Krizin şirket değerlerini ‘anormal düzeyde’ düşürdüğünü belirten Sakıp Sabancı, bu ortamda Akbank’ta yabancılarla evlilik düşünmediğini söyledi
SONGÜL HATISARU
Borsada fiyatların anormal seviyelere gerilediğini söyleyen Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, Akbank deyince yabancı finansçıların yüzünün gülümsediğini, ama ortamın yabancılarla evliliğe uygun olmadığını söyledi. Kurum kültürü olarak yabancı ortaklığa en açık grup olduklarını hatırlatan Sabancı, Sabancı Grubu bünyesindeki Akbank’ın yabancı ortak arayışının sürüp, sürmediğine ilişkin soruya, "Fiyatlar ve her şey aşağı vururken, taban yapmışken, kızımızı böyle ucuz harcar mıyız?" yanıtını verdi. "Birleşme, büyüme daha büyük yapmanın zamanını ayarlamak lazım" diyen Sabancı, faaliyet gösterdikleri sektörlerdeki kan kaybını da şu sözlerle anlattı:
‘Şirketler ağlıyor’
"Çimento üretiyorum, gıda kollarım ayrı, tekstil kolları ayrı, kağıt, plastik bunların raporları bu masaya geliyor her ay. Ve geçen yılla mukayeseler geliyor. Şirketler ağlıyor, bunun faturasını sadece Sabancı vermiyor. 30 bin kişi veriyor. Toyotasa’da bağrı böğründe adam üretmediği zaman o adam mutlu olamaz kardeşim. Benim işçim mutlu değilse benim 17 tane yabancı ortağım mutlu değilse, olmaz."
"Benim 10 - 20 - 50 bin ortağım var... Singapur’da, Şikago’da, Alaska’da var" diyen Sabancı, şirketleri halka açarken yurtdışında tanıtım yaptıklarını ve "Bize güvenin" dediklerini ama sonunda hissedar olanların pişman olduğunu söyledi. Yabancı ortaklık konusunda da ‘durduklarını’ vurgulayan Sabancı, şöyle devam etti: "Çünkü güven yok, istikrar yok. Vatandaş ‘Bulgaristan’a gideceğim’ diyorsa, Ankara bunun farkında mı? Bu boyutlarda diyorum. Medyada arkadaşlarım var ki neler yazıyorlar şaşıyorum. Hatta şu köşe yazarları dört köşeli yazılar yazıyor, anlatıyor, anlatıyor... Televizyonda program yapanlar anlatıyorlar da anlatıyorlar. Reçete nerede?"
Türkiye’nin İMF’den 12 milyar dolar almak için harcanan çabayı hatırlatan Sabancı, Almanya’da tasarrufu olan insanların inancı olsa, kaynaklarını coşkuyla buraya getireceğini söyledi. Sabancı, "O kaynak Alman bankalarında büyük meblağlar halinde yatıyor. Bu kaynağın bize faydası olmuyor. Gelmiyor. Çünkü güven yok. Müteşebbislerde de güven yok. Ahmet’te yoksa, George’da olur mu?" diye konuştu.
‘Güven yok, yatırım da yok’
Sabancı Milliyet’in sorularına şu yanıtları verdi:
Sizce, AB’ye tam entegrasyon için siyasal demokrasi tanımının da yeniden yapılması gerekmiyor mu? Birileri gaza basıyor, aman daha geç kalırsak yazık olur diyor. Birileri de gizli gizli frenlere basıyor. AB’ye namzet ülkeleri sıraladığınızda Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Güney Kıbrıs var. Güney Kıbrıs’ta kişi başına gelir 17 bin dolar, bizimkisi 3 bin dolarsa hiç sebep arama. Siyasilere diyorum ki, ‘Bu durum şahane’ diyorsanız, dördünüz böyle devam edin. Sağda solda birleşin, Partiler Kanunu, Seçim Kanunu değişin. ‘Ölünceye kadar lider olacağız, padişah olacağız’ diyorsanız başka.
Ekonomik dengelerin yerine oturmamasında güven eksikliği vurgulanıyor. Krizden bir türlü çıkamıyor olmamız bu duyguyu yaratıyor olamaz mı? Huzur ve istikrar varsa, ülkelere yabancı sermaye gelir. Geleceği zaman evvela ruhu, ülkenin bugünü ve yarınını inceler, sonra kimle ortak olacağına bakar. Karşıdaki ortağı kendisine güven verirse, ortaklığa gider. İçeride güven eksikliği var. Yabancı gelmiyor. Borsaya da gelmiyor, çünkü Ankara’dan iyi haberlerde gelmiyor.
‘Tayyip zordan çıkan lider’
Sabancı, siyasetteki son gelişmelere ilişkin sorulara şu yanıtları verdi:
Tayyip Erdoğan’ın iktidar şansı olabilir mi? "Adnan Menderes çıktığı zaman 1949’li yıllarda, ‘İnönü varken Menderes nasıl gelebilir’ diyorduk. Aynı şey Turgut Özal için de söylendi. Zorlukların içinden yeni liderler çıkar. Bugünde Tayyip Bey çıkmıştır. Tayyip’in hamuru anane, töre maneviyat ağırlıklı yoğrulmuş. Peki bu iyi mi kötü mü? Bütün dünya ehemmiyet veriyor manevi güce. Akıllı kulanmak üzere maneviyat, anane töre çok önemlidir. Geçen pazar Avrupa’daydım. Sabahın köründe çıktım, bütün kiliseler gümbür gümbür. İnsanlar en mükemmel giysileriyle buraya coşkuyla gidiyor. Bunlar aptal mı? Hayır maneviyatın bir güç olduğunu biliyorlar. Bu güçten istifade etmek lazım.
Derviş, Boyner’le yola çıkabilir
"Tayyip beyden başka bir lider daha çıkmalı. O da başka bir nüansta olmalı. Derviş bey gibi bir insan gelmiştir, birikimiyle, lisanıyla, yaşıyla, dinamiziyle, vizyonuyla bizi 21. asıra taşıyacak bir insan. Derviş bey, partilerin birine girse... Ya da bir partinin lideri, ‘Ben artık çok başkanlık yaptım, gel sana vereceğim direksiyonu’ dese. Bu olmayacaksa, Derviş bey Cem Boyner gibi bir insanla yola çıkmış bir şey yapmıştır. Tekrar yeniden onlar yola çıksın. Bir alternatif çıkmış Tayyip Bey yola koyulmuş. İkinci alterntifimiz Derviş olabilir, başkası da. Ama bir alternatif olmalı ki yarışsınlar, halk nereye oy vereceğini bilsin. 30 yıldan beri hangi lider yerine kimi yetiştirdi, kimi hazırladı?. Bir yıl içinde birisini yetiştirsinler, Derviş değilse, başka bir derviş olsun ama birisini bul kardeşim."
‘Erdal İnönü daha dinamik olmalı’
"İnönü için alkışlar çektik. ‘Makamı bırakıyorum, ben gidiyorum’ dedi. ‘Allah’ dedim ben ‘ne güzel şeyler yapıyor biri’. Çünkü bazıları koltuğu yapışmış, ‘ben ölem ki gidem’ diyor. İnönü koltuğa bıraktı. Geçmişi var, rahmetli babası var. Ona daha dinamik olmak ve daha aksiyonlar yapan bir İnönü olmak yakışır. Alkışlarım duruyor. Koltuğu bıraktın gittin ama giderek alkışlar azalıyor, ‘neden yeterince dinamik değilsin’ diye. Daha dinamik daha açık olmalı. Sen İnönü’sün, sen profesörsün, geçmişin var, bakanlıklar yaptın daha köşeli bir görev yapman lazım. Sol cenahta ‘birleşmek zorundasınız’ diye söyleyecek bir adam olmasını bekliyorum. Hangi cenahta kim olursa olsun benim memleketim lider bekliyor.