14 Ağustos 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




smanoğulları

Avrupa hanedanları gibi değildiler. Bankalarda milyonları yoktu. Son hükümdar bile fakr-ü zaruret içinde öldü. Oysa çıkarken hazineyi boşaltabilirdi. Bu onursuzluğu irtikab etmedi

     1917-1918 yılı dünyanın altüst olduğu bir dönemdi, hiç kimsenin aklına gelmeyecek şeyler oluyordu. Büyük devletlerin başındaki tanrısal gölge sayılan hanedanlar birbiri ardına tahtlarını ve yurtlarını terk ediyorlardı. Almanya ve Almanlar, imparatorluğu ve imparatoru benimsemiş bir camia değildi, Kaiser’in gidişi hadi neyse, ama Avusturya imparatorsuz düşünülebilir miydi? II. Nikola ve ailesi ülkeyi terk edemediler dahi... İngiltere, müttefiki yeni Rusya hükümetini (Kerenskiy başkanlığında idi) gücendirmemek için Çar ailesinin iltica talebini kabul etmedi. Kerenskiy ise tahttan ettiği ve elde tutup yurtdışına bırakmadığı hükümdar ailesinin hayatını ve emniyetini koruyamadı. Bir süre sonra Bolşevikler’in eline geçen ailenin feci akıbeti malum; Rus halkı ve tarihi uç noktalarda gidip geliyor, ihtilalden on iki sene önce St. Petersburg’da kışlık sarayda acımasızca taranan kitlelerin "Kızıl Çar" diye lanetlediği II. Nikola ve ailesi, bugün bu feci akıbetleri dolayısıyla "aziz" ilan edilmiş bulunuyorlar. Bu olaylardan dört sene sonra eski büyük imparatorluğun başındaki eski bir hanedan, Osmanlılar da tahtı terk etti. Devlet reisliği, saltanat bitmişti, ama uhdelerindeki hilafet devam ediyordu. Böyle ayrı bir hilafet kurumunun ne olduğunu, ne Ankara’daki hükümet ne de Halife Abdülmecid Efendi’nin kendisi anlamıştı. Nitekim bir süre sonra çatışma su yüzüne çıktı. 1924 Martı’nda hanedan tümüyle sürgüne gönderildi. Bu noktaya kadar I. Cihan Savaşı’nın getirdiği Avrupa dünyasının tahtsızlaşma süreci devam ediyordu. İngiltere ve İskandinav krallıkları ve Balkanlar’ın dışında Avrupa aniden cumhuriyetler kıtasına dönüşmeye başladı. Macaristan’da ise taht boştu. Adriyatik’le bağı kalmayan ülkede donanmasız amiral Horthy, kralsız bir tahtın naibi olarak hüküm sürüyordu. Balkan kralları ise diktatörlere dönüşmüştü. Osmanlı saltanatının son yıllarında saray, siyasi hakimiyet merkezi değildi; parlamenter bir monarşi yerleşmişti; bu anlamda İngiltere ve İsveç gibi İskandinavya monarşileri ile bir benzerlik vardı. Eğer ülkede demokrasi yerleşmemiş ve parlamento feshedilmemişse bu yönetici fırkanın (İttihat ve Terakki) eylem ve politikası neticesiydi.
     Osmanoğulları Ailesi diğer Avrupa hanedanları gibi değildi. Muhtelif bankalarda hazır milyonları yoktu. Bizzat son hükümdar bile fakr-ü zaruret içinde öldü. Çıkarken hazineyi boşaltabilirdi, doğrusu bu onursuzluğu irtikab etmedi. Hanedan üyelerinin önce mücevherleri satıldı, sonra geçinmek için münasip işler bulundu. Bir yandan da sarayın Türkçe’si, adetleri, yemekleri yaşatıldı ve genç hanedan üyelerinin iyi eğitim görmesine dikkat edildi. Bu nasıl yapıldı? Mültecilik şartlarında son derece zordur. Galiba Osmanoğulları, dedelerinin ve mensubu oldukları milletin zor şartlara uyum yeteneğini tevarüs ettiklerini burada da gösterdiler. Elli yıllık sürgün döneminde Osmanoğulları, ne devlet ne millet aleyhinde kampanyalar yürüttü, ne Türkiye aleyhinde çalıştılar ne de maddi imkansızlıklara rağmen yüz kızartıcı bir hayat süren çıktı. Fransa, Osmanlı hanedanı üyelerine hükümran bir ailenin fertleri olduğunu belirten kimlik vermişti, hepsi bu. Hayatın güçlükleriyle boğuşan insanlar üstüne üstlük etraflarında kendi adlarıyla iş çevirmeye kalkan dolandırıcılarla da mücadele etmek zorunda kalıyorlardı. Bunlar mesela, "hem padişah II. Abdülhamid’in oğlu, torunu, falanım" diye cemiyet kurup para toplayan ne idüğü belirsiz biri olabiliyordu. Önce hanedan üyeleri (yani imparatorluk prensesleri, sultanlar ve çocukları), 1974 affıyla da erkek hanedan üyeleri (şehzadeler) affedilip dönebildiler. Çoğu emeğiyle yaşıyordu ve zengin olan birkaçı da kendi gayreti ve bilgisiyle bunu başarmıştı. Zira Batı ülkelerinde bizdeki gibi hortumlama yöntemleriyle servet yapılmıyor. Af kanununa öncülük edenler solcu denen Başbakan Bülent Ecevit ve koalisyon ortağıydı, zamanın milletvekillerinin ifadesine göre mani olmak için kulis yapanlardan birinin AP’li eski dışişleri bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil olduğu görüldü, anlaşılmaz olaylardır. Bugün hanedan reisi durumunda olan zat Osman Ertuğrul Efendi’dir, Sultan II. Abdülhamid’in torunudur. New York’ta yaşıyor. Eski Afgan Kraliçesi Süreyya’nın yeğeni Zeyneb Tarzi Hanım’la evlidir. Osman Ertuğrul Efendi’nin müzik ve tarih bilgisi eşsizdir. İstanbul’daki en kıdemli hanedan üyesi, son hükümdar ve son halifenin müşterek torunu olan Neslişah Sultan’dır. Osmanlılık mazideki rejim ve tarihtir, ama hanedan üyelerinin diğer Avrupalı hanedan üyelerinden (Habsburglar, Romanovlar vs.) daha seçkin, eğitimli, prestijli olduğu bir gerçek. Bir yanıyla çok daha halka yakın kişiler. Bu durumda onlara ancak kıvanç ve sıcak bir yakınlık duyulur. Türkiye’de saltanat ve hilafetin avdet edeceği endişesi, kuru gürültüdür. Kimsenin böyle bir iddia ve gayreti yoktur. "Kubbede baki kalan hoş seda" gibi hafif sloganlara da lüzum yoktur. Tarihin sedası hoş olmaktan çok gök gürültüsü gibi hacimli ve bitmeyen bir yankı gibidir. Geçen altı asır; komşu yirmi küsur halkın ve en başta bizim tarihimizdir. Ona sıcak bir ilgi, bilimsel bir araştırma ve düşünce ile yaklaşmamız gerekir.
     



 PAZAR


Seyyar alışveriş merkezi
KİM NE OKUYOR?..
Plaza’daki Akdeniz
’Sınırlarım çok dar’
"Tuvalet giyip göbek atamam"
Kıyafetler açık artırmada
Festivaller peş peşe
Tasarımın milli takımı
Şarap bağlarına günlük turlar
Bodrum’da rakı-balık
Yaşamayı unutmamak
Şarabın köpüklüsü
Klasikler yarışıyor
Savaş döngüsü yaklaşıyor...
Sanat REHBERİ
"Sistem bizi terbiye ediyor"
DVD / Selim BOY
C’est Byzance!
Bahçeni söyle kim olduğunu söyleyeyim
smanoğulları
İdeal erkek!
Timsah saldırısına uğrarsanız...
Gazozlu kadın sohbeti


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet