14 Ağustos 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ




ERDOĞAN’IN ‘DEĞİŞTİM’ SÖZLERİ İKNA ETMEDİ
Tayyip’te uzlaşma ruhu yok

Uzmanlara göre, Erdoğan bir süre sonra, "Ben yeni değilim, yeni olduğumu size medya söylüyor, ben eski benim" diyebilir. Erdoğan’ın, "yenilikçi" olması, "uzlaşmacı" olması anlamına geliyor. Ama uzlaşmacılık ruhu, Kasımpaşalılık ruhuna ters

     Önay Yılmaz - ARTILARI EKSİLERİYLE Tayyip Erdoğan / 1

     Gerçekten değişti mi?
     Recep Tayyip Erdoğan... Kamuoyu, onu İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde tanıdı. Özellikle de Belediye Başkanlığı sırasında icraatlarından çok, hocası Necmettin Erbakan’a bile "pes" dedirtecek radikal çıkışlarıyla... Şimdi Erbakan ile yollarını ayırıp, "yeni oluşum" adı altında kolları sıvayarak işe koyulan ve partisini kurma çalışmalarını tamamlayan Erdoğan, gerçekten değişti mi? Erdoğan’ın ne kadar yenilikçi, ne kadar değişimden yana olduğunu uzmanlara sorduk. Kamuoyunca oluşan imajını, bunların avantajlarını ve dezavantajlarını mercek altına yatırdık.
     
     Ankara Üniversitesi İletisim Fakültesi’nden siyasal imaj uzmanı Dr. Nuran Yıldız’a göre, imaj dendiğinde asıl önemli olan, sanıldığı gibi neyin göründüğü değil, neyin görünmediği... Türkiye’de siyasetle medyanın, "star sistemi" işleyişinin örtüştüğünü söyleyen Dr. Yıldız, "Yenilikçi Erdoğan", "Kurtarıcı Derviş" imajlarının, medyanın ve kamuoyunun beklentilerinin ortaklığı sonucu ortaya çıktığı görüşünde. Yıldız, "Hergün pek çok yıldız yaratılır. Ama, çok azı Türkan Şoray ya da Hülya Avşar gibi her dönemin yıldızı olur. Kalıcı, olumlu ve onaylanabilir imajlar yaratmak, siyasetçinin maharetiyle ilişkili. Medya, politikacının imajını çatışmalarla kurar: Yenilikçi - gelenekçi, genç - yaşlı, sağcı - solcu gibi. Seçmenin beklediği imajla, Erdoğan’ın ortaya koyacağı imaj ne kadar örtüşecek? Bu örtüşme oranı Erdoğan’ın siyasi geleceğini belirleyecek" diyor.
     "‘Yenilikçi’ imajı bugün için avantaj gibi dururken, zaman içinde tutarsızlığa dönüşme tehlikesi taşımakta ve ‘takiyeci’ benzetmesi eşikte beklemektedir" diyen Yıldız şöyle devam ediyor:
     "‘Değişim’ ve ‘yenilikçi’, Erdoğan’ı destekleyen kesimlerin mesafeli durduğu kavramlar. Bir süre sonra, ‘Ben yeni değilim, yeni olduğumu size medya söylüyor, ben eski benim’ derse şaşırmayalım. Erdoğan’ın ‘yenilikçi’ olması demek, ‘uzlaşmacı’ olması demektir. Ama uzlaşmacılık ruhu, Kasımpaşalılık ruhuna ters. Dikkatli bir gözlemci, Erdoğan’ın yenilikçiliğe, Erbakan’dan daha uzak olduğunu görür"
     
     Yeniliği, Milli Görüş’ü bölmesi
     İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden siyaset sosyologu Prof. Dr. Nur Vergin’e göre, "Erdoğan değişmiş değil." Prof. Vergin, "Böyle bir şey uydurulmuştur. İşimize geldiği zaman, herkes değiştiriliyor. İnsanlar değişir, ama ‘ben değiştim’ demekle olmuyor. Bana göre şu anda değişmiş değil" diyor.
     "Peki yeni olan nedir?" sorusuna Vergin’in yanıtı şöyle: "Açıklama yok ve gayet muğlak. Bunun iki nedeni var: Birincisi, ne kadar az konuşursa, o kadar az pot kırar. İkincisi de, Türkiye’de değişim, yenilikçi dedin mi, millet peşinde. Bu kadar genç nüfusu olan bir toplumda, tabii ki ‘statüko’ demeyeceksin. Değişim, devrim, dönüşüm, yenilikçi kulağa hoş geliyor. Her hanede sofraya oturulduğunda, çocuklar aile düzeninin değişmesini istiyor. Burada yeni olan şu: İlk defa olarak, Milli Görüş bölündü. Homojen blok halinde olan bir partiyi bölmek yeniliktir."
     Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Ahmet Sözen, toplumun "hatırlama zamanı" diye bir kavram olduğunu belirterek, "Bu süre, Türkiye’de daha kısa" diyor. Sözen’e göre, ülkemiz başka bir ülkenin bir ayda yaşayacağı şeyi, iki günde yaşıyor. Sözen, Demirel’in dediği, "Dün dündür, bugün bugün" olgusunun, Erdoğan’ın lehine çalışabileceğini, geçmişteki sözlerinin zamanla unutulabileceğini söylüyor.
     İslami gelenekten gelen bir insanın, şimdiki söyleminin kafalarda bazı soru işaretleri uyandırdığını anlatan Sözen, "Zaman içinde, belki o eski misyonlarını kaybedip, Batılı hıristiyan demokratlar gibi olabilirler. Türkiye’deki İslam, aslında reforme olmuş bir İslam. Bazı köktendinci ülkelerle kıyasladığınız zaman daha yumuşak. Bu açıdan, Türkiye’de müslüman demokrat bir partinin oluşması çok daha mümkün. Ama, ‘Tayyip Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı bu mu?’, açıkçası bilmiyorum" diye konuşuyor.
     
     Tutarlı değil
     İstanbul Tıp Fakültesi Liyezon Bilim Dalı Başkanı psikiyatrist Prof. Dr. Sedat Özkan da, gerçek bir değişimin söz konusu olmadığı inancında. "Değişmek gereğini hissetmiştir diye düşünüyorum" diyen Özkan, "Diğer taraftan, değişkenlik çok fazla olursa, tutarlılık açısından soru işaretleri yaratır. ‘ Toplum öyle bekliyor’ diye, ‘değiştim’ söylemiyle ortaya çıkarsa tutarlı bulmam. Bazı konulardaki düşüncelerinin net olmadığı kanısındayım. Somut olarak neyin kastedildiği çok açık değil. Temel dezavantajı ise ideolojik yapısından geliyor. Belirli bir ideolojisi, çizgisi olan bir hareketin içinden gelen bir insan ve bu durum da sınırlarını çiziyor" diyor.
     
Geçmiş söylemi
•  Belediye Meclisi’nin ilk oturumunda "fatiha" okuttu.
•  Belediyeye bağlı tesislerde, içkiyi yasakladı.
•  Osmanlı’daki gibi "vize" uygulamasını önerdi.
•  Atatürk rozeti takan sanatçı Cem Özer için, "Atatürk’ün dalkavuğudur" dedi.
•  Normal liselerde, imam hatip müfredatını okutucaklarını ilan etti.
•  "Taksim’e cami yapacağım" ve "İstanbul’un imamıyım", "Kuran’ın ortaya koyduğu bir ölçü var. Dolayısıyla buna göre örtünür kadın" dedi.
•  "Demokrasi araçtır", "Referansım İslamdır" ve "Ben şeriatçıyım" dedi.
     
Bugünkü söylemi
•  "Ben değiştim. Gelişmelere, çağa ayak uydurmak lazım. Çocuklarımı da onun için Amerika’da, İngiltere’de okutuyorum. Bunlar değişimin işareti..."
•  "Dinci siyaseti bıraktık"
•  "Şeriat devletini ciddiye almıyorum"
•  "Türkiye’de din - devlet ilişkilerinin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesinde tek çözüm laiklik"
•  "Benim hedefim bütün ülkeyi, herkesi kucaklayacak bir oluşum. Türkiye ve bayrak sevgisini aşılayan, herkesi Türkiye paydasında bütünleştirmeyi hedefleyen bir parti..."
     
Değişmesi tıbben mümkün değil!
     Prof. Dr. Özcan Köknel, değişim imajına psikiyatrist gözüyle yaklaşıyor ve bir insanın 40 - 45 yaşına kadar edindiği kimliğinin, ani bir kararla değişemeyeceğini, bunun bilime aykırı olduğunu, "Bunun mümkün olması, tıbbın da büyük başarısı olurdu" diyor. Prof. Köknel şöyle devam ediyor:
     "Patolojik durumlarda bile, bu tür değişimler çok uzun tedavilerle sağlanıyor. Patolojik olmayan bir durumda, yani o kişinin artık kimliği haline gelmiş birikimleri, davranış, tutum ve eylemlerine o güne kadar böyle yansırken, bugünden sonra değişik yansıması pek olası değil. Zorlayarak, bir değişme olabilir. Belirli bir amaca erişinceye kadar, bu zorlamayla ilgili tutum, davranış devam eder. Ama, o amaca eriştikten sonra, sanıyorum ki yavaş yavaş bu zorlamanın baskısı, etkisi ortadan kalkar. Eski kişiliğin bütün davranışları, tutumları, düşünceleri, yavaş yavaş yeniden egemen olur."
     
     YARIN: Karizmatik mi, kışkırtıcı mı?




 SİYASET


Tayyip’te uzlaşma ruhu yok
CHP’liler İnönü’yü ‘alaycı’ buldu
İşte Albayrak yalanı
Telefonu dinleniyor mu?
Loto parasıyla parti kurdular
‘Yenilikçi’ partide altı türbanlı kurucu
Meclis Başkanı ‘veda valsinde’
Sahnede bakan var!
Müşerref’ten davet var!
Çiller: Soygun unutturuldu
Siyaset emanette siyasetçi tatilde
Genelkurmay’dan AGSK açıklaması
Çevre Bakanı kızını evlendirdi


 SAYFA BAŞI 




© 2001 Milliyet