LİGLER başladı, çok izlenir özel kanallar, futbol yorumu dükkânlarını açtılar. Geçen yıl kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Erman Toroğlu sanki hiç o koltuktan kalkmamış gibi. Aynı yerde ve aynı açıda durmuş. Sanki ışıkları söndürüp gitmişler, altı ay sonra gelip açmışlar. Erman Hoca orada! İfadelerde en ufak bir değişiklik yok. "Kardeşim hesabını bileceksin" diye söze başlıyor.
"Oynat UĞur’cuĞUm" bu sene hakikaten oynatacak. Çünkü ilk programda Şansal Ağbi çok kızdı. "Yukarıda seyrettim, bantı hazırlamamışlar" dedi. Adam yıllardır bir öne, bir ileriye oynattı, kimse "aferim" demedi de, bir defa bantı oynatamadı kabahatli oldu. Vallahi bu yıl oynatır Uğur...
Turgay Şeren, Ziya Şengül ve Ahmet Çakar üçlüsü "negatif elektrik" yüklü. Biri konuşurken diğerinin bakışı, onu dinlemekten çok; "bitirsin de biz konuşalım" şeklinde. Ziya Şengül ve Turgay Şeren varken Ahmet Çakar’ın böyle her söze bir cevap vermesi pek hoşlarına gitmiyor. Sanırım ligin ilerleyen haftalarında bu negatif elektrik yükü daha da artacak.
Turgay Şeren, Gaziantep - G.Saray maçını dev ekrandan izlemiş ve gazetedeki yazısını öyle yazmış. Bundan böyle de sanırım deplasman maçlarını dev ekrandan seyredecek gibi. Çünkü bir işi de artık TV’de "reyting artırmak" olduğundan, yayına yetişmesi için deplasmanları feda etmesi gerekecek. Maça gitmeye gerek yok, on tane kamera her ayrıntıyı veriyor değil mi?
"Sİnyor Lucescu" bir başladı, hiç susmadan konuştu. Güntekin Onay iyi İtalyanca bilir, ama ona yetişmesi mümkün değildi. On cümle söylediyse, üçünü ancak tercüme edebildi. "Bir dakika hocam" dese de, Lucescu gaza basmış gidiyordu. Yani bu durumda onun konuşması ne işe yaradı ki?
Herkes hakemlere yükleniyor... Yine aynı terane. Şu Beşiktaş - Trabzonspor maçını ele alalım. Yani sankim "Çanakkale geçilmez"... Hakem hangi birine yetişsin? Bizde futbol sert oynanmıyor. Biz de tekme atılıyor beyler, tekme...