikildiği yerle çiçeklerin çıkartıldığı yerlerin birbiriyle alakası yok.
Lacivert'in yazdığı özür mektubu taslağıyla Senem'in yazılmasını istediği özür mektubu taslağını da önüme koydum. Hatta bir ara Senem gereğinden çok mu titiz davrandı diye de geçti içimden.
Ve dün gazetemizde yer almasaydı, bana özel gönderildiği için asla sözünü etmeyi düşünmeyeceğim, yılın düğününe ilişkin Özyeğin ailesinin mektubuyla birlikte Chefs Restoran'ın sahibi Atilla Aksoy'dan gelen özür mektubunu görünce Senem'e yüzde 100 hak verdim. Zira Lacivert'in özür mektubu taslağında "nişan pastasında meydana gelen aksaklıklardan ötürü biz Lacivert olarak sizlerden kendi payımıza düşen özürü bir borç biliriz" deniyordu. Senem ise kendisinin pastayı annesiyle birlikte bizzat Lacivert'e teslim ettiğini, dolayısıyla kusurun kendisine ait bir bölümünün" bulunmadığında ısrarlıydı. Ve Aksoy'un özür mektubunu gördükten sonra ikna oldum ki yerden göğe haklıydı.