14 Ağustos 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Testus Mahalleliyus
Yaşamayı unutmamak

Dikkat!!! Testus bir sınav değildir... "Çoktan seçmeli testölerle "gırgır" geçmeyi amaçlamaktadır... Testus’taki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve doğru olanı bazen şıkların en komiğidir... Yanıtlar her Testus’un altında, göz ucundadır... Ezcümle, en iyi sınav testustan beterdir...

     AHMET TURHAN ALTINER

     Bu hafta meşum Marmara deprem felaketinin haftası. 17 Ağustos 1999, Türkiye’de trendin döndüğü gün. Gece mal mülk zengini yatanın, sabah kendini sıfırlanmış bulduğu... Şehirciliğin iflas ettiği, Türkiye’nin toprak rantı eğilimlerinin döndüğü... Yani, her alanda, her konuda "gidişatın döndüğü... Yirminci yüzyılın... Son... Büyük... Çok büyük... Depremi... Marmara Bölgesi’ni sallamıştı. On binlerce cana kıyarak... Gelişme ve çağ atlama umutlarına darbe vurarak.
     Peki, ne yapacaktık? Nasıl ki fay nedir, Richter nedir mecburen öğrenmiştik... İnsanca yaşama koşullarına ulaşabilmek için yeni terimler, yeni kavramlar nelerdi, bakacaktık. Canlarımız ve varımız yoğumuz için gerekliydi bu. Yenilerin yanı sıra üzeri tozlanmış kavramları üfleyecektik, altlarında ne varmış acep? Dayanışma... Gönüllülük... Mahalledaşlık... Sabahlar hayır olsun efendim... 1966 Haziran’ında da söylenmemiş miydi?. Bir Habitat toplantısında? Dayanışmanın dayanak noktası değil miydi mahalle? Çağdaş yurttaşlığın ilk basamağı olarak yeniden yapılandırılamaz mıydı mahalle?
     Hayran olunası iki katlı ahşap evleriyle... Düşük yoğunluklu... Oya gibi sokaklarından süzülerek... Herkesin beş dakikada kasaba meydanına ulaşabildiği... Herkesin komşu hakkına saygılı olduğu... Kimsenin güneşinin, havasının işgal edilmediği... Evlerin içine tabiatın ve su havuzlarının buyur edildiği... Safranbolu mahallelerine öykünmek... Güvenli ve güzel... Sabahları havuza, akşamları dansa gidilebilen çağdaş mahalleleri buyur etmek gençlere ve çok geçmeden kendimize... Hem güvenli hem güzel olana layık olduğumuzu hissederek... Çünkü eğer güzel olanı isteyemiyorsak, bu kendimiz için en iyisini istemeyi beceremiyoruz, o halde en sağlamını da isteyemeyiz demek değil midir?.. Ütopyalar en gerçek olanlardır; yani, en yalansız ve en gerçekçi... Buyur ola çağdaş mahalle ütopyasının yaşama sanatının önkoşulu olduğu testusuna bu kez de...
     
     1. Hatırlayalım... Adapazarı 1967’de 7,5 büyüklüğündeki bir zelzeleyle sarsıldığında genellikle iki katlı evlerden oluşan bir mahalle görünümündeydi. O depremde 89 kişinin öldüğü Adapazarı’nda, bu afette yerle bir olan çok katlı apartman binalarında ölenlerin sayısı binlerce. Deprem büyüklüğü ise 7,4. Apaçık ki, Adapazarı’nda artık aynı berbat şehircilik tekrar edilemez. 1985’te 8,1 büyüklüğündeki depremde on bini aşkın insanın ve binlerce binanın telef olduğu 20 milyon nüfuslu Mexico City ile bizim Adapazarı’nın çok önemli bir benzerliği var. Kestirebilecek misiniz, amigo?
     a. İkisinde de depremde hükümetler "siesta" yani uyku halindeydi.
     b. İkisinde de sivil toplum örgütleri afete devletten önce yetişti.
     c. İkisi de mümbit tarlalarında patates yerine "oto lastiği" üretmeye koyulmuştu!
     d. İkisinin de altı suydu. Adapazarı gevşek alüvyonlu toprak üzerine, Mexico City kurutulmuş göl yatağı üzerine kurulmuştu. İkisinde de merkezi ve mahalli politikacı, plancı ve uygulayıcıların affedilemez suçları su yüzüne çıkmıştı.
     
     2 Marmara depremindeki felakete giden süreci hatırlamaya devam edelim. Aşağıdaki karışık cümleler halinde duran üzünç sürecin şıklarını alfabetik olarak yeniden sıraya sokabilir misiniz?
     a. Hukuk profesörü sevgili İsmet Sungurbey hatırlatmıştı: Yazar Şevket Süreyya Aydemir, Marmara Bölgesi’nde yetiştirilecek sebze ve meyvenin tüm Avrupa’yı besleyebileceğini iddia eder, tarım alanlarının feda edilmesine karşı çıkarmış. Kim dinler? Tarım alanlarını koruma kanunu uygulanmadı.
     b. Marmara Bölgesi’nin mümbit toprakları kapkaççı endüstrileşme ve kentleşmeye kurban edildi. Oyun oy üzerineydi. Marmara Bölgesi’ne çekilen köylüler oy deposu olarak görüldü, genel veya yerel seçimlerde verecekleri oy karşılığında gecekondu yapmalarına göz yumuldu.
     c. Göç ne bir dinamizm ne de gelişme sağladı. Marmara Bölgesi’ne iş için gelen köylü umduğunu bulamadı. Düzenli bir iş yerine uyanıklığın ve kurnazlığın esas olduğu bir kapkaççı ortama uyum sağlama sürecine kapıldılar. Uygarlık üretemeyen sağlıksız bir kitle ortaya çıktı. Buna karşı çıkan aydınlar dışlandı, önerileri değerlendirilmedi.
     d. Adapazarı’nın altın patates tarlalarının yerine lastik fabrikaları yapıldı. Adapazarlılar’a "Tarlanızdan patates yerine lastik çıkacak" dendi. Sonuç, "zangır zungur" ufalanmış beton yığınları.
     
     3 Anayasa’nın merkezi ve yerel idare tanımı içinde yer almayan. Tüzel kişiliği, bütçesi, bağımsız gelir kaynakları bulunmayan... Bunlara karşın kentin örgütlenmesinde ilk basamak olan nedir?
     a. Mafya
     b. Mahalle
     c. Sivil (bence uygar dense daha iyi) toplum örgütü
     d. Hiçbiri
     
     4 Türkçe "özerk", yabancı dilden "otonom", yani kendini idare eden anlamındaki "muhtar"ın bizde nesi var, nesi yok?
     a. Mahallesi var, mahalli yok.
     b. Sorumluluğu var, yetkisi yok.
     c. Temsil yeteneği var, manevra alanı yok.
     d. Muhtarlık ödeneği var, özel bütçesi yok.
     e. Özel kişiliği var, tüzel kişiliği yok.
     f. Adı var, sanı yok.
     g. İşi de yok işlevi de yok.
     h. "İlmüyok," ilmühaberi var.
     i. Hepsi
     
     5 Bugün yetki alanı ilmühaber ve nüfus kağıdı örneklerini vermekle sınırlı olan mahalle muhtarlarının yetki ve sorumluluklarını belirleyen kanun hangi tarihte yapılmıştı?
     a. 23 Nisan 1920
     b. 29 Ekim 1923
     c. 15 Nisan 1944
     d. 12 Eylül 1981
     
     6 Köy muhtarlarının yetki ve sorumluluklarını belirleyen kanun, mahalle muhtarlarınınkinden daha eskidir ve 18 Mart 1924 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. İnanmayacaksınız belki ama köy muhtarının yetkileri mahalle muhtarınınkinden fazla. Nasıl?
     a. Köy muhtarı sizi evlendirebilir, mahalle muhtarı evlendiremez.
     b. Köy muhtarı sizi eğlendirebilir, mahalle muhtarı eğlendiremez.
     c. Köy muhtarı hükümetin temsilcisidir; mahalle muhtarı ise temcit pilavı gibi dördüncü sorudaki şıkları dile getirir durur.
     d. Hiçbiri
     
     7 Bugün herkes yoğun ve yoğunluk kelimelerini sıkça kullanıyor. Peki, şehircilikte "yoğunluk" nedir?
     a. Bina, zina ve kıyamet arasındaki ilişki.
     b. Şehirciler hektar (10 bin metrekare) başına insan sayısına "yoğunluk" diyor. Depremde mahvolan alanlar genellikle, hektara 700 kişi olarak yoğunluğu yüksek yerlerdi.
     c. Bir ülkede mafya tosunlarının hazine arazisinin ne kadarını sattıklarını gösterir çizelge.
     d. İmar affı sayısının partilere göre dağılımı.
     
     8 Yoğunluğu bilmenin yanı sıra, iki önemli terimi de bilmenin yararı var. Depremle ilgili, aldığınız nefesle ilgili, hava kirliliği ile ilgili... Can, sağlık ve güzellikle ilgili... Arsanızla üç boyutlu olarak binanız arasındaki hem güvenli hem estetik ilişkiyi ifade eden yüzdeler bunlar. TAKS ve KAKS. Peki, TAKS’tan başlayalım, TAKS ne ola ki?
     a. Bir can kurtarıcı köpek adı.
     b. Yeni moda "hey taksi," deme şekli, TAKS!
     c. Taban alanı katsayısı sözcüklerinin birinci harflerinden oluşan kısaltma.
     d. Arsanın yüzde kaçına ev konduralım, diye ortaya çıkmış bir oran. Örneğin, yüzde on (0,10) TAKS, 1000 metrekare arsanın 100 metrekaresine bina kondurabilirsiniz, demek...
     
     9 Peki, KAKS da ne?..
     a. Binadaki katların toplam alanının arsaya olan yüzdesi.
     b. KAKS, 2’den daha büyük oran haline gelince, yoğunluk çok artar. Depremde binalar birbirinin üzerine yıkılabilir. Havadan, güneşten alacağınız pay azalır.
     c. Kat alanı katsayısı sözcüklerinin birinci harflerinden oluşturulan kısaltma. Emsal de deniyor.
     d. Hepsi. Bir mahallede insanca yaşamanın minimum mekansal koşulunu, önerilen KAKS’ları karşılaştırarak bulabilirsiniz. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, yaşayacağımız mekanların her şeyini soruşturmalıyız.
     
     10 Şehirciliğimiz iflas etti. Şehirleşme uğruna yaptıklarımız boşa gitti. Bunun ana nedeni, insanca amaçlar taşımayan "ucuz şehirciliköti. Aşağıdakilerden hangisi bunu en iyi anlatıyor?
     a. Yoğunluk yüksek; altyapı birim konut başına çok ucuza getirilmiş; ya yok; ya yok denecek kadar az. Ya da istim arkadan gelsin misali, altyapı sonra idareten geliyor.
     b. Yoğunluğun yüksek, insanın ucuz olduğu şehirleşme.
     c. Türkiye’nin her yerinde kullanım amacı ve arazi niteliği gözetilmeden, kimliksiz, kişiliksiz, içinde hiçbir çeşitlilik barındırmayan şehircilik.
     d. Hepsi
     
     11 Safranbolu’nun değerlerini saptamak için konuştuğum şehir plancısı dostum Remzi Sönmez’e göre Safranbolu’nun sayısal şehircilik özellikleri hangileri?
     a. Safranbolu’da TAKS genellikle yüzde 25 (0.25).
     b. Safranbolu’da KAKS genellikle yüzde 50 (0.50).
     c. Safranbolu’da yoğunluk genellikle 100 (hektara 100 kişi).
     d. Hepsi: Haydi, kağıt kalem alıp, yaptığım tariflere göre ne büyüklükte bir arsada ne kadar inşaat yapabilirsiniz, hesap edin. Unutmayın 3 boyutlu düşüneceksiniz.
     
     12 Depremden mağdur olan bölgeler için Safranbolu’dakine benzer mahallelerden oluşan önerimin özellikleri neler olabilir?
     a. Genel olarak Safranbolu’daki TAKS, KAKS ve yoğunluğa benzer yüzdeler. Çeşitliliğe çok önem verilerek, yapım organizasyonu ve denetimi çok yüksek ve hiçbir zaman dört katı geçmeyen yapılarıyla, ama meydanıyla, aidiyet duygusuyla, modern duraklarıyla Safranbolu’dakine benzer mahalleler.
     b. Mahallelerde muhtar ve mimarın birlikte seçilerek, dar bölgeden belediye meclisine doğru işlevselleşebilecek bir desantrilizasyon modeli, yani yerel yönetimleri güçlendiren model.
     c. Bisiklet yolları ve mahalledaşların katılımlarıyla isteyebilecekleri "ekoyaşam"ın bütün gerekleri. Çocuk yuvaları, arboretumlar, sürekli peyzaj, havuzlar, tenis sahaları...
     d. Hepsi
     
     Yanıtlar:
     1) d, 2) b - c - a - d, 3) b, 4) i, 5) c, 6) c, 7) b, 8) c, d, 9) d, 10) d, 11) d, 12) d
     



 PAZAR


Seyyar alışveriş merkezi
KİM NE OKUYOR?..
Plaza’daki Akdeniz
’Sınırlarım çok dar’
"Tuvalet giyip göbek atamam"
Kıyafetler açık artırmada
Festivaller peş peşe
Tasarımın milli takımı
Şarap bağlarına günlük turlar
Bodrum’da rakı-balık
Yaşamayı unutmamak
Şarabın köpüklüsü
Klasikler yarışıyor
Savaş döngüsü yaklaşıyor...
Sanat REHBERİ
"Sistem bizi terbiye ediyor"
DVD / Selim BOY
C’est Byzance!
Bahçeni söyle kim olduğunu söyleyeyim
smanoğulları
İdeal erkek!
Timsah saldırısına uğrarsanız...
Gazozlu kadın sohbeti


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet