Sandalyeleri, masaları ve ocakçısı ne kadar köhne olursa müdavimi olması o kadar tatlı olan o kahvelerden birinde oturmaktalar. Öyle huysuz huysuz, öyle tatlı tatlı konuşmakta iki ihtiyar. Biri çıkışıyor öbürüne:
"Dolar alacaksın Zihni Bey, dolar diyorum!"
Öbürü hiç oralı değil. Etrafına bakıyor huysuz huysuz. Rüzgarın çapkını, kızların eteklerine değdikçe hiç istifini bozmadan ve elbette bakmıyormuş gibi yaparak... Anlarsınız işte, sırf gözünün zevkine...
"İyice kocadın sen Zihni Bey, kocadın diyorum. Dinliyor musun sen beni?"
Zihni Bey celalleniyor aniden:
"Sıktın ama Hüsnü Bey! Yeter be! Sen hiç tenezzül etmemek diye bir şey duymadın mı? Tenezzül etmiyorum kardeşim! İster çatla ister patla, almıyorum dolar molar!"
Homurdana homurdana sakinleşiyor Zihni Bey. Tek başına, bir kahvenin sotasında "Tenezzül Etmeme Eylemi" yapıyor. İdeolojik mi? Değil. Öyle gıcık olsun diye tek kişilik, IMF karşıtı bir "ahlak" üretmiş; ülkesi gidişatıyla inatlaşıyor.
"Krizle gelen değişim" söylencesi
Dolar kuru izlemekten beyin fonksiyonlarını yitirmiş para meczupları hariç hemen herkeste kusma hissi yaratan dolar muhabbetinin kıyısında yazıp çizen insanlar bir süredir "Türkiye krizle büyük bir değişim yaşayacak" diyor.
Peki nasıl insanlar olacağız artık biz? Bugünlerde sevgilileriyle bile dolar kuru konuşan küçük hesapların insanları tükenecek mi krizde? 1980 sonrasında doğan "oyunu kuralına göre oynama" miti yoğun işten atılmalarla kıymetini kayıp mı edecek? İnsanların parasızlık, geçim güçlüğünün yanısıra bugünlerde yaşadığı ihtiyaç bu değil mi? Yeni bir toplumsal ahlak ihtiyacı!
Yeni oğlunu arayan ülke
"12 Dev Adam" reklamında "iyi eğitimli, pırıl pırıl basketçi delikanlılar" temasının başı bağlı teyze, simitçi, köfteci ile birlikte kullanılması boşuna değil. Türkiye, kendisini kurtaracak, evinin direğini yeniden doğrultacak yeni "genç erkek" resmini çizmek istiyor. Türkiye çok da bilinçli olmayarak, bu büyük aileyi kurtaracak "oğlunu" arıyor. Bu reklamın haber bültenlerinde en ince ayrıntısına kadar tekrar edilmesi, sporcularla yeniden ve yeniden röportaj yapılması, farkedilen ve paylaşılan bu ihtiyacın doyurulması için büyük bir olasılıkla. Şifo Mehmet'in jübilesinin devlet büyüklerini bile içinde eriten dev bir organizasyona dönüşmesi ve insanların sürekli, istemdışı olarak bundan bahsetmek istemesinin nedeni ne? Çuvallamış "12 Eylül Sonrası insanı" portresinin yerine yeni bir erdem tablosu asmak istiyor insanlar. Tek başına "Tenezzül Etmeme Eylemi" yapamayacak olanlar, "Ben yapsam başkaları yapmaz" diyerek etrafından korkanlar, "yeniden iyi insanlar olmayı" beklemiyor mu gizli gizli? Türkiye umutsuzca yeni erdemler çizelgesini arıyor. Yeni ahlakını... Açlığı da mutsuzluğu da yenecek olan...