
|


Kanal yes, reklam no
BİLGİN GÖKBERK
Revivo, İsrail’in YES kanalı için reklam filmi çektirmiş. Hamamda çekilmiş. Resmin altyazısı şöyle. Türk diye lanse edilen irikıyım, palabıyıklı, yarı çıplak adamlara bakın. Biz böyle miyiz ? Değiliz tabii. Ama irikıyımız. Üstelik yarımız palabıyıklıyız. Hamamda da yarı çıplak otururuz. Ceket, pantolon giyecek halimiz yok ya. Böyle eleştirilsek haklıyken, haksız çıkıyoruz. Sonra çok uzağa gitmeyin. Televizyondaki mesela Fenerbahçe - Galatasaray maçının öncesi, sonrası ve ortasındaki taraftar görüntülerine bakın. O hamamdakileri sarılıp öpeceğiniz gelir. Siz ne şirin, sempatik insanlarmışınız diye.
Duyuru
PİVOT bu pazar başlıyor. Yine 14.10, yine CNN Türk’te.
Bir Milano hikayesi 2000 aralığında Milano’da bir restorandaydım. Sevgilimle yemek yiyordum. Her taraf Inter bayrakları, flamalarıyla dolu. Restoran sahibi geldi. "Turco" dedi; "Senin yemeğin benden." Şaşırmıştım. "Niye" diye sordum. "Galatasaray’ın, nefret ettiğimiz Milan’ı İstanbul’da son dakikada penaltı ile yendiği maçta çok sevinmiştim. Ve o gün yemin ettim. İlk gördüğüm Türk’e yemek ısmarlayacaktım." Güldüm. "Gülme" dedi, "Ama sevgilin yediğinin parasını iki misli ödeyecek." Sonra devam etti; "O Şükür’ü bize santrfor diye itelediğiniz gün bir yemin daha ettim. İlk gördüğüm Türk’ün hesabını iki misli alacaktım." "Ama o pres yapar, çapraz koşar" falan diyecektim, daha doğrusu söze başlamıştım, sözümü kesti. "O önce işini yapsın" dedi, "Gol atsın. 2,5 milyonluk Milano’da en az 200 bin kişi var, pres yapacak, çapraz koşacak." Restoranın ismini ileride veririm. Yanlız giderseniz dikkat edin. Orada Hakan’ın yanında ilaveten Emre ve Okan da var. Gelen hesaplara dikkat edin.
Kıssadan hisse Fatih Terim anlatmıştı; "Yıllardır hep defans yaptık ve hep kaybettik. Kaybedeceksek hiç olmazsa hücum ederek kaybedelim dedik ve kazanmaya başladık. İşte UEFA Kupası. Ve Kopenhag’daki final öncesi. Bütün takım merak ediyordu. Tek forvet mi, çift mi oynayacağız diye. Üç forvet dedim. Hagi, Arif, Hakan ile başlayacağız. Çocukların o an suratlarına kan geldi. O anda da kazandık zaten maçı. Tek forvet deseydim de çıkmadan kaybedecektik. Hoca korkuyor diyeceklerdi." 29 Eylül’de Avrupa Basketbol Şampiyonası başlıyor. Avrupa’nın en yetenekli hücumcuları da Milli Takımımız’da. İlk maçın ilk beşinin açıklanacağı an çok önemli. Herkes Örs’ün ağzına bakacak. Korkuyor mu, korkmuyor mu ?
Alo Vedat Bayram Ulaşılamayan İl Müdürü Vedat Bayram dün aradı. İşte kelimesi kelimesine söyledikleri:
Şu anda Abdi İpekçi’deyim. Salon Basketbol Vakfı tarafından onarılıyor. Otopark’ı da zaten 1993’ten beri Gençlik ve Spor Vakfı kullanıyor. Otoparktaki işgalcileri üç günde kaldırdım. Altı senedir üç gün izin yaptım. Herkes sorumluluklarını yerine getirirse Avrupa Şampiyonası’na kadar yetişmeyecek hiçbir iş yok. Referansım Beylerbeyi Stadı’dır. Unutmadan, bu arada bana ulaşamayan sevgili Doğan Hakyemez altı senedir beni iki kere aramadı.
Rahat edelim Norveç’e beraberlik golü Hakan Şükür’den. En son golü 11 Ekim 2000’de atmış golcü. Şükür’ü bilirsiniz. Her golünü bir derneğe, vakfa veya annelere, babalara bağışlar. Ve golüne ayrı bir anlam kazandırır. Kimse de sormaz, soramaz. Gol karın doyurmuyor. Git kırdır şunu, parasını getir demez nedense. Gol zaten kendi başına anlamlı, önemli. Hakan hisli, duygusal çocuk. Pozisyona girince nereye bağışlasam diye düşünürken golü de kaçırıyor. Golleri zaten Leonardo da Vinci’nin resimleri gibi oldu. Az ve öz. Ve tabii kıymetli. On ayda bir attığı için de anlamlı. Zaten ekonomik ve sosyal sıkıntılarla boğuşuyoruz. Her türlü duyguyu da bol bol yaşıyoruz. Golü gol olarak seyretmek istiyoruz. Sadece gol. Ne golüne, ne kendine, ne bize anlamlar yükleme. Bırak rahat edelim. Senden gol bekliyoruz, bağış değil.
Floransa hikayesi Floransa’da bir barda görmüştüm karikatürü. Bir köpek futbol sahasına girmişti ve sahadaki bir ağacın altında bacağını kaldırıp çişini yapıyordu. Ağacın suratı Can Bartu’ydu. Altta da kısa bir yazı: Dün bir köpek sahaya girseydi Bartu’yu ağaç zannedip ayağına işeyebilirdi. Ama maçın yıldızı da o köpeğin ayağına işeyeceği ağaçtı. İki golün pasını verdi, bir gol attı. Futbol tabii değişti o günden bu güne. Ama İtalya’daki futbolcuya bakış açısı değişmedi. Önemli olan futbolcunun işini yapması. İşte bu yüzden Can Bartu ismi 30 sene sonra bile tüm İtalya’da Türkler’e en azından bedava kahve içirirken, Milano restoranlarında Hakan Şükür yüzünden iki misli hesaplar geliyor. Üstelik oynadığı senede.
Birkaç dolar için Galatasaray’ın Sofya rövanşı kritik. Bence elerler gelirler. Aksi olursa mı ? Şampiyonlar Ligi’nden gelecek frankları belki kaybederler ama elli dolar kazanırlar. Sorduk, araştırdık. Sofya - İstanbul Türk Havayolları tek yön 165 dolar. Sofya - Bükreş Romen Havayolları tek yön de 139 dolar. 25 dolar fark var. Lucescu’yu, çok beğendiği Bülent Akın ile beraber İstanbul yerine Bükreş’e gönderirler, elli dolar farkı da cebe atarlar. Bu parasızlıkta iyi para vallahi.
Pes Galatasaray’da sarı ve kırmızı kartlara ceza uygulanacakmış. En düşük ceza da 2,5 milyar lira olacakmış. Pes. Şeytanın, pardon IMF’nin bile aklına gelmezdi bu. Almadan vermek bu olsa gerek. Alttaki konuşmaya hazırlıklı olalım:
Futbolcu: Hesabımı getirir misiniz lütfen ?
Yönetici: İki sarı, bir kırmızı, sekiz milyar.
Futbolcu: Hesaptan 10 milyar düşün. Üstü kalsın.
Can çekişirken Galatasaray, üstelik milli oyuncuları Oslo’dayken Berlin’de İtalya şampiyonu Roma ile 1 - 1 berabere. Ne tuhaf takım şu Galatasaray. Bütün Türkiye, rakipleri, hatta Süren’i, yönetimi, Cansun’u, Lucescu’su, yok etmek için uğraşıyor, başaramıyor. Ölmüyor, ölmüyor, ölmüyor. Can çekişirken bile Roma ile 1 - 1. Daha doğrusu can çıksa bile huy çıkmıyor. İşte buna sinirleniyoruz zaten. Düşünün Fatih Terim, Emre, Okan, Hakan, Fatih Akyel, hatta Tugay. Hatta hatta Filipescu yerinde kalsa, bir - iki takviye ile bu takım Avrupa şampiyonu olmaz mıydı ? İsyan etmekte haksız mıyız?
bilgingokberk@mail.com
SPOR


Kartal'dan son bomba
Haftanın Analizi
At yarışları
2008’e talip var
Milli Takım Almanya önünde
İkinci Lig
Rodman mahkum
Hollanda seferi
"Dönüm maçı Bursa"
Sürprize devam
POPESCU DA GİDİYOR
Horoncu Sümer!
Güneş'ten tam not
Fener maçı Cengiz’in
CAFER: ‘Kandırıldım’
Havuzda boğulduk
Şampiyonlara kadro
Brezilya galip
Kanal yes, reklam no
Lucescu zorlukları
SAYFA BAŞI

|
|
|