10 Ağustos 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Kafamda muazzam bir ordu var

     Fenerbahçe Zimbabwe maçında arkadaşlardan biri, "geleneksel Türk misafirperverliği" çerçevesinde Zimbabwe gol atınca hafifçe alkışlıyor. Derken omuz başından bir kafa uzanıp meşum bir ses tonuyla şöyle diyor:
     "Niye alkışlıyorsun kardeşim? Onlar Türkiye’yi bölmeye çalışıyor!"
     İşte tam da bu nedenle, Mesut Bey’in patlattığı "ulusal güvenlik sendromu" bombasının hedefi öncelikle ordu falan değil, Allah’ın Zimbabwe’sini bile ulusal tehdit olarak görebilenlerdir. Sendrom, ordunun değil, askerden daha asker olmuş sivillerin kafasındadır!
     
Ordu, ordu gibidir!
     Türkiye’de ordu, ordu gibidir. Bütün ordular varlığını "tehdit" miti üzerine kurar. Eşyanın doğası gereği, ordunun varolması için de böyle bir tehditin canlı olması, yahut canlı tutulması gerekir zaten. Bu, militarizmin temel mantığı olduğu için buraya kadar enterasan bir durum yok. Ama işte Türkiye’de siviller, sivil gibi değildir! Bundan bir kaç yıl önce "Güneydoğu’da artık siyasi çözüm zamanıdır" diyen ordunun ardından bu konuda bir politika üretildi mi? Ya da şeriat karşıtı toplu Anıtkabir seferleri, ordu "Siviller Türkiye’ye sahip çıksın!" dedikten sonra düzenlenmedi mi? Yani sivilerin hangi şahane (!) politikası orduya takıldı acaba? Yoksa o şahane politikalar üretilemeden sivil kafalardaki "ordu menkıbeleri" karşısında mı yamuldu?
     
Öldürmenin tarihi
     Araştırmacı Joanna Bourke’un Om Yayınları’ndan Türkçesi yayınlanan "Öldürmenin Mahrem Tarihi" kitabı 1’inci, 2’nci Dünya Savaşları ve Vietnam Savaşı’nda kullanılan askeri kuramları anlatıyor. Kitabı Türkiye’de (!) okuyunca "Yahu kitaba bak" diyor insan içinden, "Ordu üzerine herşeyi açık açık söylemiş kadın, bütün belgeleri çıkartmış ortaya. Bizde olsa..." Malum, "askerlikten soğutma"! Sonra düşününce insanın aklına şöyle bir tez geliyor: Sözkonusu orduların hepsi bir günah çıkartma zorunluluğu içinde. Zira hepsinin son resmi icraatı pek temiz değil. ABD’nin ordusu Vietnam Savaşı gibi bir saçmalık becermiş, Avrupa orduları gidip sömürge ülkelerini tepelemiş. Yani hepsinin "resmi"(!) tarihinde bir yamuk var, bizimki öyle değil... Türkiye ordusunun resmi tarihe geçen son işi, Kurtuluş Savaşı. Son derece meşru bir durum. Bu yüzden mi acaba? Yani psikolojik olarak orduyu tepelere bir yerlere koymamızın, üzerine öyle çok ileri geri konuşamamamızın sebebi bu mu? Omurgalarımıza kazınan o meşruiyet hissi mi?
     
Manisa’da bir asker-sivil
     Bu ülkede hiç askerlik yapmamış olanlar bile en az beş tane "Genelkurmay Binası’nın altında bilmem kaç kat varmış!" veya "Abi hazırlanmış binlerce savaş planları varmış" türünden ordu "menkıbesine" ziyadesiyle vÉkıftır. Siviller, belki de herhangi bir askerden daha hayrandır orduya. Erkeklerin ordu anılarını birbirine anlatışına bakın: Yarı efsane tadındadır hepsi; antimilitarist olsalar bile. Manisa’daki törende Tugay Komutanı tarafından aşağılanan, tartaklanan ANAP İl Başkanı’nın sadece "Burası ordu değil ki ama" diye ezilip üzülmesinin nedeni, beyniyle birlikte her yere taşıdığı ordu efsanesi, kafasının sivilleşememesi değil mi zaten. Siyasiler mi? Mesut Yılmaz’ın şikayetçi olduğu "ulusal güvenlik" meselesi "Milli Siyaset Belgesi"nde yazılıdır. Belgenin altında askerin değil, Mesut Bey’in imzası vardır.
     Ezcümle, askerin değil, sivilken askerden daha asker olanların meselesidir bu!
     
     ecetem@hotmail.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Devlet, asker, siyaset

Melih AŞIK
Mumcu pasifize

Fikret BİLA
Askerden önce...

Hasan CEMAL
Avrupa yolunda takiye yapanlar!

Abbas GÜÇLÜ
Abartının kimseye faydası yok

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesi nedir?

Sami KOHEN
Türkiye devrede kalıyor

Meliha OKUR
Teminat meselesi...

Tuncay Özkan
Müthiş Türk’ten anlayana, Türkiye mesajları

Hasan PULUR
Keşke Fransız'ı yanıltabilseydik...

Derya SAZAK
Kabinede aganigi görüşmeler

Meral TAMER
Nişan pastasına tüy (pardon) mum diktiler!

Ece Temelkuran
Kafamda muazzam bir ordu var

Tamer HEPER
Yönetici üç kişiden çok olabilir

Güngör URAS
Dövizde başarısız olan enflasyonu programlayamaz

M. Ali Birand
Bulgarlar nerede, biz neredeyiz...

© 2001 Milliyet