18 Ağustos 2001 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Geride kalanın hali içler acısı

     Toprak, taş, ağaç sanki derinlerden gelen şöyle fısıltıları yansıtıyor gibi:
     "Ben yaşamak istiyorum;
     Söyleyecek çok şeylerim var.
     İnsanlara ve Allah'a.
     Ben yaşamak istiyorum;
     Hayata doymadım henüz...
     Ü.Y.Oğuzcan"
     Yukarıdaki dizeler, söylem olarak değil ama 17 Ağustos'ta yaşamlarını yitirenlerin zihinlerinden geçen son düşüncelerdi belki de...
     Nazım Hikmet de "o anı" yazmıştı:
     "Bir gece yahut bir öğle sıcağında...
     Nasıl? Ve ne olacak
     Ölenin son duyduğu ses, son gördüğü renk?..."
     17 Ağustos 1999 depreminde yitirdiklerimizi, saygı ve rahmetle anıyoruz.
     Ya kalanlar?..
     Nazım Hikmet'in şöyle tanımladığı kalanlar:
     "Haber
     Çığlıklarla gelecek...
     Ve kalanı yalnız bırakıp gidecekler..."
     İşte "kalanların" halini görmek için deprem yörelerinde bu ilk günümüz.
     
Darbe darbe üstüne
     Adı Özcan Alka... Mesleği marangozluk...
     2 yıl önce, 17 Ağustos depreminde evini ve dükkanını kaybetmiş ve 17 yakınını... Zaman, acılarını azaltmamış ama yeni bir yaşam kurmaya çalışmış. FORD fabrikasına işçi olmuş. Son krizle bu kez de işini kaybetmiş. Özcan, 17 Ağustos depreminin vurduğu yörelerdeki insan manzaraları için bir simge. Önce deprem, sonra ekonomik kriz darbesi. Depremden hemen sonra da bu yöredeydim...
     
Haftada 3 gün iş
     Fabrikalar 1 ay süreyle üretim yapamadılar. Ama... İşçilerinin işlerine son vermediler. Üretimi düşürdüler, zorluklara göğüs gerdiler. Müthiş bir dayanışmaya tanık olmuştuk. Herkes birbirine yardımcıydı. Kısa sürede sanayi yeniden yükselişe geçti. Yüzde 80'e varan üretime erişti. Yaralar sarılmaktaydı. Ama... Bu kez de Şubat'ta ekonomik kriz vurdu. Sanayi ve ticaret kuruluşları "işçi çıkışlarını en alt düzeyde tutmaya" çalıştılar. 2 günlük haftalık tatilin yanı sıra, 2 gün de ücretsiz izin verdiler. Şimdilerde sadece 3 gün çalışılıyor... Vardiya sayısı da 1'e inmiş durumda. Tabii... Ne denli özen gösterilirse gösterilsin, gene de işsiz sayısı çığ gibi artmış.
     
Ruhsal patlama
     Bu ortamda yöre insanlarının psikolojisi de çöküyor. İzmit'te Psikolog Dr. Zümrüt Sevinç anlatıyor:
     "- İntiharlar, 3 katı artmış...
     - Sakinleştirici ilaç kullanımı 10 katı artmış...
     - Depremi geçirmiş olan hemen herkeste travmatik kalıntılar var.
     - İnsanlarının çoğu, ruh sağlığının sarsılmış olduğunun farkında değil.
     - Deprem türü travmatik durumlar, genellikle ikinci yılın sonlarından itibaren daha belirgin hale geliyor. Önümüzdeki aylarda psikolojik gerilimler artacak.
     - Ekonomik kriz de tüy dikmiş."
     
Aradaki fark üzücü
     Prefabrik evlerde yaşayanlar, sıcakta cayır cayır yanıyorlar, kışın ise donuyorlar. Yazın toz... Kışın çamur... Bayındırlık Bakanlığı'nın yaptırdığı kalıcı evlere bozuk bir yoldan gidiliyor. Tuvaletlerde genellikle klozetler, lavabolar kırık... Kapı tokmakları koparılmış, bazı kapılar kırılmış... Bazılarında, duvarlar parmakla itildiğinde dahi çukurlaşıyor. Binlerce konutun olduğu yerde okul, kreş, sağlık ocağı, market, eczane, hatta bakkal bile yok. Buna karşılık... Belediyenin ve özellikle Dünya Bankası'nın yaptırdığı kalıcı konutlar sağlam, bakımlı... Bütün sosyal tesislere sahip. Bu fark neden?
     
Utanç verici...
     10 milyar TL'ye ihale edilen yapılar, müteahhitten taşorana, taşorandan ikinci taşorana... Derken kalfaya... Maliyet 5 milyara düşüyor ve sonucu işte böyle oluyor. Bir kısım müteahhit de işi bırakmış gitmiş. "Kuralarda binbir dolabın döndüğü, siyasi torpilin işlediği" iddiaları var. Örneğin eğer partiden arkası yoksa, ağır depresyon geçirenlerin kuraları iptal edilip onlara bodrum katları dahi - keyfi - verilebiliyor. Ağır hasarlı binalara orta hasar belgesi veriliyor... Makyajlanıp "buyrun oturun" deniyor. Bu halleriyle artık 5 şiddetinde bir depreme bile dayanamazlar. İşte Nazım'ın sorguladığı "kalanların hali!.."
     
     gcivaoglu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türk, Türki, Türkiye

Fikret BİLA
Asker cephesinde durum ne?

Güneri CIVAOĞLU
Geride kalanın hali içler acısı

Can DÜNDAR
Çarşaflılar da değişiyor

Sami KOHEN
Buraları bir de işsizlik yıkmış

Meliha OKUR
Piyasa yapıcılığı sistemi...

Hasan PULUR
‘Ölmek mi, kalmak mı?’

Derya SAZAK
Orada kimse yok mu?

Meral TAMER
Ev! Başını sokacak ev

Ece Temelkuran
Derin bir küçümseme gülümseyişi

Tamer HEPER
Kat irtifakı kurulamaz (1)

Metin TOKER
Parayla değil ya..

Güngör URAS
Ankara Takımı Ayşe Hanım Teyzem’in paracıklarının peşinde

© 2001 Milliyet