Merkez Bankası, dün "17 maddelik" bir basın açıklaması yaptı. Mübarek, "basın açıklaması" değil, adeta bir köşe yazısı...
Okuduk, okuduk... Sonunda anladık işte!
Merkez Bankası dalgalı kurun inceliğini bir türlü anlatamadığı için sıkılmış olacak, bu yüzden diyor ki:
"Ey oyuncular, ey ahali... Biz, bildiğimiz yoldan şaşmayacağız. Öyle dolar yüzde 5 çıkmış diye müdahale filan etmeyeceğiz. Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Döviz kurunun düzeyi hakkında bir taahhüdü yoktur. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarını bozucu gördüğü gelişmelere karşı kullanacağı temel araç, ‘faiz’ haddidir. Merkez Bankası ‘program’ dahilinde ihale yoluyla döviz satar. Ve döviz kurunun aşırı oynaklık durumunda da hem döviz satabilir, hem döviz alabilir."
Özeti, Merkez Bankası gittiği yoldan vazgeçmiyor.
Ancak herkes bunu zaten kabullenmiş durumda. Bankacılara göre, teorik olarak bunları söylemek çok güzel. Ama ya uygulama? Üstelik arzın olmadığı bir piyasada acaba işler teorik açıklamalarla yürüyebilecek mi? O yüzden açıklamalar okundu ama kaygılar yitmedi, üstelik daha fazla arttı.
Ateşi söndüren kim?
Fakat döviz piyasasında iki gündür aktif olan bir banka gördük.
Akbank...
İki gün boyunca satıcı olarak piyasaya girdi. Tek başına ateşin düşürülmesinde büyük rol oynadı. Ya havuz bankaları? Onlar ne yaptı derseniz, boş durmadılar elbette...
Ellerinden geleni yaptılar, çalıştılar. Akbank, havuz sisteminde yer almıyor, acaba girecek mi? Havuz sisteminde yer alan bankalar gireceği umudunu taşıyor ama Akbank yöneticileriyle konuştuğunuzda başka bir hava esiyor.
"Her banka kendi başına..."
Görünen o ki, Akbank, havuza girmeyecek. Farklı bir strateji izleyecek. Bu strateji ne olabilir diye sorarsanız sözümüz belli; Akbank, yeniden çatısı oluşturulan piyasa yapıcılığı sisteminin kilit bankalarından biri olacak.
Çatı dedik, döviz ve faiz ayağına bakalım. Dövizde gerektiğinde piyasaya girme, faizde önemli bir partner olma. Çünkü 22 Kasım ve 19 Şubat krizlerinde çalışmayan bono piyasasını yeniden çalıştırmaya sağlayacak "piyasa yapıcılığı" sisteminden söz ediyoruz. Bu kez 10 banka bu işi üstlenecek. 7’si özel, ikisi yabancı, diğeri kamu. Özel bankalar, Akbank, Finansbank, Koçbank, İş Bankası, Vakıflar Bankası, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası.
Yabancı bankalar, Citibank, HSBC Bank.
Kamu, Ziraat Bankası.
Bilindiği gibi piyasa yapıcılığı sistemi 2000 yılı Nisan ayında 19 banka ile birlikte çalışmaya başlamıştı. 22 Kasım krizi Piyasa Yapıcılığı Sisteminin en önemli bankasını sistemin dışına itti. Çalışmayan birincil piyasa ikinci piyasada da çöküşü beraberinde getirdi.
Kurulacak sistem yine eskisi gibi. Ama birkaç küçük teknik ayrıntı var. Ve bunun üzerinde görüşmeler sürüyor. Eğer bu sistem yeniden kurulursa, hani, işlem hacmi yok diye anlattığımız bono piyasası var ya işte o piyasa biraz kendine gelecek.